Saygı Dizisi Çerçevesinde Adalet Kavramına Sosyolojik Bir Bakış

Herkes kendi adaletini kendi yaratabilir mi? Bu şekilde bir toplum yapısı var olabilir mi ya da devlet organları yerine belirli bir grup ’adaleti’ sağlayabilir mi?

Bu yazıda ‘Saygı’ dizisi çerçevesinde adalet kavramına sosyolojik bir bakış atacağız. Toplumsal düzlemde anomiye sebep olan  birçok konuyu dile getiren bu dizi bir grup insanı başkaldırı olarak toplumda soruna yol açan şahısları öldürmelerini ele almakta. Etik ve ahlaki yönü tartışılır ve göreceli olan bu diziyi konuşmak biraz zor aslında. Fakat ana konumuz dizi eleştirisi değil toplumda adalet kavramı olmasıdır.  Bu yazı boyunca ele alacağımız yapımlardan biri de Arınma Gecesi filmi olacak.  Günümüz toplumunda her gün işlenen kadın, çocuk, hayvan cinayetleri, tacizler, tecavüzler, şiddet ve daha pek çok sosyolojik sorun hatta insan hakları ihlali… Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda insanların kendi adaletlerini sağlama isteği sağlıklı bir iç güdü müdür?

Herkesin kendi adaletini sağladığı bir toplum yapısı, bir ütopya düşünelim. Böyle bir toplum var olursa herkes kendi adaletini sağlayabilecek kadar güçlü olur mu? Pek çok insanın aklından defalarca  geçen bir toplum yapısı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. En azından belirli bir grup insanın, toplumda adalet kavramının görece yetersiz kaldığı noktalarda devreye girmesi fikri birçoğumuza cazip geliyor olabilir. Saygı dizisinde gördüğümüz durum aslında tam olarak bu. Kamuoyunda gündeme gelen konulara cinayetlere, şiddete göz yummayıp çözüm arayan hatta bu yozlaşmış zihniyete ayak uyduranları kendi kuralları çerçevesinde cezalandıran bu  üçlüyü görmekteyiz.

Adalet Kavramına Sosyolojik Bir Bakış resim

Dizi çerçevesinde baktığımız zaman bu fikri destekleyen pek çok insan olduğu gibi karşı çıkan bir o kadar kişi olduğunu da görebiliyoruz. İçeriğe çok fazla girmeden yüzeysel bahsetmek gerekirse temelde, Saygı dizisi aslında duyarlılaşmaya yönelik bir çağrı. Kadın cinayetlerini, hayvan katlini, tacizi, küfürü, aşırı öfkeyi dizide hepsini tek tek görebiliyoruz. Toplumdaki yozlaşmanın çözümünü kendi adaletini sağlayarak arayan Ercüment Çözer’in yolu, toplumdaki sapkınlık ve kötülüklerin içine sıkışmış iki genç olan Helen(Miray Daner) ve Savaş(Boran Kuzum) ile kesişir. Aynı zaman da Ercüment Çözer’in çok yakın arkadaşı Yavuz(Erkan Can) da hikayede Ercüment’in yanında durup ona yoldaşlık eden, ona saygısızlık yapanlara yine saygısızlık yapan biri. Dizinin ana karakterinin mottosu ; “Şiddet nokta atışı olmalı, cezalandırılan neden cezalandırıldığını anlamalı!”

Bu çerçevede düşünüldüğünde karşımıza yine çağımızın en büyük tartışmalarından olan bir soru gelmekte ‘’ Şiddetin çözümü şiddet midir?’’ Sanıyorum bu tartışmaya kesin bir yanıt vermek olanaklı olmayacaktır.

Bu noktada incelenmesi ve kesinlikle değerlendirilmesi gereken yapımlardan bir diğeri ise Arınma Gecesi filmi olacaktır. Suç oranını yılın geri kalanı boyunca %1’in altına düşürmek için, “Amerika’nın Yeni Kurucu Babaları” toplum psikolojisi uzmanı Dr. May Updale ‘in (Marisa Tomei), kısıtlı bir bölgede, yalıtık bir toplulukta saldırganlığı bir gece boyunca dışa vurarak şiddet eğilimlerini boşaltma amacı deneyini onaylamıştır. Dr. Updale’in deneyinin amacı da, insanların içindeki tüm vahşi eğilimleri, müshil vermişçesine boşaltarak, yıl boyunca kendilerini kontrol altına alma olasılığını araştırmaktır. Deney ilk saatlerde tam olarak beklenen neticeyi vermeyince, işin içine siyaset girecek, deneyin mutlaka başarılı olarak gelecek yıllarda ülke çapında tekrarlanması için politikacılar olayları çığırından çıkarmayı başaracaktır.

Dizi ve film ana temada ortak noktada kesişmese bile sonuç olarak, bireylerin kendi adalaletini sağlama konusu işlendiği için sosyolojik önem taşıyan arınma gecesi deneyine değinmemek olmazdı.

Burada sorgulamak istenilen asıl konu;  adalet bir düzenleyici olmadan, yaslar çerçevesinde değil de bireysel kararlar doğrultusunda sağlandığı zaman toplumsal düzen daha mı iyi olacaktır? Yoksa anomiler ve yozlaşmışlık artarak toplum kaosa mı sürüklenecektir. Kesin bir yanıt verememekle birlikte insanı derin düşüncelere ve sorgulamaya iten bir konu olduğu gerçektir.

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”SOSYOLOJİ NEDİR?” yazısını okumak için tıklayınız.)

https://www.iyikigormusum.com/bir-anti-kahramanlarin-hikayesi-saygi https://ortakoltuk.com/film-elestirileri/ilk-arinma-gecesi-2 https://tr.wikipedia.org/wiki/Sayg_(dizi)

Yazar: Selin Sönmez

Merhabalar, ben Selin. Sosyoloji lisans mezunuyum. Bu platformda siz okuyuculara toplumsal düzlemde yer alan güncel problemleri ele alarak seslenmek isterim. Umarım severek okursunuz.

5 Yorum

Yorum Yap
  1. günümüzde sosyal medyadan bile yargı kararları değiştirebilmesi insanı bu konuda düşünmeye itiyor.
    güncel ve gündemde kalması gereken bir yazı olmuş.
    diğer yazılarını merakla bekliyorum, kalemine sağlık 😌

    • Selin’im harikasın kuzum😊
      Kalemin sağlam yolun açık olsun🙏💞

  2. Kalemine sağlık Selin abla gerçekten çok güzel olmuş😊😊

Web Site İçi Kaynakça

  1. Web Site İçi Kaynakça:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kıyaslama kapak

Kıyaslama: Mutsuz Olma Garantili Yöntem

bağımlılık png

Bağımlılık Hakkında Ne Biliyoruz ?