Çocuklar Ne İster ?

Günümüz ebeveynlerine baktığımızda hepsi telaş içinde. Ne yapacaklarını bilmiyor. Hepsinin aklında tek bir soru var “Çocuklar ne ister?”. Bu soruya her zaman verebileceğimiz yanıtlar aynıdır aslında. Geçmiş ve günümüz elbette büyük farklılık arz eder ancak derinlere baktığımızda temel hep aynıdır. Bugün birlikte bakalım çocuklarımızın ne istediğine.

Koşulsuz Sevgi Ve Koşulsuz Kabul

Çocuklara soruyorum ne yaparsanız anne ve/veya babanız sizi sevmez diye. Birçok şey
sayıyorlar. “Yaramazlık yaparsam, oyuncaklarımı kırarsam, onları dinlemezsem, başarılı olmazsam, tırnaklarımı yemeye devam edersem, ağlarsam…” bu liste uzuyor da uzuyor. Ebeveynlere çocuklarının verdiği cevap gayet makul geliyor. Halbuki burada göz ardı edilen büyük bir buzdağı var. Çarpmak üzereler ama görmüyorlar bile. Bu tip ailelerde koşulsuz sevgi ve koşulsuz kabulün olmadığını vurguluyorum. Eğer çocuğunuz annem veya babamın beni sevmesi için şu koşulları karşılamam gerekiyor diyorsa ben bunları karşılamazsam onlar beni sevmez de diyor. Bunun ciddiyetinin farkında mısınız?

İçine doğduğumuz aileyi biz seçmedik, nasıl bir mizacımız olacağını biz seçmedik, nasıl bir düşünce sistemi ile dünyaya bakacağımızı biz seçmedik ama ebeveynler bir çocuk değil de bir oyun hamuruymuş gibi çocuklarını şekillendirmeye çalıştığında çocuğunda aklında “sevilmezim” düşünceleri ile bağlantı kuruyorlar. “Başarılı olmazsan sen sevilmez birisin”. Sonra aileleri tarafından sevilmez olan o çocuklar tüm hayatları boyunca “sevilmezim” düşüncesini yıkmak için yanlış yollara sapıyorlar. Yani çocuklarımız ilk olarak koşulsuz sevgi ve kabul ister.

Yeteneklerinin Keşfedilmesi

Günümüz problemlerinden biri olan tablet/telefon/televizyon/bilgisayar kullanımına baktığımızda ise temel yine çocukları anlamamak oluyor. Bu durumda da ebeveynlere soruyorum çocuğunuz hangi aktiviteleri yapmaktan hoşlanır diye. “Telefon oynamaktan hoşlanıyor maalesef” diyorlar. Bunlar dışında hangi aktiviteler dediğimde bazı ebeveynler bir iki tane aktivite sayabilirken bazıları sayamıyor.

Eğer ki bizler çocuklarımızı anlamaya çalışmazsak, onların yeni hayal dünyalarına gireceği, kendilerini keşfedeceği, enerjilerini atacağı, zihinlerini geliştirebileceği alanlar yaratmazsak onu telefonla oynuyor diye nasıl suçlayabiliriz? Öncelikle onları anlamaya çalışmalıyız. Nelerden hoşlanabilir dikkatle gözlem yapmalıyız. Resim çizmeyi seviyorsa o sulu boya ortaya çıkmalı, duvarlar tuval olmalı. Top oynamayı seviyorsa top oynayabileceği alanlara götürmeli. Müzik dinlemeyi seviyorsa müzik aleti çalmak ister mi diye sorulmalı. Kitap okumak ilgisini çekiyorsa okuduğu kitap üzerine yeni hayali fikirler konuşulmalı. Doğayı seviyorsa bir büyüteçle ağaçları incelemeli. Kısacası çocuklar yeteneklerini keşfetmek için alan açılmasını ister.

Duygularının Anlaşılması

Maalesef ki çoğu insanın duygusal istismar öyküsü küçük yaşta aile içinde, en yakınları tarafından başlıyor. Bazen ebeveynler olarak çocuklarında bir duygusu olduğunu unutarak konuşuyoruz. “Bıktım senden.”, “Sen ne anlarsın zaten!”, “Bu yaşta bu kadar kilo mu alınır?”, “Yaramazlık yaparsan seni başkalarına veririz.” gibi sinirle söylenen pek çok cümle var. Bunlar yerine o çocuğun sıkıldığı için mi yaramazlık yaptığı, korktuğu için mi aşırı yemek yediği sorgulanmıyor. Yargısız infaz var. Çocuğunuz üzüldüğünde ona ne olduğunu sorabilmelisiniz. Verdiği cevabı da ilk maddede anlattığım gibi koşulsuz kabul edip ne olsa iyi hisseder araştırmalıyız. Yani çocuklar duygularının anlaşılmasını ister.

Çocuklarımız bizim her şeyimiz ise, her şeyi onlar için yapıyorsak onları önce korumayı, sevmeyi, anlamayı öğrenmek lazım. Onları koşulsuz sevip koşulsuz kabul etmediğinizde, yeteneklerini keşfetmesi için ona alanlar yaratmadığınızda, duygularını anlamaya çalışmadığınızda onlar için ne yaparsanız yapın boşa. Onlar için önce bunları yapmak gerek. Bir bitki bile edindiğinizde onu sadece sularsanız büyük ihtimalle solacaktır. Toprağına gübresini vermediğimizde, ne kadar su vereceğimizi öğrenmediğimizde, serin yerde mi sıcak yerde mi bakacağımızı bilmediğimizde solması için edindiğimiz bir bitkimiz vardır. Çocuklarımızın da sadece suladığımız bir canlı olmaması dileğiyle.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan “Pandeminin Çocuklarda Yarattığı Anksiyete” yazısını okumak için tıklayınız.

Yazar: Emine Mine İşler

Merhabalar, ben uzman klinik psikolog Emine Mine İşler. Okumak kadar yazmak da benim için çok önemli bir alan. Nasıl ki insan dipsiz bucaksız bir kuyu psikoloji de öyle benim için. Her an, her gün yenilik ve değişiklik peşinde. Ben de onların peşinde koşan bir klinisyenim.

9 Yorum

Yorum Yap
  1. Gerçekten oturup çocuklar ne ister üzerine bolca düşünmemiz gerekiyor, siz de bu durumu güzel bir şekilde açıklamışsınız emeğinize sağlık 🌼😊

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kemiklerine kadar

Kemiklerine Kadar (To the Bone) Filmi

mcgurk etkisi

Mcgurk Etkisi Ve Covid-19 Maskeleri