Depresyon Nedir?

Depresyon, sizin nasıl hissedeceğinizi, bir durum karşısındaki tepkinizi, ne yönlü düşüneceğinizi olumsuz etkileyen yaygın bir ruhsal bozukluktur. Depresyon, fiziksel rahatsızlıklardaki grip ve nezle gibi ruhsal rahatsızlıklarda görülen yaygın bir rahatsızlıktır. Depresyon, normal günlük yaşantımızda bile yaptığımız durumlardan zevk almamamızı sağlayacak bir rahatsızlıktır. Depresyon uzman yardımı almadan atlatılabilecek bir ruhsal rahatsızlık değildir. Uzman yardımı alınmasını tavsiye ederiz. O zaman depresyonun sebeplerini, belirtilerini, risk etkenlerini, türlerini ve tedavi yöntemlerini inceleyelim.

DEPRESYON SEBEPLERİ

Psikolojik sebeplerin en başında gelen durum sevilen bir kişinin kaybı diyebiliriz. Birey sevdiği kişiyi 10 yaşında kaybetmiş olsa dahi depresyonunu 35 yaşında yaşayabilir. Bu bakımdan bir diğer sebebin de geçmiş olduğunu söyleyebiliriz. Boşanma ve boşanma süreci, alkol ve madde kullanımı, düşük bütçeli sosyo-ekonomik düzey, iflas, çocukluk dönemindeki gerek fiziksel gerek cinsel kötü davranış diyebiliriz.

Bir durum başka bir durumu tetikleyerek bireyin depresyon rahatsızlığına yakalanmasına sebep olabilir. Mesela; birey boşanma durumu bireyi bunalıma sokabilir ve birey arkadaş ortamından uzaklaşarak kendi kabuğunu çekilmeyi tercih eder. Bu sefer de kendine alkolü arkadaş edinir ve çokça düşünmeye başlar. Düşündükçe olayın en küçük detayı bile onun için en büyük detay olur. Depresyonun başlı sebeplerinde gelen bir etkendir bu da. Bir diğer örnek ise, evdeki depresif aile bireylerinin olmasıdır. Her konuda yapılan baskı, bir olay karşında aşırı tepki ve kötü düşünce karşı tarafı oldukça etkileyip depresyona sürükleyebilir.

Biyolojik sebebinden bahsedecek olursak; sertonin, dopamin, noradrenalin beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişimden sorumlu maddelerdir. Sinaptik yarık denilen bölgede bu maddelerin dengesindeki bozulmanın özelliklede serotinin azalması depresyon belirtilerinin ortaya çıkmasına neden olduğu düşünülmektedir.

Türkiye’deki nüfusun %4.4’ü depresyon rahatsızlığına sahiptir. Erkeklere oranla kadınların oranı daha yüksektir. Sebepleri ise erken yaşta evlilik, erken yaşta anne olmak, aile baskısı, toplum tarafından ezilip hor görülmek ve eğitimine izin verilmemesi gibi etkenlerdir.

DEPRESYONUN BELİRTİLERİ

Depresyon kendisine yakalanan insanın hayatını değiştirebilecek türden bir hastalıktır. Hastanın bedensel, zihinsel ve fiziksel olarak hayatını etkileyebilir. Her hastada belirtilerin çoğu aynı anda olmayabilir. Peki bu belirtiler nelerdir?

  • Hayattan zevk alamama
  • Güne mutsuz uyanma
  • Durumlar karşısında depresif ve kötümser olma
  • Çoğu zaman kederli düşünme
  • Umutsuzluk, çaresizlik
  • Çokça düşünme, düşündükçe durum karşısında kendi suçlama
  • Uyku düzeni bozukluğu; çok uyuma ya da uyuyamama, uykunun sık sık bölünmesi, uykuya geri dalamama
  • Kilo kaybı, iştahsızlık ve ya kilo alma durumu
  • Hobi, spor veya cinsellik gibi normal aktivitelerin çoğuna zevk kaybı
  • Baş, sırt ve mide rahatsızlığı
  • Cilt hastalıklar; sivilce, sedef hastalığı gibi
  • İntihar etme düşüncesi, kendine fiziksel zarar verme, intihar girişimi.

Bazı insanlarda gizli depresyon da görülmektedir. Peki gizli depresyon belirtileri nedir?

Kişi dışarıya karşı dik, güçlü, sarsılmaz bir profil çizmektedir. Her duruma güleç ve iyimser yaklaşır. Verici, neşeli, uyumlu insanlardır. Ama ortamdan uzaklaştığında, tek başına olduğunda depresif haline döner ve kendi konusundaki tüm durumlara kötümser yaklaşır.

Psikiyatrist depresyona tanı koyabilmek için bazı tetiklerden faydalanabilir.

Kan tahlilleri, QEEG(saçlı deriden alınan beynin elektriksel aktivite kaydının analiz edilerek farklı frekanstaki dalgaların beyin üzerindeki dağılımını gösteren bir tekniktir.), beyin MR, psikometrik testler.

Depresyon Nedir? depresyon nedir resim 1

DEPRESYON TÜRLERİ

1-MAJÖR DEPRESYON

Majör depresyon en yaygı görülen depresyon türüdür. Ayrıca en şiddetli geçen depresyon türüdür. Bir uzman yardımı olmadan atlatılamaz. İlaç tedavisi ve depresyonun şiddetine göre psikoterapi tedavisi uygulanır. Majör depresyon her yaşta görülebilmektedir. Erkeklere oranla kadınlarda daha sık rastlanır.

Majör depresyon, kişinin hayatını çoğu yönden etkilemektedir. Kişi okula gitmek istemez, işine gidecek gücü kendinde bulamaz, eskisi gibi ailesiyle görüşme hevesi olmaz. Kişi bazen evini temizleyecek gücü bile kendinde bulamayabilir. Kitap okumak, müzik dinlemek istemez hobilerinden bile vazgeçer. Arkadaşlarıyla ve ya kalabalık ortamlarda olmaktan kaçınır. Kendi öz bakımını yapamayacak seviyeye gelir.

Travma sonrası depresif bozukluk hastaları ve majör depresyon hastaları arasındaki çalışmalarda majör depresyon hastalarının intihara daha eğilimli olduğu kanısına varılmıştır. Bir diğer çalışmada ise travma sonrasında stres bozukluğuna eşlik eden majör depresyon hastalarının yalnızca majör depresyon hastalarına oranla klinik desteğin, sosyal desteğin ve intihar girişimlerinin daha düşük olduğu sonuçlanmıştır.

İlk paragrafta da bahsettiğimiz gibi bu depresyon türü kadınlarda daha sık görülmektedir. Bunun sebepleri ise hormonsal değişiklikler, troid rahatsızlığı, erken evlilik, hamilelik, anne olmak, toplumun kadından beklediği ev işi, çocuk bakımı, eşe olan sorumluluk gibi durumlardır.

Bir bireye majör depresif bozukluk tanısı koyabilmek için aşağıdaki durumlardan beş ya da fazlasının bulunması gerekir.

  • Hayattan zevk alamama
  • Aşırı kilo kaybı ve ya kazancı
  • Düzensiz uyku halleri
  • Günlük yaşantıda depresif ve karamsar olma
  • Günlük yaşantıda güçsüz ve üşengeç olma
  • Tekrar eden ölüm ve intihar düşünceleri

2- ATİPİK ÖZELLİKLİ MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK

Atipik depresyon bozukluk ilk kez 1959 yılında Dally ve West tarafından ortaya atılmıştır. Atipik depresyon yaşı diğer depresyon yaşlarından daha erkendir. Atipik depresyon 1982 yılında Davidson ve arkadaşları tarafından tip A (anksiyete) ve tip V (vejatatif) olarak iki gruba ayrılmıştır.

A tipi depresyona şiddetli anksiyete eşlik eder. Buna artı olarak da anksiyeteye panik bozukluk ve ya diğer anksiyete tabloları olabilir. V tipinde ise vejatatif belirtilerinin başında gelmektedir. Duygu durumunda ortaya çıkan aşırı uyuma, aşırı iştah ve libido artışı vejatatif durumunun düzensiz belirtilerinin başında gelmektedir.

Atipik depresyonda ıştahın artmasıyla hem yemek yeme artışı hem de kilo artışı yaşanabilir. Kişi kendini eski aktifliğinde ve sağlında bulamaz. Uykuda da artış görülmektedir. Kişinin normal yaşantısına göre uyku süresinin 2 saat uzaması ve ya uyku süresinin günlük 10 saati aşması durumudur. Sabahaları ise yataktan kalkama durumu ve bedenin üstünde tonlarca yük hissidir.

Atipik depresyona sahip bireyin dış etkenler karşısında aşırı tepkiler verebilir. Aldığı kötü bir haber karşısında aşırı üzülebilir ve ya aldığı iyi bir haber karşısında aşırı sevinebilir. Atipik depresyona sahip bireylerin bazı belirtileri şöyledir;

  • Yoğun uyku hali
  • Kiloda belirgin artış
  • Kollarda ve bacaklarda ağırlık hissi
  • İştahta aşırı artış
  • Reddedilmeye karşı hassas

3- DOĞUM SONRASI (POSTPARTUM)  DEPRESYON

Halk arasında lohusa depresyonu olarak da bilinen doğum sonrası depresyon doğumdan sonra ki ilk 4 hafta içinde ve ya ilk 3-6 aylar içinde de görülebilir. Ülkemizde yapılan çalışmalara göre %14 ile %44’ünde doğum sonrası depresyon görülmektedir.

Ancak normal hamilelik sürecinde de uyku artışı, kilo alımı ve ya kilo kaybı görüldüğü için kişinin doğum sonrası depresyona sahip olup olmadığını ayırt etmek zorlaşabilir. Daha önce depresyona yakalanmış annelerde daha önce depresyona yakalanmamış annelere göre doğum sonrası depresyon görülmezken, depresyon geçmişi olan kadınların %33.3’ünde doğum sonrası depresyon görülmektedir.

Anne sütüyle beslenmenin doğum sonrası depresyona olumlu ve olumsuz etkileri görülmektedir. Bebeğini anne sütüyle besleyen anneler daha depresif olabilirler. Uykusuz kalma durumları, kendilerine eskisi kadar ayıracak vakitlerinin olmaması, alacağı ilaçların bebeğine zararlı olup olmayacağı düşünceleri anneyi daha depresif ve karamsar yapar. Bebeğine mama takviyesi yapan ve ya tamamen mamayla besleyen annelerde, bebeğini anne sütüyle besleyen annelere oranla doğum sonrası depresyon görülme olasılığı daha yüksektir. Anne sütünün anne ve bebek arasında bir bağ kurduğu düşünülmektedir.

Gebelik döneminde yükselen östrojen ve progesteron düzeylerinin doğumla birlikte düşmesi doğum sonrası depresyona zemin hazırlayan başlı nedendir diyebiliriz. Diğer bulgular ise ;

  • Uyku bozukluğu
  • İştah değişikliği
  • Etkinliklere olan ilginin azalması
  • Bireyin kendine ve eşine olan ilginin azalması
  • İntihar düşünceleri, diyebiliriz

4- MELANKOLİK ÖZELLİKLİ MAJÖR DEPRESYON

Majör depresyonun alt başlığı olarak görülen melankolik özellikli majör depresyon yaşam boyu yaygın olarak görülmektedir. Melankolik depresyon daha önce ki çalışmalara göre dış etkenlere tepkisiz olan, psikoterapi tedavilerine değil somatik tedavilere cevap veren kişilerde daha sıklıkla görüldüğü kanısına varılmıştır.

Melankolik depresyona sahip bireylerin en belirgin şikayetleri; uykuya dalma da zorluk, sabah erkenden uyanma ve yutkunma güçlüğü sonrasında ağlama isteği olarak görülmüştür. Diğer belirtiler ise aşırı kilo kaybı, iştahsızlık, eski ilgilere, hobilere, karşı aşırı keyifsizlik, yalnız kalma isteği gibi belirtiler görülebilir.

5- MEVSİMSEL DUYGU DURUM BOZUKLUĞU

Mevsimsel depresyon adından da anlaşıldığı gibi belirli mevsimlerde ortaya çıkabilecek duygu durum bozukluğudur. Genellikle sonbahar ve ya kışın görülen bu depresyon türü diğer depresyon türlerinde olduğu gibi hafif orta ağır derecelere sahiptir. Hafif dereceli depresyon kişinin günlük hayatını etkilemese de ağır dereceli depresyon kişinin günlük hayatını oldukça etkiler.

Mevsimsel depresyon ilk kez 1984 yılında Rosenthal ve arkadaşları tarafından adlandırılmıştır. Sonbahar ve ya kışın başlayan mevsimsel depresyon tedavi edilmezse ilkbahar ve ya yaz mevsimine kadar uzayabilir. Hatta tedavi edilmediği süreçte mevsimsel depresyona unipolar depresyon nöbetleri eklenmesi muhtemeldir. Sonbahar ve ya kışın görülen mevsimsel depresyonda kişinin iştahı artar, karbonhidrata olan eğilimi artar ve bununla gelen kilo alımı, uyku artışı septomları görülebilir. Mevsimsel depresyon ilkbahar ve ya yazın da görülebilir. İlkbahar ve ya yazın başlayan mevsimsel depresyon tedavi edilmezse sonbahar ve ya kışa kadar sürebilir. İlkbahar ve ya yazın görülen mevsimsel depresyonda iştah kaybı bu durumla birlikte kilo kaybı ve uyku kaybı görülmektedir.

Hastanın teşhisi psikiyatrist tarafından koyulduktan sonra düzenli tedavi süreci önerilir. Bu depresyon türünde ışık tedavisi uygun görülür. Çünkü etkilidir ve hastalığın tekrar edilmemesini sağlar.

6- PSİKOTİK ÖZELLİKLİ MAJÖR DEPRESİF BOZUKLUK

Psikotik depresyon, depresyon türünün en ağır depresyon türüdür diyebiliriz. Psikotik depresyon gerçeklik algısıyla alakalı bir rahatsızlıktır. Olmayan şeyler görme, duyma durumudur. Bu durumları sanrılar ve halüsinasyonlar diye iki alt başlıkta inceleriz. Sanrılar kendi arlarında da alt başlıklara ayrılır:

Referans (alınma) Sanrısı: Bu türe göre olaylar kişiyi hedef alan olaylar çerçevesidir. Bir örnekle açıklayacak olursak, kişi gazetede gördüğü bir yazının kendisine özel yazıldığını, yazarın kendisine bir şeyler belirttiğini düşünür.

Grandiyöz (büyüklük heyezanı) Sanrısı: Bu sanrıda kişi kendini aşırı önemli hisseder. Kendilerinin özel güçleri olduğuna inanırlar. Toplumdan da kral ve ya kraliçeymiş gibi saygı görmeyi beklerler.

Paranoid (paranoya) Sanrısı: Bu sanrıda ise kişi çevrenin kendisine zarar verdiğini ve ya sıklıkla izlenildiğini düşünür. Bu tip hastalıklar özel ilgi gerektirir çünkü hastalar parayonak düşünceler yüzünden tedaviyi reddederler.

Kontrol (etkilenme) Sanrısı: Kişi kendi düşüncelerinin ve hareketlerinin kontrol edildiğini düşünür. Sürekli ‘kontrol ediliyorum, beni izliyorlar’ düşüncelerini yaşarlar.

Erotomanik Sanrı: Kişi birileri ona aşık düşüncelerine kapılırlar ve bu birileri çok ünlü şarkıcılar, oyuncular ve ya yüksek statüdeki kişiler olduğunu savunurlar. Ve bu durum yasal bir yasakla sonlanabilir.

Psikotik depresyonun bir başka durumu ise halüsinasyonlardır. Halüsinasyon , olmayan şeyleri görme ve duyma durumudur. Halüsinasyonlar canlı formdadır ve oldukça gerçekçi görünürler ama gerçek değillerdir. En yayın türü işitsel halüsinasyondur. İşitsel halüsinasyon da kişi çoğunlukla emir verilen sesleri duyar ve kendi kendine konuşma durumundadır.

Psikotik depresyonun sanrılar ve halüsinasyonlar dışında belirtileri davranış bozukluğu ve düşünce bozukluğudur. Bu iki belirtiyi konuşma esnasında direkt olarak anlayabiliriz. Bunlar dışında bazı konuşma kalıpları vardır. İçerik fakirliği olan konuşmada kişi kısa kısa cevaplar verir ya da cevabı uzadıkça uzar. Bir diğer konuşma kalıbı ise teğet konuşmadır. Teğet konuşmada hasta soruya dolaylı yoldan cevap verir ve ya alakasız cevaplar verir. Düşünce dizimini kaybetme durumu ve sözcük salatası durumu da görülebilir. Sözcük salatası konuşma kalıbında birbiriyle bağ olmayan kelimelerin bir cümlede toplanma durumudur.

Psikotik depresyonun tedavisi ayakta ve ya yataktadır. Amerika Psikiyatri Birliğinin psikiyotik depresyon depresyon tedavisi için elektrokonvulsif tedavi ilk seçenek olmuştur. Depresif stupor ve besin reddi gibi hastaya ağız yoluyla tedavinin zor olduğu durumlarda elektrokonvulsif tedavisi uygun görülür.

7- KATATONİK ÖZELLİKLİ MAJÖR DEPRESYON

Katatonik bozukluk eski yıllarda şizofrenin bir türü olarak görülsede günümüzde yapılan çalışmalarla majör depresyonun bir türü olarak kabul edilmiştir. Katatonik depresyon türü diğer depresyon türleri gibi ruhsal çöküntüler görülür, bunun dışında psikomotor davranışlarında da değişiklikler göstermektedir.

  • Başka bireylerin söz ve hareketlerini tekrar etme
  • Negatif olma ve ya hiç konuşmama
  • Nedensiz kas hareketleri
  • Kaslarda hareketsizlik
  • Alışılmamış beden pozisyonu

Katatonik depresyon için kalıcı bir tedavi henüz bulunmamıştır. İlaç tedavileriyle hasta normal halde tutulmaktadır. İlaçların yan etkisi, ilaçlara bağlı kalma durumu, görüldüğünde hasta başka terapi yöntemleriyle ilaçlardan uzaklaştırılır.

8- DİSTİMİK BOZUKLUK

Distimik bozukluk, hafif depresyon türlerinden biridir. Distimik bozukluğun belirtileri en az 2 yıl sürmektedir. Çocuk ve ergenlerde 1 yıl sürmektedir. Distimik bozukluk tanısı ilk olarak 1980 yılında DSM-III’te tanımlanmıştır. Distimik bozukluk yaşamın her anında bizi esir alabilir.

Çocuk yaşta distimik bozukluğa yakalanan kişilerinin geçmişine baktığımızda çocukluk istismarları, ailevi yükümlülük görülür. Geç yaşlarda distimik bozukluğa yakalanan kişilerin ise sağlık sorunu olduğunu ve ya ciddi bir kayıp verdiklerini görürüz. Distimik bozukluğu olan kişilerde verimlilikte düşüş, günlük aktivitelerde ilgi azalması, özgüvensizlik ve ümitsizlik semptomları görülür.

Distimik bozukluğun birincil hedefi depresif duygu durumlarının çözülmesidir. Çocuklar ve ergenlerde öncelik psikososyal işlevselliği kuvvetlendirmektir, gelecekteki duygu durum bozukluğuna engel olabilmek için. Çocuklar ve ergenlerin tedavisinde farmakolojik tedavi, aile terapisi, bireysel psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi uygulanmaktadır.

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”ANKSİYETE NEDİR?” yazısını okumak için tıklayınız.)

DEPRESYON TEDAVİSİ

Majör depresyon bozukluktan ve türlerinden bahsettik ve geldik en önemli başlığa; depresyonun tedavisi. Depresyon tedavisi çok önemlidir çünkü depresyon hayatımı çok farklı açılardan etkileyen bir hastalıktır. Tedavide hastaya güvenliğinin garanti altına alınacağını, tedavi sürecinde yanında olunacağını ve sonra ki süreçlerde yardımcı olunacağını söylemek sağlıklı bir davranıştır.

Duygu durum bozuklukları kronik bir rahatsızlık olduğundan, hastanın ailesiyle de görüşmeler yapılabilir, bilgiler verilebilir. Tedavi süreçleri iki şekilde olabilmektedir. Hastanın ayakta tedavi edilmesi ya da hastanede tedavi edilmesidir. Doktorun ilk kararı bu yönde olmalıdır. Hastanede tedavi görmesi gereken hastaların bazı semptomları şunlardır:

  • Ciddi intihar düşünceleri
  • İntihar planları
  • Kendine ve çevreye zarar eğilimleri
  • Gıda reddi
  • Psikotik özellikler

Destek sistemleri güçlü, hafif uyku bozukluğu ve yeme bozukluğu olan, minimal düzeyde depresif haller gösteren hastalar ayakta tedavi edilirler. Hastaya ne çok ilgili ne de çok uzak olunmalıdır. Depresyon tedavisinde öncelik antidepresan ilaçlardır. Ama hastaya bu ilaçlara bağlı kalınmayacağını, bu ilaçların hayatının bir parçası olmadığını anlatmak en iyi ve en sağlıklı yoldur. İlaç tedavisinin yanında hastanın depresyon derecesine bağlı olarak elektrokonvülsif dediğimiz şok etkisi tedavisi de uygulanır. Artı olarak hasta psikoterapi yöntemleriyle de desteklenmelidir.

Bilişsel davranışçı terapi uygulanır. Hastanın gelecekle ve günümüzle ilgili kaygıları vardır. Sürekli değersiz olduğunu, suçlu olduğunu düşünür ve bizim hedefimiz hastayı bu düşüncelerden kurtarmak ve eski rutinini yeniden kazandırmaktır. Hedefimize ulaşmak için öncelik hastanın uyku bozukluğuna ve yeme bozukluğuna odaklanmaktır. Daha sonra eski sosyal hayatına teşvik etmektir. Ailesiyle, arkadaşlarıyla bir arada olmasını sağlamaktır. Arkadaşlarıyla bir şeyler paylaşmasına teşvik etmeliyiz. Kitap okumasını, kitaptaki hayatları ele almasını isteyebiliriz. Yeni hobiler ve yeni alışkanlıklar kazandırırız.

Tabi ki de en iyi, en sağlıklı, en bilinçli tedaviler lisans diploması olan gerçek psikologlar ve ya gerçek psikiyatristler tarafından yapılan tedavilerdir. Sağlıcakla kalın.

KAYNAKÇA:

https://www.e-psikiyatri.com/ https://ifightdepression.com/en/ https://www.medicalpark.de/ Beyhan Budak videoları

Yazar: Ece Zanbak

Merhaba, ben Ece Cyprus International Universty İngilizce Psikoloji öğrencisiyim. Kişisel gelişim kitapları okumaktan, müzik dinlemekten ve yoga, meditasyon yapmaktan hoşlanırım. Go Psikolojide sizinle olmaktan mutluluk duyuyorum. Keyifli vakit geçirmeniz dileğiyle.

5 Yorum

Yorum Yap
  1. Bu konu ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Eline emeğine sağlık. Bilgilerini bizimle paylaştığın için teşekkürler bebeğim 🥰

  2. Telif için mail attım lütfen bakınız… lütfen bir daha hayatımı anlatırken izin alınız… Yine de çok başarılı bir anlatımdı,,emeğinize sağlık. 🙏

  3. Zaman zaman kendimizi bilmeden de olsa içinde gördüğümüz bir durumun böylesine açık bir dille anlatılması çok iyi olmuş. Emeğinize sağlıık 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İLİŞKİLERDE PSİKOLOJİK MANİPÜLASYON kapak

İlişkilerde Psikolojik Manipülasyon

duygu türleri kapak

Duygu ve Duygu Türleri