Beden Yanılgısı

Kafamı her dönemde kurcalayan, çok önemli olduğunu düşündüğüm bir konu: beden algısı… Daha doğrusu toplum tarafından bireye -belki bilinçli belki bilinçsiz- dayatılan “ideal” beden algısının nasıl olması gerektiği. Beden algısını özetlemek gerekirse kişinin toplum tarafından belirlenen, genel geçer standartlara kıyasla kendi vücudunu nasıl gördüğü anlamına gelen bir kavram. Bu vücut algısı pozitif olabileceği gibi negatif de olabilir.

Genellikle sosyal çevremizden duyduklarımızla ve gördüklerimizle şekillendiğini söyleyebiliriz. Pozitif beden algısı kişinin hem mental hem de fiziksel olarak iyi hissetmesine sebep olurken negatif beden algısı ise yeme bozukluklarına ve diğer psikolojik rahatsızlıklara sebep olabiliyor. Bu yüzden bu konuda farkındalık yaratmanın artık önemli bir gereklilik olduğunu düşünüyorum.  

Günümüzde sosyal medyanın kullanımının artmasıyla birlikte her birimiz paylaşılan fotoğraflara bakarak kendi hayatlarımızı, kendi bedenlerimizi kıyaslama yarışına ister istemez katıyoruz. Son zamanlarda duyduğum ya da okuduğum yorumlara bakınca durumun ne kadar vahim olduğunu fark edebiliyorum. Bunu biraz destelemek için şu cümleler önüme ışık oldu.  

“Güzellik tanımlarımız, medya tarafından doğrudan sürdürülen farklı değer ve normlardan etkileniyor. Bununla birlikte medyanın bize gösterdiği şeyin güzel olmanın ya da güzel hissetmenin tek yolu olduğu fikrine kapıldığımız sürece, neredeyse hepimizin sürekli olarak yetersiz kalacağı gerçeği geliyor. Bunu da genellikle en azından tam olarak yeterli olmadığımız için kendimizi hırpalamamız izliyor” (Mcbride, 2021, s.115). 

 Geçen gün bir fotoğrafın altında masum denebilecek aslında hiç masumluk barındırmayan bir yoruma şahit oldum. “Yüzün güzel ama çok kilolusun…” Burada ama’dan sonra gelen sözcük sırf kilolu olmaktan dolayı kötü bir şekilde yargılanma durumunu içinde barındırıyor. Kilolu olmak ya da zayıf olmak ne zamandır küçültücü, karşı taraf için ezici bir hâl aldı? İnsanlar böyle yorumlarda eleştirilerini dile getirirken yapıcı olmak yerine yıkıcı olduklarını fark edemiyorlar bile. Bu yorumlara nötr şekilde bakabilen kişi için sorun yokken bazılarımız yorumlara takılarak kendisini bir değişim döngüsüne sokuyor. Ancak nedense sonradan olunan ya da ulaşılan şey bizleri tatmin etmiyor. Hep daha da zayıf, daha da kilolu ya da daha da ile başlayabilen bir sürü cümleyle yolumuza devam ediyoruz. 

Eğer kiloluysanız aileniz, arkadaşlarınız ve hatta hayatınızla ilgisi olmayan bir sürü insan kilonuz hakkında yorum yapabiliyor. Daha ne kadar yiyeceksin? Zayıflamayı düşünmüyor musun? Nereye kadar böyle kilolu olacaksın? Hiç rahatsız olmuyor?

Eminim ki kilolu olduğunuz bir dönem varsa mutlaka en az birini ya da birkaçını duymuşsunuzdur. Pardon ama “size ne?” diyemediğimizden üzüntü veren, bizleri ruhsal olarak zora sokan cümleler olmuştur bunlar da. Bırakın bir kişi kendi isteğiyle zayıflamak istiyorsa zayıflasın, siz istediğiniz ya da laflar söylediğiniz için değil. Ama yok, zayıflayınca da bitmiyor. Zayıflayınca da yine tanıdığımız, tanımadığımız, hayatımızla ilgisi olan ya da olmayan bir sürü insan “Yeter bu kadar kilo verdiğin, artık zayıflama”, “Yok olmak mı istiyorsun?”, “Böyle iyisin artık zayıflama” vb. şeyleri dile getirmeye başlıyor. Yani kısacası zayıfladığınızda da yorum yapmaları pek bir fark olmuyor.

Diyeceğim şu ki insanlara kendini beğendiremezsin, asla seni olduğun gibi kabul etmeye çalışmazlar. Hep onların istediği gibi ol diye uğraşıp dururlar.  

Dedikleri diyecekleri asla ama asla bitmez. Senin nasıl hissettiğini, ne hissettiğini önemsemeden sadece eleştirmek için konuşur dururlar. Kendinizi, hayatınızı lütfen insanların dediklerine göre şekillendirmeyin. Hele bedeninizi asla bu konuşulanlara göre şekillendirmeyin. Eğer kendi içinizden zayıflamak geliyorsa zayıflayın. Eğer canınız çok yemek istiyorsa kendinizin değerini ve sağlığını koruyarak bunu yapın. Siz kendi hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirin.

Hayatı siz yaşıyorsunuz ama başkalarının bunu yönetmesine izin vermeyin. Siz her hâlinizle çok güzelsiniz ve değerlisiniz. Kendinizi hangi bedende, hangi kiloda rahat ve mutlu hissediyorsanız öyle kalın. Nasıl rahatsanız orda mutlusunuz demektir. Unutmayın kimsenin istediği gibi görünmek ya da olmak zorunda değiliz.  

Yazar: Esma Zeynep Şardağ

Merhaba, ben Zeynep. Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra çalışmalarıma özel bir kurumda başladım. Bir yaşamdan acıyı alabilmek, bir insanın en kıymetli anlarına dokunabilmek veya tek bir kalbin kırılmasını önleyebilmek adına bu yolda yürümekteyim. Hayatın her noktasında bir şeyler alıp, bir şeyler katabilmek bana hep keyif vermektedir. Bu yüzden yazılarımla insanların hayatlarına dokunabilmeyi istiyorum.

3 Yorum

Yorum Yap
  1. Beden algısı toplumun belirlediği bir kavram olmakla birlikte aslında bizlerin zihinlerinde bir şekil yaratmaktadır. Bu durumu çok güzel bir şekilde açıklamışsınız tebrik ederim 🙂

  2. Bizi ekranlarla sürekli baş başa bırakan pandemi dönemi de beden algımızı olumsuz etkilemiş olabilir. Beden algısı ve yeme bozukluklarının Türkiye’de gerektiği kadar konuşulmadığını düşünüyorum. Bu nedenle faydalı bir yazı olmuş, elinize sağlık 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çocuklukta ve Ergenlikte Depresyon ve Kaygı cocuklukta ve ergenlikte depresyon

Çocuklukta ve Ergenlikte Depresyon ve Kaygı

Şeffaflık Toplumu seffaflik toplumu 1

Şeffaflık Toplumu