Aklî Meleke ve Suç

Sağlıklı olarak tanımlanan bireylerden genellikle bulunduğu ortama uygun davranması, sorumluluk sahibi olması, kontrollü ve bilinçli hareketlerde bulunması beklenir. Bireyler, sözü geçen beklentileri karşılayamadığında toplumdan uzaklaşır, uzaklaştırılır; çevresi sitem eder ya da kendi kendine şikayet eder. Bu şekildeki işlevsellik bozuklukları ile başlayan durumlar kişide ruh sağlığı bozukluğu olduğunun göstergelerinden biri olarak sayılabilir. (Her işlevsellik bozukluğu bir ruh sağlığı sorunu değildir, bazen sadece “insan” olduğumuz için yaşamamız gereken şeyler olduğunu da belirtmek isterim.)

Ruh sağlığı ve suç kavramları uzun yıllardır iç içedir. Suçu işleyen kişinin ruh sağlığında bir bozukluk olup olmadığını anlamak için ruh sağlığı uzmanları, bilirkişiler oldukça uğraş sarf ederler. Adli açıdan bir bireyin “ruh sağlığı bozuk” ibaresini alabilmesi için kişinin, doğruyu yanlışı ayırt edebilme yeteneğinin olmaması, sorumluluk sahibi olduğunun farkında olmaması, idrak etmekte sorun yaşaması gerekmektedir ve bunları suç işlediği sırada yaşamalıdır.

McNaughten Kuralları

İskoçya’da Daniel McNaughten adında bir kişi, 20 Ocak 1843 tarihinde dönemin İngiltere başbakanı olan Sir Robert Peel’i öldürmeye çalışır. Fakat bu saldırı sırasında Daniel McNaughten yanlışlıkla başbakanın özel sekreteri olan Edward Drummond’u öldürür. Bunun üzerine McNaughten sadece bir kez yapmış olduğu halk açıklamasında şu cümleleri söylemiştir :

Tory’ler (Sir Robert Peel’in içinde bulunduğu siyasi parti) beni zorladı. Beni takip ediyorlar, zihnimi huzursuz ediyorlar. Beni sürekli takip ediyorlar. Uyuyamıyorum, dinlenemiyorum.” 

McNaughten

McNaughten’ın açıklamalarından sonra kötülük görme (perseküsyon) sanrıları gördüğü anlaşılmış ve mahkeme süresince dokuz bilirkişi McNaughten’ın lehine olacak şekilde “ruh sağlığı bozuk” ifadesi vermiştir. Jürinin de bu ifadeyi onaylaması üzerine McNaughten yirmi yıl boyunca akıl hastanesinde tedavi görmüştür. Bu olay sonrasında House of Lords tarafından günümüzde de çoğu ülkede -bazı değişikliklere maruz kalarak- “McNaughten Kuralları” temelinde geçerliğini sürdürmektedir. Bu kurallar önce İngiltere’de daha sonra Amerika Birleşik Devletleri tarafından kabul edilmiştir. Ülkemizde ise 2004 yılında yürürlüğe girmiştir (Duman, 2020).

Psikologlar Mahkemede

Sigmund Freud ve  Hugo Münsterberg’in attıkları tohumlar sayesinde psikoloji biliminin ve adli vakaların alakalı olduğu kimi durumlarda ise iç içe olduğu görülmüştür. Psikoloji eğitimi alan çalışmacılar o dönemlerde farklı türlerde deney yapmışladır. Bazı zamanlar ise mahkemelerde psikolog veya bilirkişi unvanı ile bulunmuşlardır. Psikologlar sadece patolojik bir durum olduğunda değil görgü tanıklarının ifadesinin güvenirliği, tanık ifadesi alma, profil oluşturma, rehabilitasyon programı geliştirme gibi konularda da görev alırlar. Psikoloji ve adlî alanın gelişim ve birleşim döneminde öne çıkan isimlerden; James McKeen Cattell, William Stern, Karl Marbe, Albert Von Schrenck-Notzing örnek verilebilir. 

  • Albert Von Schrenck-Notzing

Meditasyon, hipnoz, telepati gibi olaylarla ilgili çalışmalarda bulunmuş psikiyatristtir. 1896 yılında bir cinayet davasına “adli psikolog” unvanı ile katılan Schrenck-Notzing, davada mahkemenin karar vermesine büyük ölçüde yardımcı olmuştur. (Duman, 2020). 

Davada bir adam üç kadını öldürmekle suçlanmaktaydı ve o dönemde bu dava ile ilgili çok fazla haber yapılmıştı. Bu haber kalabalığı dolayısıyla insanlar, özellikle tanıklar, olayı karıştırmaya başlamıştı. Schrenck-Notzing bu olayı Retroaktif Hafıza Tahrifi olarak açıklamıştır. Buna göre, insanlar, medyada gördükleri ve duydukları haberler ile gerçek hayatta olan olayları karıştırmaktadır. Bu ifadeden sonra mahkeme faili suçlu bulmuştur.

  • Karl Marbe

Düşünce psikolojisinin temsilcilerinden kabul edilen Marbe, Alman bir psikologtur.  Karl Marbe, 1911 yılında bir cinayet davasında rol almıştır.

Bu davada fail, dokuz yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz etmek ve onu öldürmek ile suçlanmaktadır. İki çocuk, öldürülen kız çocuğunun failini gördüğünü iddia eder. İfadesi alınan iki çocuğun vermiş olduğu ifadeler karşılaştırıldıktan sonra ifadelerin tutarsız olduğu görülmüştür. Bunun üzerine mahkemede görev alan bir psikolog araştırma bulgularını mahkemeye vermiş ve sonucunda çocukların önemli olayları hatırlamada zorlanabileceği, karıştırabileceği kanısına varılması üzerine sanık suçsuz bulunmuştur. (Duman, 2020).

Ceza Sorumluluğunu Etkileyen Ruhsal Bozukluklar

Ceza sorumluluğunu etkileyen, azaltan veya kaldıran maddeler Türk Ceza Kanununda 44-59. maddeler arasında yer almaktadır.

1. Piromani

Piromani, kişinin birden çok kez ve kasıtlı şekilde yangın çıkarmasıdır. Piromani tanısı almış kişi yangın çıkarırken veya yangını izlerken bu durumdan oldukça zevk alır, haz duyar. Bu eylemi yaparken herhangi bir intikam, siyasi düşünce etkisi altında kalmadan yapılması sebebiyle kundakçılıktan ayrılmaktadır. 

Piromanik kişilerin piromani dışında sanrılı bir bozukluk gibi aklını karıştıran, gerçeği ayırt etmesini zorlaştıran bir durum yoksa ceza sorumluluğu devam eder ancak cezalarına indirim uygulanır.

2. Kleptomani

Kişinin bir nesneyi, parasal değeri veya kullanımı açısından fayda sağlayıp sağlamadığı fark etmeksizin çalma bozukluğudur. Kişi, çalma işlemi sırasında oldukça gergin olup çalma eylemi gerçekleştikten sonra büyük bir haz yaşar.

Kleptoman kişilerin ceza sorumluluğu piromanik kişilerde olduğu gibi ceza indirimi koşulu ile devam eder. Bazı durumlarda bireyin rehabilitasyon merkezinde tedavisi ile tutukluluğu devam eder. (Soysal, 2015).

3. Şizofreni

Şizofreni, en az 6 aylık süreci kapsar. Sanrılar, varsanımlar, darmadağın konuşma, katatonik davranışlar ve negatif belirtiler ile süregiden bir bozukluktur. Şizofreni tanısı almış bireyler sanrı ve varsanı sebebiyle dış dünyayı yanlış algılama, gerçek ile sanrıyı ayırt edememe, gerçeklikten kopma durumları ile karşı karşıyadır. 

Genellikle yaralanma, yaralama, cinayet, kavga, ahlaki suçlar ile yargılanırlar. 1993 yılında yaşanan bir olaydan sonra Adli Tıp Kurumunun olay sonrası bulgusunda, “Şizofreni hastalarının takibi ve tedavisi yeterli ve düzenli yapılmazsa toplum içinde serbest biçimde olan hastanın toplum için tehlike oluşturabileceği” ifade edilmiştir. Şizofreni açılımı kapsamında ve psikozla giden diğer bozukluklar başlığının altında yer alan bozukluklar ve diğer alt tür tanılarına sahip bireylerin ceza sorumluluğunun bulunmadığı açıkça kaynaklarda belirtilmiştir. 

4. Fetişizm Bozukluğu

Kişinin altı ay boyunca cansız nesnelere ya da cinsel organ dışında vücudun bir veya daha fazla bölgesine devamlı biçimde cinsel olarak uyarılmasıdır. Bu nesne ya da organlar saç, kol, çorap, iç çamaşırı, ayakkabı olabilir. 

Fetişist kişilerin suçları genellikle sarkıntılık veya hırsızlıktır. Fetişistlerde toplum içinde fetişi olduğu bir uzva dokunma isteği veya fetişi olduğu bir nesneyi çalma dürtüleri görülür. (Yayla, 2007). Bir kadını takip edip topuklu ayakkabısını çalan bir fetişistin, suçundan önceki bir zamanda ayakkabı fetişizmi tanısı aldığından yargılandığı mahkemede indirim uygulanarak tutukluluğuna karar verilmiştir. (Cantürk, 2001). Buradan da anlaşılacağı üzere fetişizm bozukluğuna sahip bireylerin ceza sorumluluğu devam etmekte ancak cezalara indirim uygulanmaktadır.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”Suç Psikolojisi” yazısını okumak için tıklayınız.

Association, A. P. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM–5). American Psychiatric Association. ÇALIŞGAN, P. (2020), Türk Ceza Hukuku Ve Adli̇ Bi̇li̇mler Açısından Akıl Hastalığı, Yüksek Lisans Tezi, İnönü Üniversitesi. SOYSAL, H. (2015), Dürtü Kontrol Bozukluklarının Adli Psikiyatrik Yönleri, Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, Cilt: 7(1), 16-29. YAYLA, Y. (2007), 2001-2005 Yılları Arasında Şanlıurfa Adli̇yesi̇ndeki̇ Ceza Mahkemeleri̇ne Yansıyan Davalarda Ceza Sorumluluğu Kavramının İncelenmesi̇, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi. ADA, E.Ö., YAVUZ, E., CANTÜRK, G. (2001), Fetişizm: Bir Olgu Sunumu, Adli Tıp Dergisi, Cilt: 15(3), 30-32.

Yazar: Yaren Irmak Aydın

Merhaba, ben Yaren Irmak. Psikoloji bölümü lisans öğrencisiyim. Müziksever bir kedi annesiyim. Gezmeyi, seyahat etmeyi çok severim. Adli psikolojiye her zaman ilgi duydum, mümkün olduğunca sizlerle bu konu altında toplanmayı düşünüyorum. Kendimi iyi ifade edebilmeyi, sevdiklerimi sizlere de sevdirmeyi umut ediyorum.

11 Yorum

Yorum Yap
  1. Doğru kaynaklardan, doğru şekilde yararlanılıp hazırlanmış dolu dolu bir yazı. Sitedeki yazılar ilgi alanım olmasa bile kendini okutturuyor. Bu da o yazılardan biri. Yazar arkadaşa teşekkür ediyorum

  2. Ne kadar farklı ve güzel bilgiler emeğinize sağlık 🌼☺️

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

önyargı nedir

Önyargı Nedir?

BİR KÜÇÜK MOBBİNG MESELESİ kapak

Bir Küçük Mobbing Meselesi