Corpus Callosum, Ayrık Beyin Ameliyatı ve Sonuçları Nelerdir?

İnsan beyni belki de evrendeki en karmaşık makinedir. Bilindiği gibi beynimizin sağ ve sol yarım küreleri bulunmaktadır. Beynimiz iki simetrik serebral yarım küresi neredeyse aynı gözükmesine rağmen otopsilerde sol yarım kürenin hemen hemen her zaman daha büyük olduğu görülmüştür (Tedmem,2015). Sol yarım kürede birbiriyle bağlantılı birçok kısa sinir lifi bulunurken sağ yarım kürede daha uzun ve daha geniş bağlantıları olan sinir lifleri vardır. Ayrıca koku hariç tüm duyu sinyalleri zıt taraftan beynimize ulaşır. Sağ gözümüzün gördüğü sol hemisferde işlenirken sağ burun deliğimizden gelen koku sağ hemisfere ulaşır.

Kelime anlamı çetin gövde (Firm Body) olan Corpus Callosum, belirtildiği üzere iki beyin yarım küresi arasında bir köprüdür. 1950’li yıllara kadar nasırlı cismin işlevi bütünüyle bir sırdı(Kaya, 2017). Bu yapı olmadan doğan insanlara arada bir rastlanıyordu. Hekimler bazen yapıya kesik atarak epilepsi hastalarında bir lobda başlayan atağın diğerine geçmesini önlemeyi ya da derinlerdeki bir tümöre ulaşmayı başarıyordu. Her iki durumda da, Corpus Callosum’u yarılan bireylerde ciddi bir yan etki görülmüyordu. Hatta o yıllarda, şakayla karışık belki de Corpus Callosum’un tek görevi, iki lobu birbirine yakın tutmak olduğunu düşünenler vardı. 1955 yılında, Şikago Üniversitesinde  Psikolog Roger Sperry danışmanlığında çalışan lisansüstü öğrencisi Ronald Myers, bu devasa lif demetinin işlevini açığa çıkaran bir dizi deneyi gerçekleştirdi (Öztürk, 2017).

Bugünkü bilgilerimize göre nasırlı cismin beyinde dâhil olduğu işlevler arasında şunlar bulunuyor: Beyin yarım küreleri arası iletişimi sağlamak, göz hareketleri ve görme, uyarım ve dikkat dengesinin sürdürülmesi, dokunsal yer tayini (Uzel, 2018). Bu bağlantı ayrıca vücudun bir tarafından beynin karşı tarafına belirli duyusal sinyallerin iletildiği ve motor kontrolünün ters yönde gerçekleştirildiği bir kanal görevi görür. Yani sağ yarım küre vücudun sol tarafını kontrol eder. Bölünmüş beyin temel olarak beynin iki yarım küresi arasında bilgi akışını sağlar, içerisindeki 250 milyon kadar akson bulunduran geniş demet ağı sayesinde yapar (Atasever, 2020).

Bu çalışmada Epilepsi hastalarının tedavilerinin bir sonuca ulaşmaması ve  en son çare olarak cerrahi müdahaleye başvurduğu, beynin iki lobu arasındaki bağlantıyı keserek bu cerrahi müdahalenin ardından epileptik nöbetlerden minimum derecede kurtulduğu fakat hastada kalıcı hasarlara yol açtığını görmek, cerrahi müdahalenin bütün evrelerini detaylı bir şekilde ele alınması amaçlanmıştır. Corpus Callosum’un akson demetlerini kaplayan miyelin kılıfı aksiyon potansiyel iletimini önemli ölçüde hızlandırır. Bu hız, epilepsi hastaları için daha tehlikedir. Nöron ateşlemeleri gereksiz artış gösterince epilepsi nöbetleri tetiklenir, hasta kriz durumuna girer. Corpus Callosum adı verilen sinir demeti, iletişim kurmakta ve eşgüdüm sağlamaktadır. Epilepsi’yi ortadan kaldırmak için bu sinir demetinin kesilmesinin sebebi, epilepsi nöbetinin altında yatan ve nöronlarda (Sinir Hücresi) denetim altına alınamayan biyoelektiriksel boşalmayı, öbür yarımküreye geçmeden önleme düşüncesiydi.

Bir başka deyişle, bu operasyonla beyni iki yarım küreye ayırmak demek bir yarım kürenin yaptıklarından, diğerini habersiz bırakmak anlamına gelmekteydi. Cerrahi operasyon, ilaçlarla kontrol edilemeyen çok şiddetli Epilepsi’ye sahip insanlar için kullanılan işlemlerden biridir (Taybaş, 2016). Bu insanlarda beynin bir bölümündeki sinir hücreleri aşırı reaktif hâle gelir ve aşırı reaktivite Corpus Collasum denilen bir yapı ile beynin diğer tarafına transfer edilir. Corpus Colassum, beynin bir tarafındaki ilgili parçaları diğer tarafa iletir. Beynin her iki yarısı, o zaman yabanıl aktivitede kalır ve birbirlerini uyararak epileptik nöbet yaratılmasına sebep olur. Bu nöbetler her gün birkaç kez oluşur ve insanın normal hayatını sürdürmesini engeller (Kayu, 2017).

Nörocerrahlar, Corpus Colassum’u kestiğinde yani ayrık beyin operasyonu yaptıklarında epileptik nöbetleri büyük oranda azalttıklarını keşfettiler. Ayrık beyin operasyonunda beynin yanında bir pencere açılır. Böylece beynin orta çizgisinde kesilen Corpus Colassum’u görebiliriz. Beynin sol tarafında açılan bu pencerede nörocerrahın özel bıçağı ile Corpus Colassum’u kestiğini görebiliriz.  Bu operasyon aynı zamanda, iki beyin yarım küresi arasındaki doğrudan iletişim bağını da kesmekte ve böylece her beyin yarım küresinin kendi başında çalışmasını izleme olanağı sağlamaktadır (Atasever, 2020). Öncesinde hayvanlarla yapılan araştırmalarda bu teknik işe yaramıştı ve tekniğin hiçbir yan etkisi ortaya çıkmamıştı. Bu işlemin uygulandığı ilk kişilerde de şiddetli epilepsi belirtileri hafiflemiş, bu kişilerde rahatlama yaşanmıştı (Avcı ve ark., 2017). Daha sonra yapılan testler bir anlamda bunların artık bir bedende iki beyinleri olduğunu ortaya koydu. Uygulanan özel test mesajları beynin sadece bir tarafına yollamayı içermektedir. Mesajları tek tarafa yollama artık mümkündür. Zira bağlantıyı sağlayan doku Corpus Colassum, artık kesilmiştir (Arpat, 2018).

Cerrahi Müdahele Sonrası Corpus Colassum

Ameliyat Epilepsi’yi önlemek konusunda oldukça etkilidir, beynin iki yarısını birbirinden izole etmek bir beyin yarısında başlayan epileptik sinir etkinliğinin diğer beyin yarısına sıçramasını engeller. Ancak Corpus Callosum’un kesilmesi demek, iki beyin lobu arasındaki bilgi alışverişinin tamamen ortadan kalkması demektir (Arpat, 2018). Cerrahi müdahale epilepsiyi durdurma konusunda etkili bir yöntemdir ancak Corpus Callosum, olmadığı durumlarda yarımküreler arasında bilgi alışverişi için başka bir yol kalmaz (Tufan, 2017). Beyin yarımküreleri artık senkronize edilmediği için bazı sorunlar ortaya çıkar.

Görsel bilginin beyine akışını kontrol eden akıllı bir donanım sayesinde bunu ortaya koyarlar. Her iki gözün beyindeki yarım kürelere ayrı ayrı bilgi gönderdikleri zaten bilinirdi. Aynı zamanda bu ilişkinin karmaşık olduğu da bilgilerimiz dahilindedir. Gözlerinizi bir noktaya sabitlerseniz o noktanın soluna (sol görsel alan) ilişkin bilgi beyin sağ yarım küresi tarafından işlenir ve sabitleme noktanızın sağındaki her şey ile (sağ görsel alan) ilgili bilgi sol yarım küre tarafında işlenir (Bay, 2017). Bunun ötesinde, sağ yarım küre vücudun sol tarafını kontrol ederken sol yarım küre vücudun sağ tarafını ve dilsel davranışları kontrol eder. Sperry ve Gazzaniga ve arkadaşları bu hastalar üzerinde yoğun olarak çalışmışlardır.

Ayrık beyin operasyonu gerçekleştikten sonra iki yarımküre birbirinden ayrılır ve bağımsız bir şekilde çalışır. Duyu mekanizmaları, hafızası ve motor sistemleri bilgiyi daha fazla alıp veremez. Bu bağlantı kesilmesinin etkileri, olağan bir gözlemci için belirgin değildir. Basit bir nedenle, sadece bir yarım küre – çoğu insanda sol – konuşmayı kontrol eder. Ayrık beyinli bir epileptik kişinin sağ yarım küresi, sözel ifadeleri oldukça iyi anlamaya muktedirdir. Ancak konuşmayı gerçekleştiremez. Sadece beynin bir kısmı deneyimleri hakkında konuşabildiğinden, ayrık beyinli bir kişi ile konuşan insanlar, sadece bir yarım küre (sol yarım küre) ile iletişim kurarlar. Sağ yarım küre operasyonlarının belirlenmesi daha zordur. Hatta hastaya sol yarım küresi ve sağ yarım küresinin bağımsız olduğu konusunda bilgi verilmelidir. Bu hastaların söylediği şeylerden biri, ameliyat sonrasında sağ ellerinin akıl dışı davrandığını gördüklerine dikkat etmeleridir (Biswal ve ark.,2010).

Corpus Callosum resim

Örneğin, hastalar büyük bir ilgi ile bir kitabı okurken bile kendilerini sol ellerinde tuttukları bu kitabı aşağı koyarken bulabilirler. Bu tezat, sol eli kontrol eden sağ yarımkürenin okuyamaması ve bundan dolayı kitabı sıkıcı bulmasından kaynaklanır (Nazlım, 2012).  

Zaman zaman bu hastalar, istemedikleri hâlde müstehcen davranışlar (sol elleriyle) yaparak kendilerini şaşırtırlar. Bir keresinde bir psikolog, ayrık beyinli olan bir adamın bir eli le karısını dövmeye yeltendiğini ve diğeri ile onu koruduğunu bildirmiştir. Hasta gerçekten karısını incitmeyi istemiş miydi? Tahmin edelim ki hem evet hem hayır. Duyum bilgilerinin çapraz gösteriminde bir istisna koku alma sistemidir: Yani bir insan sol burun deliği ile bir çiçek kokladığında, sadece sol beyin koku duyumunu alır. Böylece eğer ayrık beyinli bir hastanın sağ burun deliği kapalı ise hasta kokunun ne olduğunu bize söyleyebilecektir. Ancak koku sağ burun deliğine gelirse gerçekte sağ beyin kokuyu aldığı ve her ne olduğu belirlediği halde hasta hiçbir şey koklayamadığını bize söyleyecektir (Kaya, 2017).

Bunun böyle olduğunu göstermek için, hastadan sağ burun deliği ile koklamasını ve sonrasında gizli bir bölmeden bazı objelere ulaşmasını isteriz. Eğer kokuyu tetkik eden yarımküre tarafından kontrol edilen sol elini kullanması istenirse hasta kokuya uygun objeyi – çiçek kokulu plastik çiçek, balık kokulu oyuncan balık, çam kokulu model ağaç ve dördüncü seçecektir. Ancak sağ elinin kullanılması istenirse sağ el kokuyu almayan sol yarımküre ile bağlantılı olduğundan hasta testte başarısız olacaktır (Neil R. Carlson, 2019).

Corpus Callosum’un kesilmesinin etkileri, bilginin sadece sol yarımkürede yer alan sözel iletişimden sorumlu beyin bölgesine ulaşabildiğinde olayın bilincine vardığımız yorumunu pekiştirir.

Bilgi beynin bu bölgelerine ulaşamazsa o zaman bu bilgi, bu mekanizmalarla birlikte yürüyen bilince ulaşamaz (Öksüz & Kozan, 2019). Diyelim ki karşımızda, yan yana duran bir köpek bir de kedi var. Biz, kedi ve köpeğin arasında (köpekle kedi olduğumuzu varsaydığımız kırmızı noktaya gözümüzü hiç oynatmadan sabit tutarak baktığımızda, bunlara ait görüntüler, gözlerimizin retina denen kısmında ters olarak oluşurlar. Şekilde de görüldüğü gibi, köpek görüntüsü sağda, kedi görüntüsü solda olmak üzere, her bir gözün aynı taraflarında ve ters olarak oluşurlar. Şimdi, her bir gözümüzdeki retinayı tam ortadan ve düşey bir çizgi ile ikiye böldüğümüzü düşünelim. Bu durumda, her bir gözümüzdeki düşey çizginin bir tarafında köpeğin görüntüsü, diğer tarafında da kedinin görüntüsü
kalmış olur. Buradan itibaren bir gariplik başlar.

Gariplik şudur: Her bir gözümüzdeki görüntünün tamamı, beynimizin her iki yarım küresine de gitmez. Ya ne olur? Eğer, kırmızı ve mavi çizgileri göz sinirleri olarak dikkate alır ve beyin yarım kürelerine (görüntünü sinyallerinin işlendiği oksipital loblar) gittiği yollara bakarsak her iki gözümüzün retinası üzerindeki köpek görüntüsü beynimizin sağ yarıküresine giderken (mavi çizgiler) kedi görüntüsü de beynimizin sol yarım küresine gider. (Kırmızı Çizgiler) Bir başka deyişle, gözümüzün retinasının bu özelliğinden dolayı her iki gözümüzdeki köpeğe ait görüntüler sadece beynimizin sağ yarımküresine oluşurken her iki gözümüzdeki kedi görüntüsü ise beynimizin sol yarım küresinde oluşur. Dolayısıyla, ilk etapta, sağ yarı küre sadece köpekten haberdar olurken sol yarımküre ise sadece kediden haberdar olur. Peki, tam da burada sorulacak soru şudur. Her bir yarımküre hem kediden hem de köpekten nasıl haberdar olur? İşte bu haberleşmeyi, yukarıda bahsettiğimiz ve beyni birbirine bağlayan sinir ağları olan Corpus Callosum sağlar. Gözümüzün retinasının bize oynadığı oyun, (Retinanın, görüntüyü, düşey olarak ikiye bölerek beyin yarım kürelerine göndermesi kastediliyor.)

Corpus Callosum, vasıtasıyla (İki yarımküre arasındaki haberleşmeyi sağlaması ile) düzeltilmiş olur. Ancak burada şunu önemle belirtelim. Göz sinirleri (şekildeki mavi ve kırmızı yollar), Corpus Callosum’un kesilmesinden etkilenmezler. Çünkü iki yarım küreyi birbirinden haberdar eden sinir demetleri olan Corpus Callosum ile gözlerden çıkıp da beynin yarım kürelerine giden sinirler başka yolları takip ederler. (Biz bu yazıdaki konumuzda sadece, Corpus Callosum’un kesildiğini ancak göz sinirlerinin kesilmediği düşünüyoruz. Aksi halde, göz sinirleri kesilen kişi zaten, Corpus Callosum’u kesilmemiş dahi olsa, hiçbir şeyi göremezdi).

Şu hâlde, Corpus Callosum’u kesilen bir kişi ne görür? Şekilden de anlayacağımız üzere, beynin her iki yarım küresini birbirinden haberdar eden sinir lifleri kesildiği için, bir yarımküre, sadece ve sadece köpekten haberdar iken, diğer yarım küre sadece kediden haberdar olur. Şimdi, Corpus Callosum’u kesilen kişinin önündeki köpeği ortamdan uzaklaştıralım. Karşımızda sadece kedi kalsın. Kişinin, yine kedi ile köpek arasındaki aynı yere (Kırmızı Noktaya) baktığını düşünelim. Bu durumda, beynimizin sol yarıküresi bir kedi gördüğü hâlde, sağ yarımküresi kediyi göremez. Dolayısıyla siz, kişinin, sadece ve sadece beyninin sağ yarımküresinin görüp okuyabileceği şekilde, “Kediyi görüyor musun?” diye sorduğunuzda kişi de “Ne kedisi? Ortalıkta kedi yok ki!” diye cevap verecektir.

Deneylerde, ayrık beyinli kişiye sadece yazı yazarak komut verilir. Çünkü komutlarımızı sözel olarak verir, denek de sözel olarak cevaplarsa her iki yarımküre, komutları kulak yolu vasıtasıyla duyacağı ve haberdar olacağı için yapmaya çalıştığımız deney anlamsız kalacaktır. Şimdi gelelim deneyimize. Deneyde, Epilepsi’yi önlemek amacıyla operasyon yapılmış ayrık beyinli kişiye, bu deney için özel hazırlanmış bir düzenekle, bir perdeye, beynin sadece sol yarımküresinin algılayacağı şekilde, “Yürü” komutu yazılı olarak yansıtılır. Sol yarım küre, aldığı bu komutu yerine getirir ve kişi oturduğu yerden kalkarak odanın kapısına doğru yürür. Ancak yukarıda açıkladığımız nedenlerden dolayı sağ yarım küre komuttan habersizdir. Daha sonra, kişi tekrar, düzeneğin yanına getirilir ve bu defa kişiye, perdede ve yazılı olarak, beynin sadece sağ yarım küresinin algılayacağı şekilde “Neden yürüdün?” diye sorulduğunda kişi “Meşrubat almak için” veya “Canım biraz dolaşmak istedi” veya benzer cevaplar verir (Steven Pinker, 2002).

Corpus Callosum’u Kesilmiş Kişilerde Görme Algısı

Başka bir deneyde, Corpus Callosum’u kesilmiş deneğe, beynin sol yarımküresi görebilecek şekilde bir tavuk resmi gösterilir. Sonra, yine sadece sol yarım kürenin görebileceği şekilde masanın üzerinde duran bir sürü resim arasından tavuk ile ilgili bir resmi bulması istenir. Kişi de birbirinden bağımsız resimler arasından, tavuk ile ilgili olan pençe resmini bulur. Daha sonra, beynin sadece sağ yarım küresinin görebileceği şekilde kar manzarası gösterilir (Alkan ve ark., 2003).

Bu defa yine beynin sağ yarım küresinin görebileceği şekilde, masa üzerinde dağınık halde ve birbirinden bağımsız resimler arasından kar manzarası ile ilgili bir resmi bulup seçmesi istenir. Kişi de resimler arasından, bir kürek resmini bulup seçer.

Görülmektedir ki, her iki yarım küre doğru seçimi yapmışlardır. Sonra da deney gereği “Kar Manzarası” resmi hariç olmak üzere tavuk, pençe ve kürek resimleri kişinin önüne konur ve tavuk resmi ile bağlantılı olarak pençe resmini seçen sol yarım kürenin görebileceği şekilde, bir yazı ile şu soru sorulur. “Tavuk ile ilgili olarak pençe ve kürek resimlerini neden seçtin?” Ayrık beyinli kişi şu cevabı verir: “Pençe resmini seçtim, çünkü tavukta pençe vardır. Kürek resmini seçtim, çünkü tavuk, dışkısı ile kümesini kirletir. Bu dışkıları küremek için de kürek kullanılır”. Deneyden de anlaşılmaktadır ki, kürek, beynin sağ yarım küresi tarafından seçilmiş olup, sol yarı kürenin bundan haberi yoktur (Pinker, 2017). Ancak buna rağmen sol yarım küre, kürek için bir anlam üretmiştir.

Denek bir ekranın önüne oturtulur ve ekranın merkezinde bir noktaya gözünü odaklaması söylenir. Bir görsel uyarıcı saniyenin onda biri kadar bir zaman için ekrandaki merkez noktanın sağına veya soluna düşürülür. Ekranda vazo kelimesinin belirdiğini farz edelim. Görüntü ekranın sağ tarafında oluşmuşsa görsel bilgi yalnız sol yarım küreye gider; sol tarafta oluşmuşsa görsel bilgi yalnız sağ yarım küreye gider.(Gözdeki retinanın burun tarafındaki kısmından çıkan sinirler gözün bulunduğu yarı küreden öbürüne atlar, şakak tarafındaki retinadan gelen görsel sinir uçları ise aynı yarım kürede sonuçlanır.) Böylece ekranın sağ ve sol kısmına görüntü düşürerek beynin yalnızca sağ ve sol yarım küresine mesaj gönderme olanağı yaratılır (Atkinson & Richard, 2017).

Corpus Callosum resim 2

Corpus Callosum kesilmemiş olsaydı beyin bir yarı kürede elde ettiği bilgiyi diğerine aktarabilirdi fakat deneysel durumda bir yarı kürenin bildiğini diğer yarım küre öğrenemez.

Ekranın sağ köşesine bir kelime düşürülerek sol yarım küreye uyarıcı gönderilirse denek hem bunu okuyabilir hem de söyleyebilir. Aynı kelime ekranın sol tarafına düşürülürse (Bu durumda beynin sağ yarımküresine giden uyarıcılar söz konusu olur.)

Denek ekranda yazılı olan kelimeyi söyleyemez. Denek ancak bu kelimeyi söylemesi yerine sadece tanıması istendiğinde başarılı olur. Demek oluyor ki sağ yarım kürenin dil ile hiç ilişkisi olmadığı söylenemez. Konuşma ve yazma gibi dilin hareketle ilgili kısımlarının sol yarım küre ile ilgili olduğu açıktır. Fakat bir kelimeyi tanıma ve anlama sağ yarım kürede başarılabilir. Deneyler, sol yarım kürenin dil ile ilgili işlevleri üzerine yüklediğini ve sağ yarım küreden, dil açısından daha yetenekli bir durumda olduğunu göstermiştir  (Atkinson & Richard,2017).

Beyin Lobları Ve İşlevlerinde Değişiklikler

Okuma yazma ve matematiksel işlem yapma gibi becerileri sol yarım küre daha uzmanlaşmış bir biçimde işleyebilir. Sağ yarım küre mekânda kendimizi yöneltmemizi, yapısal biçim ve örüntüleri tanımamızı ve müzik formlarını hatırlamamızı sağlar. İki beyin yarım küresi normal koşullar altında sürekli birbiri ile iletişim halindedir ama her birinin farklı işlevi vardır. Bugün birçok psikolog, sol yarımkürenin entelektüel, analitik kritik düşünceden, sağ yarı kürenin ise mekânla ilgili, artistik ve sezgisel algılamadan sorumlu olduğunu düşünür (Tedmem, 2015).

Ne var ki böyle bir genelleme, beyin gibi son derece karmaşık işlevleri olan bir yapı için yetersizdir. Diğer ayrık beyin çalışmaları başka yönlerde de hayret verici gözlemlere yol açmıştır. Bu sonuçlardan biri de ayrık beyin ameliyatı geçirmiş kimselerin, bazı işlevleri normal beyinli kimselerden daha iyi yapabilmeleridir(Avcı ve ark., 2017).

Ellenberry ve Sperry adındaki araştırmacılar ayrık beyin ameliyatı geçirmiş kimselerin bir yarım küresine bir görev verirken aynı anda diğer yarım küreye bir başka görev vermiştir. Ayrık beyinli kimseler iki işi aynı anda yapma türünden görevlerde, normal beyinli kişilerden daha üstün başarı göstermiştir  (Atkinson, 2017).

Bilişsel, Gelişimsel, Sosyal ve Fiziksel Değişiklikler

Bilişsel özellikler şunları içerir: Yüz ifadelerini veya ses tonunu okuma sorunları, problem çözme ve karmaşık görevlerde zorluk, riski değerlendirmede yetersizlik, soyut kavramları anlamada zorluk, argo veya alaycılığı anlama sorunları, duyguları anlamada zorluk, yanlış bilgi vermek ama doğru olduğuna inanmak.

Gelişimsel özellikler şunları içerir: oturmak, yürümek, bisiklete binmek gibi kilometre taşlarındaki gecikmeler, konuşma ve dil ediniminde gecikmeler, beceriksizlik ve zayıf koordinasyon, gecikmiş tuvalet eğitimi (Seymour, 2017).

Belirli sosyal ve davranışsal özellikler şunları içerir: sosyal olgunlaşmamışlık, öz farkındalık eksikliği, sosyal ipuçlarını anlamada zorluk, Başkalarının bakış açılarını anlama sorunları, dikkatini sürdürmekte zorlanmak, hiperaktivite, korku eksikliği, obsesif veya kompulsif davranış. Fiziksel veya sağlıkla ilgili özellikler şunları içerir: görme bozuklukları, düşük kas tonusu, besleme zorluğu, anormal baş ve yüz özellikleri, ağrıya yüksek tolerans, uyku sorunları, nöbetler, işitme bozuklukları, kronik kabızlık (Seymour, 2017).

Sonuç:

Beyin fizyolojisi hakkında hâlâ çok az şey biliyoruz. Ancak beyin hasarlı insanlar üzerinde yapılan çalışmalar, bize bazı önemli çıkarımlar sağlamaya başlamıştır. Corpus Callosum’un izole lezyonları nadir olup bu yapıda izlenen anomaliler, diğer serebral anomalilerin varlığı açısından uyarıcı olmalıdır. Corpus Callosum’un kesilmesi veya bununla olası ilişkili bozulmalar psikolojik sorunlara yol açmıştır (Taybaş, 2016).

Normal beyin belirli bir görevi yerine getirirken o görevin türüne göre o yarım küreyi ağırlıklı olarak kullansa dahi diğer yarımküre ile sürekli iletişim halindedir ve beyin bir bütün olarak çalışma eğilimindedir. Ameliyat sonucu iki bağımsız küreye ayrılınca beynin bir bütün olarak çalışabilmesi ortadan kaldırıldığından, her bir yarı küre kendi başına bağımsız olarak bir görevi, diğer yarımküre hiçbir karıştırıcı etki gelmeden başarabilmektedir. Akılda tutulması gereken en önemli konulardan biri şudur: Beyin tüm olarak çalışan bir sistemdir (Richard,2017).

Bazı beyin bölgeleri belirli işlevler için uzmanlaşmış olabilir fakat her bir beyin işlemi beynin tümünü ilgilendiren bir olaydır. En basit bir beyin işleminin bile temelinde çok sayıda son derece karmaşık ilişkiler yatar (Yurt &Çubukçu.,2020).

Beyne, değişik yerleri birbirinden habersiz olarak çalışan, birbirinden kopuk işlevler toplamı olarak görmek yanlıştır. Beyin her bölümü diğerleri ile ilişki kurmuş sistemdir ve bir bütün olarak çalışır (Çiftçi,2019).

Bu bütünleşmiş bağlam içinde bazı bölgeler bazı şeyler konusunda uzmanlaşmıştır. Bu açıklamayla konu kapanıyor mu? Bu arada, beyni bölünmüş hastaların normal hissettiklerini ve davrandıklarını da belirtmemiz lazım.

Beyni bölünmüş bir hasta odaya girdiğinde onda sıra dışı bir şey görmüyorsunuz. Ayrıca korkunç Epilepsi nöbetleri dışında, kendilerinin tamamen aynı olduklarını ifade ediyorlar. Şayet kişi gerçekten ‘bölünmüşse’ bunun doğru olmaması gerekir(Tufan, 2017).  

Daha önce yapılmış çalışmalarda Corpus Callosum atrofisi ya da total agenezisi olmasına rağmen nöropsikolojik incelemelerde herhangi bir problem saptanamayabileceği, kısmen korunmuş Corpus Callosum ile işlevlerinde herhangi bir defisit olmayabileceği bildirilmiştir (Güler& Aygün, 2011).

Toplu olarak, bu bulgular sağlam bir Corpus Callosum’un verimli yürütme işlevine veya daha genel olarak karmaşık bilişsel yeteneklerin yürütülmesine ve sürdürülmesine önemli ölçüde katkıda bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte Corpus Callosum gelişimindeki başarısızlığın, interhemisferik eşleşmeyi basitçe bozup bozmadığı veya kallozal disgenezde, etkili interhemisferik iletişime bağlı olan belirli bilişsel alanlara seçici bir hassasiyet olup olmadığı açık değildir. Dahası, AgCC’ye yolaçan beyin gelişimi ve serebral bağlantının altında yatan aksaklıklar intrahemisferik bağlantıyı da değiştirebileceğinden, AgCC bireylerinin intrahemisferik bağlantının bozulmasından kaynaklanan ek bilişsel eksikliklere sahip olması mümkündür.

AgCC bireylerde cingulum demetinin daha küçük olduğunu ve daha düşük fraksiyonel anizotropiye sahip olduğunu gösteren önceki çalışmamız bu daha nüanslı hipotezi desteklemektedir. AgCC’li bireyler üzerinde yapılan çalışma, hemisferler boyunca yapısal bağlantının beyindeki azalmış uzun menzilli etkileşimlerden kaynaklandığı düşünülen diğer daha geniş tanımlı, nörogelişimsel bozukluklara nasıl katkıda bulunduğuna dair anlayışımızı bilgilendirir (Hinkley ve ark., 2012).

Bu soruları ele almak için, AgCC bireylerinde ve yaş ve IQ uyumlu sağlıklı kontrollerde dinlenme durumu fonksiyonel bağlantısını incelemek için manyetoensefalografi (MEG) kullandık. MEG, kafa derisi yüzeyindeki veya yakınındaki manyetik alan değişikliklerini ölçerek beyin aktivitesinin milisaniyenin altındaki zaman ölçeğinde görüntülenmesine izin verir. Tüm beyin aktivitesi, kortikal salınımlardaki değişiklikleri belirli beyin bölgelerine lokalize etmek için kortikal salınım aktivitesini deneklerin anatomik görüntülerinin üzerine yerleştirmesine izin veren kaynak yeniden yapılandırma algoritmaları kullanılarak MEG sensör verilerinden tahmin edilebilir. Bu işlem, manyetoensefalografik görüntüleme (MEG-I) olarak adlandırılır.

Bu çalışma, AgCC’de kallozal disgenezin riskli bilişsel işlemeye nasıl katkıda bulunduğunu ele almak için MEG-I ve fonksiyonel bağlantıyı değerlendirmek için yeni yöntemler kullanarak bu ilerlemelerden yararlanır. Sonuç olarak, MEG-I nöroanatomik bağlantıdaki değişikliklerin (örn. AgCC’deki kallozal lifler) hem serebral hemisferler arasında hem de içinde ayrı bir frekans aralığında (alfa; 8-12 Hz) hatalı fonksiyonel eşleşmeye nasıl dönüştüğünü belirlemek için kullanılabilir beynin “dinlenme durumu” içinde.

AgCC’de, kallozal lifler gelişmediğinde ortaya çıkan kopukluk derecesi, işlem hızı ve problem çözme ile doğrudan ilişkilidir bu da bu önlemlerin gerçek zamanlı beyin etkileşimlerini temsil ettiğini gösterir. Bu bulgular ayrıca MEG-I’i, tehlikeye atılmış kortikal etkileşimlerin temel bilişsel yetenekler üzerindeki etkisini anlamak için bir araç olarak doğrulamaya hizmet eder (Hinkley ve ark., 2012). Tüm bu ayrık beyin çalışmaları ve vakaları sonucunda beynimizin bir uzmanlaşma içinde olduğunu görüyoruz. Sol hemisferin konuşmada, matematikte ve kendini tanımada iyi ve analitik olması gibi sağ hemisfer ise sözel olamayan konularda, mekânsal problemlerin çözümünde, başkalarını tanımada iyi ve daha holistik (Bütüncül) olduğu unutulmamalıdır.

Tüm bu uzmanlaşma tartışmaları hangi tarafı daha çok kullandığımız sorusunu gündeme getirmiştir. Beynimizin sağ tarafını mı sol tarafını mı daha çok kullandığımız, yaratıcı ve analitik tarafımızın neresi olduğu konuları medya tarafından biraz abartılsa da uzmanlaşmayı kesin çizgileriyle ayırmak beynin plastitesini (elastikliğini) göz ardı etmek olur. Beynimiz ayrık olsa bile, sağ ve sol hemisferlerin her şeye rağmen bütüncül bir şekilde çalışması ve hayatımızı sürdürebilmemiz beynin esnekliğinin en büyük kanıtı. Beyin hakkında, özellikle de hemisferlerin uzmanlaşmalarıyla alakalı daha çok çalışmaya ihtiyaç olsa da, biz kısaca beynin çok acayip ve çok güzel
olduğunu söyleyebiliriz (Gülbahar, 2016).

Öneri:

Epileptik nöbetler geçiren insanların gerekli tedavi süreçlerini gördükten sonra, son çare olarak Corpus Callosum, ameliyatına başvurması öngörülür, hastaya ameliyat sonrası yaşayabileceği olumsuz etkileri uzmanlar tarafından detayla bilgilendirilmelidir. Son olarak da Corpus Callosum, ameliyatının olumsuz etkilerini minimuma indirmek için gerekli çabalar  gösterilmelidir.

Yazar: Muhammed Çokdoğan

Merhaba, ben Muhammed. Yakın Doğu Üniversitesi Psikoloji bölümü 1. sınıf öğrencisiyim. İlgi çekici konuları araştırmayı ve onları sizlerle paylaşmayı seviyorum, bu yüzden Go Psikoloji ile beraber olmaktan keyif duyuyorum. İyi okumalar dilerim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

teknoloji ve insan

Teknoloji ve İnsan Psikolojisi

Toplumsal Cinsiyet Kadın ve Erkek

Toplumsal Cinsiyet Kadın ve Erkek