ÇOCUKLUK TRAVMALARI VE İLİŞKİLER

Çocukluk çağında yaşadığımız olumlu olumsuz deneyimlerin tümü diğer dönemlere göre şimdiki yaşamımızı daha çok etkiler. Peki şimdiki anımızda bile hatırlamakta zorlandığımız bu deneyimler bizim şimdiki yaşantımızı, benliğimizi, ilişkilerimizi nasıl bu denli etkileyebilir?

Çocukluk çağında yaşadığımız olumlu olumsuz deneyimlerin tümü diğer dönemlere göre şimdiki yaşamımızı daha çok etkiler. Peki şimdiki anımızda bile hatırlamakta zorlandığımız bu deneyimler bizim şimdiki yaşantımızı, benliğimizi, ilişkilerimizi nasıl bu denli etkileyebilir?

Çocukluk çağı travmaları nedir?

Çocukluk çağı travmaları, 18 yaşından küçük çocuk ve gençlerin, fiziksel, psikolojik, cinsel ya da duygusal açıdan ihmal ve istismara maruz kalmasıyla ortaya çıkan durumlardır. İstismar çocuğun fiziksel, psikolojik, sosyal ihtiyaçlarının hiç karşılanmaması ya da çok az karşılanması ihmal, çocukların gelişimlerine zarar veren davranışlara ise istismar adı verilir. Çocukluk travmaları her zaman çocuğun şahsına yönelik olmayabilir. Bazen başkasına yapılması veya televizyonda şiddet içerikli bir eylem görmesi bile çocukta travmaya yol açabilir.

İnsan doğduğunda içi hiç doldurulmamış bir defter gibidir. Belli bir yaşa kadar bu defteri anne baba ya da çocukla ilgilenen diğer şahıslar doldurur ve çocuk hayatı anlamlandırmaya başlar. Yaşadığı iyi ya da kötü deneyimlerle çocuğun beyninde oluşturduğu bilişsel şemalar hayatında kullanacağı kılavuz olur. Öğrendiklerini yetişkinlik döneminde de kullanmaya başlar. Başka bir deyişle, çocukların anne babalarına duyduğu bağlılık, yetişkin olduklarında başkalarıyla anlamlı ilişkiler kurma becerilerini etkiler.

Travmaların İlişkilere Etkisi

Bebekler doğduklarında en önemli ihtiyaçları fizyolojik ihtiyaçlardır. Fakat bunun yanı sıra sevgi ihtiyacı da yeme, içme, barınma kadar önemli bir ihtiyaçtır. Anne baba veya bakım veren kişinin en
önemli görevlerinden biri çocuğa sevildiğini ve değer verildiğini hissettirmek olmalıdır. Çünkü çocuk gördüğü ve hissettiği sevgi nasılsa gelecekte de gördüklerini uygulayacaktır. Yani bebeklikte gösterilmeyen ve hissettirilmeyen sevginin yetişkinlikteki yansıması büyük problemlere yol açabilmektedir. Çocuklukta maruz kalınan durumlara göre bireylerin yetişkinlikte yaşayabileceği durumları tek tek ele alacağım.

İlk durumda; anne babanın çocuğa ‘Bunu yaparsan seni severim, bunu yapmazsan seni sevmem’ şeklinde oldukça tehditkar ve şartlar ortaya koyarak yaklaştığını düşünelim. Bu çocuk sürekli istenilenleri yapmazsa terk edileceğini düşünür. Karşı tarafa karşı güvensiz bir kişilik geliştirir ve özgüvenleri düşüktür. İkili ilişkilerinde de bu güvensizliği yüzünden fazla paranoyak ve kıskanç bir kişilik yapısında olması olasıdır.

İkinci durumda; anne ve babanın mükemmeliyetçi, rekabetçi ve sürekli çocuğunu eleştirdiğini düşünelim. Örneğin; sınavdan 95 aldığında neden 100 değil diyen, bazen komşunun çocuğuyla kıyaslayanlar.. bu tip ailede yetişen çocuklarda büyük bir özgüven eksikliği oluşur. Çocuk ‘Ne yaparsam yapayım başarısızım, sorun bende’ şeklinde düşünceler geliştirir. Bunlara maruz kaldığın andan itibaren kendini gergin hissetmeye başlar.

İlk başta çok fazla gayret etse de sonrasında hiçbir zaman başarılı olmayacağı duygusuna kapılır. Bunlar yetişkinlikte yaşadığı ilişkilerinde de böyledir. İster arkadaş, ister sevgili, ister bir eş olsun yaşanan ufak bir sıkıntıda kendi haklı da olsa karşı tarafa kendi hakkını savunmaktan aciz duruma düşer. Çünkü bu birey kendi kafasında her zaman yetersiz olduğunu düşünür. Başarılara sahip
olsa da bunların tesadüfen ya da şans eseri olduğunu özünde her zaman eksik olduğu düşüncelerine sahiptir. Kendinden her zaman taviz verir, sürekli başkalarını mutlu etmeye çalışır. Başkalarının mutluluğu, kendi mutluluğundan her zaman daha önemlidir. Bu yüzden sürekli depresif bir tavırdadır, kendini ezik gibi hisseder ve mutsuzdur.

Üçüncü örnekte ise yukarıdaki örneğin tersi olarak sürekli ayrıcalıklı ve aşırı ilgili bir şekilde çocuğunu yetiştirmiş aileleri ele alacağız. Kendi çocuğunu diğer çocuklardan üstün görmüş ve bunu abartılı bir şekilde hissettirmiş ailelerin çocukları da yaşı ilerledikçe benmerkezci bir hale gelecektir. Narsist dediğimiz kişiler genel olarak bu şekilde yetiştirilmiştir. Güzel olan her şeye doğuştan hakkı olduğunu düşünür. Çevresindeki insanlar onların hizmetkarıdır, her zaman onun istediklerini yapmak zorundadırlar. Sürekli pohpohlanmak isterler. İnsanların sevgilerini ya da saygılarını kullanmaktan hiç çekinmezler. Kısa vadede mutluluk veriyormuş gibi gözükse de çevresindekiler bunu elbet anlayacak ve uzaklaşacaktır. O zaman ise yoğun bir yalnızlık duygusundan sonra büyük bir depresyon yaşarlar.

Dördüncü örnek ihanete uğramış çocuklar ile ilgili. Annesi veya babası tarafından ihanete uğramış, terk edilmiş, verilen sözlerin tutulmadığı bir ailede büyümüş çocuklar gelecekteki ilişkilerinde her zaman güvensiz olacaktır. Hayatta en çok güvendiği ailesi tarafından ihanete uğramış bir çocuk hayatına kim girerse girsin ona karşı güvensiz olacaktır. Sevilmeye layık olmadığı düşüncesi içindedir çünkü sevgisiz büyümüştür. İlerleyen zamanlarda da içine kapanmış bir insan haline gelecektir. Uzun ilişkiler ya da birine bağlanmak ona göre değildir. Günlük hayatta çok sık duyduğumuz kavramlardan olan ıssız adam ya da ıssız kadın dediğimiz insanlar buna örnek olarak verilebilir. Birine bağlanmaktansa yalnız olmayı tercih eder, çünkü severse tekrar terk edileceğinden ya da ihanete uğrayacağına dair bir inanç geliştirmiştir. Bu sadece duygusal ve romantik ilişkiler için geçerli değildir arkadaşlık ilişkileri de böyledir, birçoğunun yakın dostları yoktur.

Beşinci örnek; ebeveynleri tarafından ilgilenilmeyen, ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda kalan çocuklar ile ilgili. Bu şekilde yetişen çocuklar her zaman ihtiyaçlarını kendi karşılamak zorunda bırakılmıştır. Anne babasından beklentileri, istekleri vardır ama karşılığını görememiştir. Küçük yaştan itibaren kendi yaşından büyük sorumluluklar almaya itilmiş olabilir. Yetişkinliğinde de bu durum devam etmektedir. Sürekli kendi başına mücadele etmek durumundadır, her şeyin en
iyisini kendisinin bildiğini düşünür bu yüzden çevresindeki insanların düşüncelerini önemsemez, kendi bildiğini okuyan kontrolcü bir yapıya sahiptir.

Son olarak dengesiz davranan ebeveynlerin çocuklarda yarattığı etkiden bahsedeceğim. Çocuğa karşı bazen çok ilgili bazen çok ilgisiz yaklaşan istikrarlı bir örüntü oluşturamayan anne babanın çocukları da dengesiz bir şekilde büyür. Çocuk sürekli diken üstündedir, her ane terk edilebilirim korkusu içindedir. İlgiye ihtiyacı olduğu durumda onunla ilgilenilmemiştir bu yüzden tercih edilmediği ve terk edileceği korkusu yaşamaktadır. Yetişkin olduğunda da ilişkilerinde bu şekildedir. İlk tanıştığı kişiye karşı bile aşırı bir bağımlılık oluşturabilir. Onu hayatının aşkı, hayatının merkezi konumuna
getirir. O kişi tarafından terk edilmemek için öz kıyım dahil her şeyi yapabilir. Kıskançlıkları vardır ama bu kıskançlıklar genellikle patolojik bir boyuttadır.

Geçmişteki olumsuz yaşantılar için neler yapılabilir?

Her çocuğun mutlu ve sevgi içinde büyümesi gerektiğini bunun bir ihtiyaç olduğundan bahsetmiştim. Herkes bu kadar şanslı olmuyor ama bu olumsuz yaşantıların birçok çözümü var. Bunlar; farkındalık
geliştirmek ve sorumluluk alarak kendi kişisel gücümüzü kullanarak değişim başlatmak, anlatmanın ve bastırılmış duyguların ortaya çıkmasını sağlayan psikoterapi, yaşadığımız acı verici ve travma yaratan durumları göz hareketleri ile duyarsızlaştırmayı sağlayan EMDR terapisi bu çözümlerden birkaçıdır.

Kaynakça ve İleri Okuma

  • Erdoğan B. “Yetişkin bireylerde narsisizm, çocukluk çağı ruhsal travmaları ve ilişki doyumu ile cinsel tutum ve davranışların incelenmesi’’ Yüksek lisans tezi, İstanbul Arel Üniversitesi, 2019
  • Dereboy ç. Şahin Demirkapı E. Şakiroğlu M. Ve  Şafak Öztürk C. (2018), Çocukluk Çağı Travmalarının, Kimlik Gelişimi, Duygu Düzenleme Güçlüğü ve Psikopatoloji ile İlişkisi, Türk Psikiyatri Dergisi 29(4):269-78
  • Alsancak C. “Çocukluk çağı travmaları ve bağlanma özellikleri ile obsesif inanışlar ve obsesif-kompulsif belirtilerin ilişkisinde dünyaya ilişkin varsayımların aracılık rolü: üniversite öğrencilerinde bir değerlendirme’’ Yüksek lisans tezi, Hacettepe Üniversitesi, 2016
  • Burger J. Kişilik. Çev. İnan Deniz Erguvan Sarıoğlu. İstanbul: Kaknüs Yayınları, 2006.
  • https://www.psikolojiantalya.com/cocukluk-cagi-travmalari-yetiskinlikteki-iliskilerimizi-nasil-etkiliyor/
  • https://www.yasantipsikoloji.com/travma/cocukluk-cagi-travmalari
  • https://www.yasantipsikoloji.com/travma/cocukluk-cagi-travmalarindan-kurtulmak
  • https://www.psychologytoday.com/us/blog/the-savvy-psychologist/201910/three-ways-childhood-trauma-affects-adulthood
  • Kesebir S.  Özdoğan Kavzoğlu S. ve Üstündağ M. (2011). Bağlanma ve Psikopatoloji, Psikiyatride
    Güncel Yaklaşımlar 3(2):321-342
  • Uyar M. ‘‘Beliren yetişkinlik dönemindeki bireylerin psikolojik iyi oluş düzeylerini yordamada bağlanma tarzları ve bilişsel duygu düzenlemenin rolünün incelenmesi’’ Yüksek lisans tezi, Maltepe Üniversitesi, 2019
  • Kurtuldu B. ‘‘Beliren yetişkinlikteki kadınlarda çocukluk çağı travmalarının romantik ilişkilerle ilişkisinin incelenmesi’’ Yüksek lisans tezi, İstanbul Gelişim Üniversitesi, 2019
  • Özinan  Ö. ‘‘Kişilik tipolojileri ve çocukluk çağı travmasının bireylerin romantik ilişkileri (aşk)
    ile olan ilişkisi’’ İstanbul Gelişim Üniversitesi, 2018

Alıntı Şekli
Arketip Beyin Psikoloji Yayın Platformu APA kurallarını ve kılavuzunu esas almaktadır. Aşağıda bu yazı hakkında APA Kaynak gösterim şekli verilmiştir.

Karataş, B. (2021, Temmuz 12). Çocukluk Travmaları ve İlişkiler. Erişim adresi: https://arketipbeyin.com/fobo-en-iyi-ihtimali-secememe-korkusu/

Yasal Uyarı
Yayınlanan bu yazının tüm hakları Arketip Beyin Psikoloji Yayın Platformu’na (www.arketipbeyin.com) aittir. Kaynak gösterilse dahi yazının tamamı özel izin alınmadan kullanılması intihal sebebidir. Ancak alıntılanan yazının bir bölümü, alıntılanan yazıya aktif link verilerek kullanılabilir. Her türlü alıntı, (her müstakil yazı için) 200 kelime ile sınırlıdır. Alıntı yapılan metin üzerinde herhangi bir değişiklik yapılamaz.

İçerik Bilgisi

Yazı Başlığı: ÇOCUKLUK TRAVMALARI VE İLİŞKİLER

Güncellenme Tarihi: 2021-09-20 02:23:13

Yazı Editörü: Osman Güneş Özkurt

Yayın Editörü: Bilinmiyor

Görsel Tasarım Editörü: Sude Altun

Yazar: Büşra Karataş

Merhaba, ben Büşra. 2018 yılında Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldum. Yoga ve meditasyon yapmayı, araştırmayı çok seviyorum. Araştırdıklarımı size aktaracağım için çok mutluyum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

FOBO: En İyi İhtimali Seçememe Korkusu fobo nazan

FOBO: En İyi İhtimali Seçememe Korkusu

Kehanetleri Gerçekleştirmek Bizim Elimizde Kehanetleri Gerceklestirmek Bizim Elimizde

Kehanetleri Gerçekleştirmek Bizim Elimizde