Anksiyete Nedir?

Psikolojide, psikolojik olarak bilinen anksiyete, halk arasında kaygı bozukluğu olarak bilinmektedir. Kaygı, her insanın günlük yaşamında olan duygu halidir. İşte oluşan sorun karşısında hissettiğimiz duygular, ebeveynlerin çocuk yetiştirirken ki duyguları kaygıya bağlıdır. Aslında kaygı (anksiyete) bizi besleyen, büyüten bir duygudur. Ama fazla kaygı duyumunda olumlu durum hali olumsuz durum haline gelir. Böyle olduğunda ise insanın yaşam süreci bir kabusa dönüşebilir.

Toplumun %18’i anksiyete hastasıdır. Anksiyete hastalığı kadınlarda erkeklerden daha fazla görülmektedir. Çocukluk çağından beri devam eden olumsuzluklar, travmalar, mutsuzluklar artarak devam ettikçe anksiyete de artarak devam eder. Anksiyete bozuklukları DSM- IV’de alt başlıklar olarak ele alınmıştır.

  1. Yaygın Anksiyete Bozukluğu
  2. Panik Atak
  3. Özgül Bozukluk
  4. Sosyal Fobi
  5. Obsesif-Kompulsif Bozukluk
  6. Travma Sonrası Stres Bozukluğu

YAYGIN ANKSİYETE BOZUKLUĞU

Yaygın anksiyete bozukluğu isminden de anlaşılacağı üzere anksiyete türünün en yaygın halidir. Halk arasında kuruntu hastalığı olarak da bilinir. Bu bozukluğa sahip kişiler çokça süregelen endişe ve stres halindedirler. Kişi her olay karşısında endişe halindedir. Aile, iş, ekonomi, sağlık durumu, çocuklarına bakabilme durumu, yapacağı yemeği yetiştirebilme durumu, hayatının ileri günlerinde neler olacağı gibi düşüncelerle boğuşur ve duyduğu endişenin fazla olduğunun farkındadır ama endişesini kendini hafifletemez.

Yaygın anksiyete bozukluğu kişinin hayat kalitesini de düşürtmektedir. Anksiyete bozukluğunda kişi sadece kendi hayat kalitesini değil eşinin, çocuklarının ve diğer aile bireylerinin de hayat kalitesini düşürür. Aşırı endişe durumundan aile içi anlaşmazlıklar yaygın olarak görülmektedir.

YAYGIN ANKSİYETE HASTALIĞININ NEDENLERİ

Yaygın anksiyete hastalığının nedenleri tam olarak bilinmese de sebep olabilecek bazı unsurlar vardır;

  • Genler, aile içerisinde daha önce bu hastalığı yaşayan kişiler varsa, aile içindeki diğer bireylerde bu hastalığı yaşayabilir.
  • Yaşanan çevresel travmalar
  • Kalp, akciğer, tiroid ve şeker gibi hastalıklar
  • Kullanılan ilaçlar
  • Depresyon süreci
  • Özgüven eksikliği

gibi durumlar yaygın anksiyete hastalığını tetikler.

YAYGIN ANKSİYETE HASTALIĞININ BELİRTİLERİ

DSM-IV (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatiksel Kitabı) göre belirtiler şunlardır;

  • En az 6 ay süreyle her gün ortaya çıkan kaygı, üzüntü
  • Kişinin, endişesine müdahale edememesi
  • Huzursuzluk, aşırı heyecan
  • Yerinde duramama
  • Bir durum karşısında aşırı tepki gösterme
  • Uyku bozukluğu
  • Kas gerginliği
  • Ellerde titreme
  • Aşırı terleme
  • Dikkat bozukluğu
  • Bir hastalığı atlatmış veya hastalıkla yaşıyor olmak

 gibi belirtileri vardır.

YAYGIN ANKSİYETE HASTALIĞININ TANISI

Yukarıda belirttiğimiz anksiyete belirtilerinden en az üçünü bulunduruyorsa birey, en çok görülen belirtiler; ellerin aşırı terlemesi, kaslardaki gerginlik ve odaklanamama sorunu ve belirtilerin 6 ay veya 6 aydan daha uzun sürmesi yaygın anksiyete hastalığının tanısı için uygun görülür.

Bunun haricinde bu tür şikayetlerle gittiğimiz psikologların veya psikiyatristlerin aldığı anamnez (öykü alma), fizik ve ruhsal muayene ve gerekli laboratuvar incelemeleri ile tanı koyma kolaylaşır. Doktorun yapacağı anksiyete testi de tanı koymada yardımcı olacaktır. Bazı hastalar eklem veya kas ağrılarından dolayı doktora gider ve sonuç alamayabilirler. Bunun nedeni yaygın anksiyete hastalığının belirtilerinde de bahsettiğimiz kas gerginliği durumudur.

Alkol ve yasa dışı madde kullanımı aşırı olan bireylerde yaygın anksiyete tanısı konulmaktadır. Hipertroide eşlik eden tremor, terleme, hipertansiyon belirtileri kolaylıkla anksiyete tanısı alabilir. Anksiyete tanısında ayrıca ve gerekirse EKG, eforlu EKG, ekokordiyografi ve Doppler gibi ileri tetikler yapılabilir. Tümoral bir hastalık olan feokromositomada da  anksiyete belirtileri görülür. Anksiyetede terleme el, baş ve alındayken, feokromositomada terleme göğüs ve sırt bölgesindedir. Feokromositoma hastaları hareketsiz kalmak isterken, anksiyete hastalarında psikomotor etkinliği artmıştır.

Yaygın anksiyete hastalığında depresyon olmasa bile depresif hallerinde görülmesi mümkündür. Depresyon ve anksiyete hastalığı birlikte de görülebilir. Yaşam kalitesini etkileyen hastalığın depresyondan çok yaygın anksiyete hastalığı olduğu çalışmalar sonucu kanıtlanmıştır. Şizofrenin başlangıç döneminde de yaygın anksiyete bozukluğu görülebilir. Düşünce bozukluğu belirtisi birbirinden ayırır.

YAYGIN ANKSİYETE HASTALIĞININ TEDAVİSİ

Yaygın anksiyetede ilaç tedavisi, davranışçı ve bilişsel psikoterapiler, relaksasyon tedavi yöntemleri yararlı bulunmakta ve uygulanmaktadır. Hangi tedavinin daha etkili olduğu hakkında bir bilgi şuan için yoktur. Ancak anksiyete hastalarının %66sı tedavi olmak istememiştir.

Anksiyete tedavisinde ilaçların seçimi ve tedavi yöntemi çok önemlidir. Tıbbi durumlardan veya yasa dışı madde kullanımından kaynaklanan anksiyete özellikle ayırt edilmeli ve tedavi yöntemi ona göre uygulanmalıdır.

Psikiyatrik değerlendirmede anksiyetenin depresyondan, psiközden ve diğer psikolojik hastalıktan ayırt edilmesi önemlidir. Kafein içeren ürünlerin kola, çay, kahve ve çikolata gibi yiyecek ve içeceklerin tüketiminin azaltılması uygundur. Teofilin, stimülanlar, kokain, esrar ve alkol kullanımı durdurulmalıdır. Hastanın madde kullanımını ve alkol kullanımını gizleyebileceği unutulmamalıdır. Bunların dışında kalan durumlar sonrasında tedavi başlayabilir. Farmakolojik tedavinin dışında psikoterapiler de önerilmektedir.

DİNAMİK PSİKOTERAPİ: Çözülmemiş geçmiş çatışmaları ve bilinçten kabul edilemez dürtüleri geri getirmeyi amaçlayan, hastaların olumlu dönüş verdiği psikoterapidir.

DESTEKLEYECİ PSİKOTERAPİ: Stresin ve sıkıntılı durumun azaltılması için uygulanan psikoterapidir.

BİLİŞSEL-DAVRANIŞSAL TERAPİ: İnsanların düşünce yapısını değiştirmek ve farklı bir bakış açısı kazandırmak için uygulanan psikoterapidir.

Anksiyete Nedir? Anksiyete Nedir resim 2

PANİK ATAK

Panik atak aniden gelen ve şiddeti hızla artan endişe nöbetidir. 10 dakika ila 30 dakika arasında süren kendiliğinden geçen endişe nöbetidir.  Panik atak sırasında kişi fiziksel ve psikolojik belirtiler gösterir. Çoğu kişi kalp hastalığı olduğunu düşünür. Fiziksel olarak kalp krizi, felç kalacağını düşünme durumu ortaya çıkar. Psikolojik olarak da aklını kaçırdığını düşünmek, kontrolünü kaybettiğini düşünme durumu ortaya çıkar.

PANİK ATAK BELİRTİLERİ

  • Çarpıntı
  • Göğüs ağrısı
  • Nefes darlığı
  • Terleme
  • Titreme
  • Karın ağrısı
  • Mide bulantısı
  • Uyuşma ve karıncalanma
  • Ateş basması
  • Bayılacakmış hissi

Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe kişi daha çok endişeli bekleyişe kapılır ve bu endişeli bekleyişe ‘beklenti anksiyetesi’ denir. Atakların beklenmedik zamanda ve beklenmedik bir yerde gelmesi atak nöbetini daha da şiddetlendirir. Panik atak sürecinde ailenin desteği şart ve önemlidir.

ÖZGÜL FOBİ

Özgül fobiden bahsetmeden önce kısaca fobinin tanımını yapalım. Fobi, her insanın maruz kalmaktan korktuğu nesneler, durumlar veya canlılar vardır. Fareler, böcekler, asansör, kapalı alanda vakit geçirme korkusu gibi. Çoğu insan bu korkulara ayak uydurmuş ve günlük hayatında bu gibi durumlarla başa çıkmaya adapte olmuştur. Özgül fobi ise bir duruma, nesneye veya canlıya özel olarak duyulan korkudur.

Özgül fobiye sahip kişiler, bu korku durumlarını özel hayatlarına adapte edememişlerdir. Mesela küçükken köpeğin kendisini kovalaması sonucu köpeklerden korkma durumu ve köpek gördüğü zaman aşırı korku, terleme, ne yapacağını bilememe, donup kalma tepkileri oluşabilir.

Özgül Fobi Çeşitleri

  • Hayvanlar
  • Kan
  • Yükseklik
  • Çevre

ve diğer unsurlar.

SOSYAL FOBİ

Sosyal fobi, bireyin diğer insanlarla bir araya gelmekten korktuğu kaygı bozukluktur. Birey diğer insanların onu küçümseneceğini, alay edileceğini düşündüğü için insanlarla bir araya gelmekten kaçınır. Kalabalık ortamlardan, derste tahtaya kalkmaktan kaçınır. Yeni insanlarla tanışmaktan korkar.

(Sosyal Fobi Nedir? Yazımızı Okumak İsterseniz Tıklayınız.)

Birey kendini yanlış ifade edebileceği için insanlarla diyalog kurmaktan kaçınırlar. Bu günlük hayatlarına da dahildir. Fırından ekmek almak, yolda gördüğü birine selam vermek, yol tarifi sormak gibi küçük diyaloglardan bile endişe duyarlar. Sosyal fobi 13 yaşlarında ortaya çıkar. Utangaç çocuklar ergenlik döneminde sosyal fobi kaygı bozukluğuna kapılabilirler. Kontrolcü ve baskıcı bir ailede yetişen çocukların bu kaygı bozukluğuna sahip olması yüksektir. Fiziksel görünüşlerinden veya sesinden çekinen bireylerde görülmesi daha yüksektir.

SOSYAL FOBİ BELİRTİLERİ

  • Kızarma
  • Terleme
  • Çarpıntı
  • Ağız kuruluğu
  • Bulanık görme
  • Ani idrar durumu
  • Gibi belirtileri mevcuttur.

Sosyal fobi, ilaç tedavileri ve bilişsel davranışçı psikoterapi ile tedavi edilir. Bilişsel davranışçı psikoterapi kaygı için en verimli tedavi yöntemidir. Bireysel ve grup halinde olduğunda daha iyi sonuç vermektedir. Bireyin rahatlık ve özgüven kazanması için yararlı olacaktır.

OBSESİF-KOMPULSİF BOZUKLUK

Obsesif kompulsif bozukluk kişinin kendini sürekli bilinçaltına giren, yineleyici, saçma ve gereksiz düşünceler içerisinde bulma durumudur. Bu kaygı bozukluğundan ilk olarak psikiyatri dalında Esquirol tarafından bahsedilmiştir.

Obsesyon, kişinin saplantı, takıntı haline getirdiği durumlardır. Kompulsiyonlar ise obsesyonlar karşısında zorlanan durumlardır. Bir katilin işlediği cinayet sonrası ellerini yıkamasına rağmen kanın hala ellerinde olduğunu düşünüp durmadan ellerini yıkaması, aslında ellerinde kan olmadığını biliyor ama diğer düşünceleriyle kavga ettiği için zorunda hissediyor. Bu ve benzeri durumlar obsesif kompulsif bozukluktur. Obsesif kompulsif bozukluk 50 kişiden birinde görülmektedir. Birçok kişi belirtilerin az olmasından veya belirtileri benimsediklerinden doktora danışmaktan kaçınırlar. Ergenlik dönemindeki erkek çocuklarında görünme olasılığı daha yüksektir.

Bu bozukluk titiz, baskıcı ve kuralcı ailelerde yaşayan çocuklarda daha sık görülmektedir. Obsesyon türleri; saldırganlık obsesyonları, bulaşma obsesyonları, kuşku obsesyonları, cinsel obsesyonlar, simetri ve kesinlik obsesyonlar, dinsel obsesyonlar, somatik obsesyonlarıdır. Kompulsiyon türleri; temizlik kompulsiyonu, kontrol etme kompulsiyonu, düzenleme kompulsiyonu, tekrarlama kompulsiyonu, sayma kompulsiyonu, dokunma kompulsiyonu ve biriktirme kompulsiyonudur.

Anksiyete Nedir? Anksiyete Nedir resim 1

TRAMVA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

Travma sonrası stres bozukluğu korkutucu yaşam olaylarından sonra görülen anksiyete bozukluğudur. Korkutucu yaşam olayları olarak nitelendirebileceğimiz olaylar; ölüm veya ölümü hissedecek kadar yakın olmak, trafik kazaları, cinsel veya fiziksel istismar, doğal afetler, çocukluk çağı travmaları gibi olaylardır. Bu korkutucu yaşam olaylarından sonra görülen, günlük yaşamı da etkileyen birtakım olumsuzluklar da mevcuttur; uyku düzensizliği, kabuslar görme, işe gitmek istememe, zaman geçirmeyi sevdiği insanlarla bir arada olmaktan kaçınma, ufak seslerden bile korkma gibi.

Epidemiyolojik çalışmalarla yaşam boyu %7.8 ile 9.8 olduğu belirtilen travma sonrası stres bozukluğu hakkında bilimsel çalışmalar 19. Yüzyıldan beri devam etmektedir. Asker kalbi, kardiyak güçsüzlük, travmatik şok, savaş psikonevrozu ve efor sendromu gibi isimlerle tanımlanmıştır ilk başlarda ve 1980 yılında koyulan ilk tanıyla günümüze kadar travma sonrası stres bozukluğu ismiyle anılmıştır. Yaklaşık 100 kişiden 70inde, 10 kadından 2sinde ve 10 erkekten 1inde görülmektedir.

Travma sonrası stres bozukluğunun semptomları, aşırı uyarılma; uyku düzeninde sorunlar, odaklanmakta zorluk, kaçınma; yaşanılan olayı hatırlatacak unsurlardan kaçınmak ve yeniden yaşama; herhangi bir zamanda yaşanan olumsuz olayı hatırlamak ve daha korkutucu, endişeli tavırlar sergilemek. Eğer bu tür semptomlar 1 aydan daha uzun süre devam ediyorsa psikolojik destek almakta yarar vardır.

Travma sonrası stres bozukluğunun tedavi yöntemleri

  • Bilişsel davranışsal terapi yöntemleri
  • Grup terapileri
  • İlaç tedavileri
  • EMDR

Anksiyete hastalığı ve türleri kendi kendine geçecek hastalıklar değillerdir. Gerçek bir uzmana başvurulması en sağlıklı ve tavsiye edilen tedavi yöntemidir.

ANAHTAR KELİMELER: ANSİYETE NEDİR? YAYGIN ANKSİYETE, PANİK ATAK, ÖZGÜL FOBİ, SOSYAL FOBİ,  OBSESİF –KOMPULSİF BOZUKLUK, TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUĞU

Yararlandığım Kaynaklar:

(Tükenmişlik Sendromu Yazımızı Okumak İsterseniz Tıklayınız.)

Yazar: Ece Zanbak

Merhaba, ben Ece Cyprus International Universty İngilizce Psikoloji öğrencisiyim. Kişisel gelişim kitapları okumaktan, müzik dinlemekten ve yoga, meditasyon yapmaktan hoşlanırım. Go Psikolojide sizinle olmaktan mutluluk duyuyorum. Keyifli vakit geçirmeniz dileğiyle.

4 Yorum

Yorum Yap
  1. Ellerinize sağlık Ece hanım. Her şey çok anlaşılabilirdi. Açıklayıcı. 👍

Web Site İçi Kaynakça

  1. Web Site İçi Kaynakça:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

psikolojik ilk yardım kapak

Psikolojik İlk Yardım

ego nedir kapak

Ego Nedir?