Bağımlılık Hakkında Ne Biliyoruz ?

Bağımlılık Nedir?

Bağımlılık en kısa tabiriyle bireyin, herhangi bir eyleme ya da etkene karşı kontrolü elinden kaybetmesidir diyebiliriz. Hemen her şeyde olduğu gibi, bağımlılık konusunda da ipleri elinde tutan beynimizdir. Beynimizin ön tavan bölgesinden salgılanan ve çeşitli yerlere ulaşan, salgılandığında iyi hissetmemizi sağlayan bir nörotransmitter vardır: Dopamin.

Dopamin beyinde nereye gider?

Dopaminin uğrak noktalarından birisi amigdaladır. Amigdala bizim duygularımızla ilgilenir. Amigdaladan sonra dopamin, “Beynin Ödül Merkezine gider. Beynin ödül merkezi ise motor fonksiyonları kontrol etmektedir. Buradaki ziyaretinin ardından dopaminin sonraki durağı, prefrontal kortekstir. Prefrontal korteks bizim günlük hayatımızın en işlevli çarkı gibidir. Buradaki işler dikkat odaklanma ve planlamadır. Dopaminin yolculuğu burada bitmez. Hipokampüse yani belleğimize de uğrar.

Dopaminin yolculuğu bizim İçin neden önemlidir?

Örneğin sigara bağımlısı bireyi düşünelim. İlk sigarasını deneyimlediğinde ne oldu? Eğer birey stres ortamından kurtulmak için kullandıysa ve ilk deneyimi ona iyi hissettirdiyse, dopamin salınımı artmıştır diyebiliriz. İyi hissetmeye karar veren amigdaladır. Daha sonra “Beynin Ödül Merkezi” devreye girer, “hadi bir kere daha” der. Hipokampüs şu çıkarımda bulunur, “Bu an çok rahatlattı, bir an tüm sorunları unuttum. Tekrar bu doyuma ulaşabilmem için bu anıyı kaydedeyim”. Dopamin işte uğradığı duraklarda bu durumlara sebep olur. Unutmayalım ki, dopamin arttıkça seratonin düşer. Seratonin ise doyum sağlamamız için oldukça önemlidir. Dopamin bir süreden sonra bireye ilk seferki hazzı veremeyecektir. Bu sebeple bağımlı bireyler sürekli dozajı arttırma eğilimdedirler.

Bağımlılığın başlıca sebepleri nelerdir?

Bu konu hakkında hala daha güncelliğini sürdüren araştırmalar mevcuttur. Bazen insanlar, bir psikologa gitmekten çekinebilirler. Bunun sebebi toplum tarafından damgalanma korkusu olabilir. Belki de psikoloğun vereceği basit antidepresanı bile “deli hapı” olarak düşünüp hiç kullanmak istemeyebilirler. Bu durum tabi ki insandan insana farklılık gösterecektir. Bu kısımda değinmek istediğim nokta bağımlılığın bu tür bir algı yaratmamış olması. Yani bireylerin madde kullanımını bu tür bir damgalama olarak gördüklerinden pek emin değilim. Başlı başına araştırılması gereken bir konu olabilir. Sebepleri konusunda, dopaminin yolculuğundan bahsetmiştim ama tek başına yeterli bir sebep değil.

Çevre tarafından adeta bireyin sırtına yüklenen stres, kişiyi madde kullanımına itebilir. Kişi bunu stresi bir kenara bırakıp dinlenme hali olarak yorumlayabilir ve bu durum ise madde kullanımının sürekliliğine sebep olabilir. Tansiyon Azaltma Hipotezi de aynen bunu söyler. Öz Farkındalık Kuramında, birey olumsuz düşünceleri bu sefer kendi sırtına yükler ve bunun ağırlığından kurtulmak için madde kullanımını sürdürebilir. Sosyal Öğrenme Kuramında model alma yoluyla bağımlılık oluşabilir söylenmiştir. Bilişsel Uyumsuzluk Teorisi de hemen hemen sosyal öğrenme kuramıyla benzerlik gösterir. Birey tarafından sevilen birisi, sırf o sigara içiyor diye kendisinin de sigara konusunda kaçamaklar yapması buna örnek olarak verilebilir.

Peki bağımlılık neden devam eder?

Eğer bir birey davranışa veya maddeye karşı kontrolünü kaybettiyse yani bağımlı olduysa bunu dört sebepten ötürü yapabilir:

  1. İyi hissetme
  2. Sakin hissetme
  3. Güçlü hissetme
  4. Sosyal bağ kurma
BAĞIMLILIK HAKKINDA NE BİLİYORUZ resim

Bağımlılık Türleri Nelerdir?

Fiziksel ve Davranışsal olarak ikiye ayırmamız mümkündür. Kumar, internet, teknoloji gibi bağımlılıklar davranışsalken tütün, alkol yani kısacası madde bağımlılıkları fiziksel olarak nitelendirebiliriz.

Bağımlılık nasıl tedavi edilir?

Bu konuda ülkemizde YEDAM (Yeşilay Danışmanlık Merkezi) oldukça etkili bir yol izlemektedir. Örneğin, bundan öncesinde bireyi bağımlılığa iten birçok etmenden bahsetmiştim. YEDAM bağımlı bireyler için gerekli çevresel ve psikolojik koşulları sağlayabilecek donanımdadır. Bağımlı bireylerin arınması için gerekli psiko-sosyal destek sağlanır ve bu alanda güçlü bir kadrosu vardır. YEDAM aynı zamanda kendi içinde seminerler düzenleyerek bilgi dağarcığını hem yenilemekte hem de geliştirmektedir.

YEDAM hümanist ve danışan odaklıdır. Benimsenen tedavi modeli ise,

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT)
  • Motivasyonel Görüşme Tekniği
  • Farkındalık Terapisi (Mindfulness)

Bağımlılığın Kişinin Bedensel, Ruhsal Ve Sosyal Hayatına Etkileri Nelerdir?

Bir kişinin bağımlı olmadan önceki ve sonraki hallerinin fotoğraflarını incelediğimiz zaman iki farklı insan görebiliriz. Bence bağımlılık ruhumuzdaki güzelliği yaraladığı için bedenimiz artık bunu kaldıramıyor. Yine bağımlılığın bedensel etkilerini incelersek duyuların körelmesi, dikkatin kaybolması, zaman kavramından uzaklaşması şeklinde sıralamamız mümkündür. Bazı madde bağımlılıkları hayati organları büyük ölçüde etkileyerek kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabilir. Madde bağımlılıkları, kişinin anlık hazza ulaşıp gelecek sonuçları düşünmemesi nedeniyle birey tarafından davranış örüntüsü haline gelmiştir. Burada yine beynimizin ödül-ceza mekanizması devreye giriyor. Ne yazık ki madde bağımlısı bireyler ancak ölümün kıyısından dönünce haz dünyasından uyanıyor.

Ruhsal etkileri, yine beynimizi ele alacağım. Örneğin madde bağımlılıklarında beyindeki kimyasalların dengesi epey bozuluyor. Bu sebeple bireyler, benlik kavramından sıyrılıp “benlik dışı” diyebileceğimiz davranışlarda bulunabiliyorlar. İster madde olsun ister teknoloji bağımlılığı gibi davranışsal bağımlılık türleri olsun bireylerin kendilik kontrollerini kaybetmesine sebep olabiliyor. Çevresi tarafından çok efendi diye nitelendirilen bireyler, bağımlı bir bireye dönüşmüşse hırsızlık gibi normalde asla yapmayacağı davranışlar sergileyebiliyorlar. Bence bağımlılık bizi biz yapan değerleri de köreltiyor. Ruhumuz bedenimizde büyüyen bir ağaçsa, bağımlılık o ağaca inen baltadır benzetmesi yapmak çok abes olmayacaktır.

Genel olarak bakıldığı zaman, bağımlılık hem hoş karşılanmayan hem de istenmeyen durumdur. Bazı durumlarda kültürün etkisiyle örneğin alkol kullanımın yaygın olduğu toplumlarda sadece ileri hatta çok çok ileri safhalarda alkol bağımlılığı deniyor. Bazı çalışmalarda, özellikle genetik çalışmalarda, ailede bağımlı bireyler var ise yeni aile üyelerinden birisinde bağımlı olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”ALIŞVERİŞ BAĞIMLILIĞI” yazısını okumak için tıklayınız.)

Kaynakça :

 

Bu içerik oluşturulurken Khan Akademinin videolarından ve YEDAM 'ın sitesinden yararlanılmıştır. İlgili video bağlantıları aşağıda verilmiştir. Beyindeki Ödül Yolu: https://youtu.be/x-lTdS4v6Wc Madde Kullanımının Gelişimi – İnsanlar Neden Yasal ve Yasadışı Madde Kullanırlar? https://youtu.be/eUJE9E2C-OU YEDAM: https://www.yedam.org.tr/yedam-modeli

Yazar: Sebahattin Yıldız

Merhaba ben Sebahattin. Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümü öğrencisiyim. Yazılarımda birazcık bilgi bolca takla olduğunu düşünüyorsanız bu sizin için :) Sokrates değilim yanlış anlamayın ama Sokratik yöntemi oldukça seviyorum. Biliyorum sizler de bu yöntemi çok seviyorsunuz yoksa şu an slayt okuyor olurdunuz :D Yazılarıma takla attırmak haricinde çizim yapmayı, öğrendiğim bilgileri tasarıma bulamayı çok sevdiğimi belirtmezsem içimde kalır...

5 Yorum

Yorum Yap
  1. Bilginin okuyucuya sıkmadan verildiği, akıcı bir yazı yazmışsın. Tebrik ederim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Saygı Dizisi Çerçevesinde Adalet Kavramına Sosyolojik Bir Bakış

Saygı Dizisi Çerçevesinde Adalet Kavramına Sosyolojik Bir Bakış

DÜZENDE FARKLI OLMAK kapak

Düzende Farklı Olmak