Duygu ve Duygu Türleri

Hepimiz duygu dendiğinde bir şeyler söyleriz. Çünkü gündelik hayatımızda sayısızca duygu yaşarız. Her anımız değişik duyguları tatmakla geçer. Seviniriz, mutlu oluruz, öfkeleniriz, üzülürüz, aşık oluruz, nefret ederiz… Bunlar, biz fark etmesek bile hayatımızın önemli birer parçasıdır. Hissettiğimiz duygular sebebiyle birçok şey yapabiliriz. Sevindiğimizde birinin boynuna sarılabilir, kızdığımızda bağırabilir, öfkelendiğimizde vurabilir ya da korktuğumuzda kaçabiliriz. Yaşadığımız duygu sonucu vücudumuzda da fizyolojik değişimler meydana gelir. Kan akışı hızlanabilir, kas gerginliği ve terleme olabilir. Bazı ülkelerde adli soruşturmalarda kullanılan yalan makinesi, bu tür fizyolojik değişimler sebebiyle tercih edilmektedir. Duygular konusuna dair neler biliyoruz? Haydi, hep birlikte konuşalım.

Duygu Nedir?

Duygu, TDK’ye göre; ”bir olay, kimse ya da nesnenin insanın iç dünyasında oluşturduğu, uyandırdığı yankı, etki, tepki, izlenim” olarak ifade edilir. Kısaca, duyguyu bir nesne ya da duruma yaklaşma ya da kaçınmamızı sağlayan belirli bir eğilim olarak tanımlayabiliriz.

Herhangi bir duygu hissettiğimiz zaman, bu hâlin beş temel bileşeni vardır:

  1. Uyaranı (olay, nesne ya da düşünce) fark etme
  2. Uyaranı algılama yani yorumlama ve değerlendirme
  3. Belirli bir duygu hissetme (hoş ya da nahoş; yaklaştıran ya da kaçınma uyandıran)
  4. Uygun fizyolojik tepkiler (kas gerginliği, hormon seviyesi, kalp/solunum ritmi vb. bedensel değişimler)
  5. Harekete geçme ya da bir tepki üretme.

Duygular Sınıflandırılabilir Mi?

Böyle bir soruya cevap vermeden önce, farklı biyolojik/fizyolojik niteliği olan kaç çeşit duygu olabilir gibi bir soru üzerinde düşünmek gereklidir. En sade açıklama şüphesiz bir şeye yaklaşmamızı sağlayan (hoş) duygular ve uzaklaşmamızı sağlayan (nahoş) duygular şeklinde iki temel duygunun varlığı ve diğerlerinin bunlardan türemesidir. Pek çok araştırmacı ikiden fazla sayıda temel duygunun olduğu ve diğer pek çok duygunun bu temel duyguların karışımından oluştuğu görüşündedir. Fakat temel duygu sayıları ve isimleri hakkında farklı belirlemeler bulunmaktadır.

R. Plutchik, 1980’lerde, 8 temel duygu olduğunu öne sürmüştür. Korku, hayret, üzüntü, tiksinti, öfke, umut, sevinç ve kabul edilme duygularından her biri farklı biçimlerde çevremize uyum sağlamamıza yardımcı olur. Plutchik, bu 8 temel duygu ve onların karışmaları suretiyle oluşturulan ayrıntılı bir duygu listesini “duygu çemberi” olarak bilinen bir grafik bir tasarımla ifade etmiştir. Duygu çemberinde duyguların dizilişleri benzerlikleri ve ilişkilerine göre hazırlanmıştır. Örneğin, yan yana dizilenler ilişkili, uzakta olanlar ilişkisizdir. İlişkili duygular birleşerek yeni duygular oluştururlar. Örneğin, birbirine yakın olan hayret ve üzüntü, hayal kırıklığını oluşturur ayrıca dikey olarak bakıldığında duyguların şiddeti hakkında da bir fikir elde etmek mümkün olmaktadır çünkü duygular arasında şiddet bakımından farklılık vardır.

S. Tomkins (1911- 1991) sevinç, ilgi, şaşkınlık, ıstırap, korku, öfke, utanç, küçük görme, iğrenme ve nefret olmak üzere 9 temel duygu tanımlamıştır. Bu temel duyguların her birinin kendine özgü ve doğal ortaya çıkarıcı uyaranları bulunmaktadır ve her biri kolayca şartlanabilirler ayrıca her birinin yaşamsal işlevleri vardır. Örneğin ilgi duyma; bir durum/nesne veya insana yönelmeyi, onlarla meşgul olmayı, dikkat yöneltme ve sürdürmeyi sağlar. Sevinç, sosyal bağların oluşmasını sağlar. Tomkins, anlık ve öğrenilmemiş duygusal tepkilerin yaygın bir rolü olduğunu dile getirmiştir.

Haz: Hoşa giden bir şeyin uyandırdığı duygu, istek duyulan bir şeyi elde etmekten doğan hoşnutluk duygusu.

Korku: Bir belirsizlik karşısında tehdit algısı ile tetiklenen, rahatsız edici ve olumsuz bir his.

Kaygı: Kişinin korku verici veya tehdit edici bir duruma karşı karşı vermiş olduğu ruhsal ve bedensel bir tepkidir.

Merak: Bir şeyi anlamak, öğrenmek, görmek vb. için duyulan, içten gelen istek.

Öfke ve Saldırganlık: Engellenme, haksızlığa uğrama, başkaları tarafından zarara uğratılma veya uğratıldığını zannetme gibi durumlarda ortaya çıkar. Öfke aynı zamanda gözlem yoluyla öğrenilen bir duygudur. Saldırganlık genellikle öfke duygusunun kontrol edilememesi sonucunda ortaya çıkan bir davranıştır. Saldırganlık fiziksel ya da sözlü şekilde olabilir.

Duygu Türleri

Dört farklı duygu türü vardır;

Birincil Adaptif Duygular: Acil bir durumda uygun doğrudan bir yanıttır ve bu kişiye uygun eylemi yapmak konusunda yardım eder. Örneğin biri sizi çocuklarınıza zarar vermekle tehdit ediyorsa , öfke burada adaptif duygusal bir yanıttır, çünkü tehdidi sonlandırmak için kendinizden emin , iddialı bir duruş almanızı sağlar. Korku , tehlikeye karşı adaptif bir duygudur, savaşma , kaçma veya donarak gözetleme konumuna getirir, dolayısıyla tehlikeyi azaltacak en uygun tepkiyi vermemizi sağlar. Bu tür otomatik hızlı yanıtlar, bizden önce yaşayan insanlara da hayatta kalma konusunda yardımcı olmuştur.

Maladaptif Birincil Duygular: Bu duygular, genel olarak, geçmiş, sıklıkla travmatik ve deneyimler üzerine temellenmiş, fazla öğrenilmiş yanıtları içerir. Mesela; kırılgan biri, büyürken yakınlığın sonrasında, genel olarak fiziksel ve cinsel istismar geldiğini öğrenmiş olabilir. Böylelikle bu kişi yakınlığı ya da önemsenmeyi, potansiyel bir ihlal olarak algılayıp, otomatik olarak öfke ve/veya reddetme olarak yanıtlayacaktır.

İkincil Tepkisel Duygular: İnsanlar sıklıkla, geçmiş dönemdeki birincil adaptif duygularına duygusal tepkiler taşırlar. Böylece bunlar ikincil duygularla yer değiştirirler. Bu durum orijinal duyguyu saklar ya da dönüştürür ve tekrarlayan biçimde, hareketlere, şimdiki duruma, bütünüyle uygun olmayan şekilde öncülük eder. Örneğin, reddedilmeyle karşılaşan ve üzgün ya da korku hissetmeye başlayan bir adam, öfke fonksiyonel ya da adaptif olmadığında bile reddedilmeye karşı ya öfkeli ya da korktuğu için kendine öfkeli olabilir. Pek çok ikincil duygu acı dolu birincil duyguya karşıya belirsizlik veya savunma yaratır.

Yardımcı Duygular: Diğerlerini kontrol etmek ya da onları etkilemek olarak açıklanan duygulardır. Örneğin; timsah gözyaşları. Diğerlerinin desteğini elde etmek için, öfkeye hükmetmek için ve utanç; sıklıkla kişinin sosyal yapıya uygunluğunu bilinçli olarak belirtmek için kullanılır. Kisinin vereceği duygusal tepki orijinal duygudan bağımsızdır. Bu duygular manipülatif ya da sahte duygular olarak adlandırılır.

Vücüt Atlası Nedir?

Vücut atlasını ortaya çıkarabilmek için 700’den fazla katılımcıyla çalışıldı. Finlandiya, İsveç ve Tayvan’dan katılan deneklerin belirli duygulara verdikleri bedensel tepkiler ve aradaki bağlantı tespit edilmeye çalışıldı. Çalışmada duygu yüklü sözler, videolar, mimikler ve hikayeler gibi araçlar kullanılarak katılımcıların duygusal değişimlere maruz kalması sağlandı. Ardından katılımcıların kendilerini dinlemesi ve vücutlarının herhangi bir bölgesinde herhangi bir fizyolojik tepkinin oluşup oluşmadığını rapor etmesi istendi. Bilgisayar tarafından yaratılan bir insan silueti üzerinde katılımcılar mavi ve sarı renkleri kullanarak oluşan tepkilerin tahmini yerini işaretledi. Buna göre mavi ile gösterilen bölgeler negatifliği, yani duyarsızlığı; sarı renkle gösterilenlerse pozitifliği, yani hassasiyeti gösteriyordu.

Araştırmacıların ellerindeki veriler istatistiksel olarak belirli duyguların belirli bölgelerde yoğunlaştığını gösteriyor ve bu sonuç katılımcıların Finlandiyalı, İsveçli ya da Tayvanlı olmasından hiçbir şekilde etkilenmiyor. Şunu da belirtmekte fayda var: yapılan çalışmada katılımcıların kullandıkları dillere özgü deyimleri de göz önüne alındı.

Örneğin, biz üzüldüğümüzde “kalbim kırıldı” deriz. Kullanmaya alıştığımız “kalbim kırıldı” deyimi, üzüntünün bizde yarattığı bedensel tepkinin yerini ‘kalbimiz’ olarak tarif etmemize sebebiyet verebilir. İngilizce’de ise korku, çekince ve isteksizlik için cold feet (ayakların soğuması) ifadesi kullanılır. Bütün dillerin benzer şekilde kendine özgü deyimleri vardır. Bunlar öğrenilmiş, şartlanılmış yanıtlar olduğu için ve deneyin tutarlılığını etkileyebilirdi. Araştırmacılar, sonuçların bu tip dile ve gramere özgün kullanımların etkisi altında kalmaması için bu ihtimalleri göz önünde bulundurdular ve gerekli denetimleri uyguladılar. Sonuçlar Proceedings of the National Academy of Sciences isimli bilimsel bir dergide yayınlandı.

Her ne kadar her his belirli bölgelerde belirli tepkiler oluştursa da araştırmacılar farklı duygularla aynı bölgelerin uyarılabildiğini de tespit etti. Örneğin, hem öfke hem de korku hisleri gövdenin üst kısmında hızlanmış kalp ritmi ve nefes alışverişi biçiminde kendini gösteriyor. Mutluluk hissi ise vücudumuzun hemen hemen her yerinde değişimler ve güçlü tepkiler sağlayabilen tek his olarak karşımıza çıkıyor. Yani mutlu olduğumuzda bunu bütün hücrelerimizde hissediyoruz.

Bulgular araştırmacılara duyguları nasıl işlediğimiz hakkında ipuçları veriyor. Katılımcılarda kültür ve dil farkı bulunsa da fiziksel deneyimlerin ve değişikliklerin her insanda genel olarak aynı hatlara sahip olduğunu görebiliyoruz. Konu hakkındaki araştırmalar devam ettikçe yeni his haritaları oluşturulabilir; duygu-durum bozukluklarına karşı daha başarılı tedaviler geliştirilebilir.

Duygu ve Duygu Türleri kapak

Hormonlar ve Duygular

Vücudumuzda farklı türdeki hormonlar, belli biyolojik süreçleri için hayati fonksiyonlar sağlamaktan çok daha fazlasını yapar. Biz istesek de istemesek de hormonlarımız, ruh halimizi de etkiler. Hepimiz, duygularımızı kontrol altına almak ve onları yönetmek isteriz. Ancak bazen bazı durumlarda vücudumuz da biz istemeden duruma el koyabiliyor ve duygularımızı yönetmemizde bize engel olabiliyor. Ruh halimiz üzerinde tamamen kontrolümüz olmaması huzursuz ya da rahatsız edici gözükebilir. Öte yandan, bu hormonal dengesizliklerin sağlıklı bir yaşam tarzıyla yönetilebileceğini unutmayın. Doğru şekilde beslenmek, egzersiz yapmak, stresi yönetmek ve düzenli doktor kontrollerine gitmek çok önemlidir. Şimdi gelin birlikte davranışımızı ve ruh halimizi en çok etkileyen öncelikli hormonlara bakalım.

  1. Kortizol: Stres ve anksiyeteye etki eden bir hormondur. Bununla birlikte, bunu sadece vücudumuzda barındırıyor olmamız kontrolümüzü kaybedeceğimiz ya da tetikte olacağımız bir durum demek değildir. Asıl önemli olan bunun salgılandığı miktardır. Kortizol, böbreğimizdeki bezler tarafından kolesterolden sentezlenen glukokortikoid bir hormon. Bize her sabah kalkacak ve günümüze devam edecek enerjiyi verir. Ayrıca, beynimizin tehlikeli olarak gördüğü şeylere karşı tepki vermemizi sağlar.
  2. Oksitosin: “Çok amaçlı” bir hormondur. Bu hormonu meydana getiren dokuz amino asitli oligopeptit, toplumdaki sosyal davranışımız üzerinde pozitif bir role sahiptir. Bunlar, cinsellik, arkadaşlık, sevgi, ebeveynlik, emzirme vb. gibi durumları da içerir. Oksitosin seviyesindeki herhangi bir düşüş depresyon, üzüntü, çaresizlik ve empati eksikliği gibi durumlara yol açabilir. İngiliz Endokrinoloji Topluluğu tarafından yıllık konferanslarında yayımlanan bir makale, oksitosin seviyesi düşük olan insanların empati gücünün de daha az olduğunu kanıtlamıştır.
  3. Melatonin: Melatonin her zaman üzerinde çalışmalar yapılan, popüler bir hormon olmuştur. Uyku-uyanıklık döngülerimizde rol oynadığı bilinmektedir. Bununla birlikte, yakınlarda gördüğümüz üzere, erken yaşlanmayı yavaşlatır ve nörolojik bir koruyucu görevi görür.
  4. Tiroid Hormonları: Dev moleküllerdir ve onları dengede tutmak sağlık ve mutluluk için çok önemlidir. Neredeyse vücudumuzun tüm metabolik ve işlevsel süreçlerinde rol oynarlar. T1, T2, T3, T4, TSH tiroid hormonlarının, endokrin sistemimizde vazgeçilmez bir rolü vardır. Tiroidin uyum içerisinde doğru çalışabilmesi için ham maddelere ihtiyacı vardır. Bunlardan bazıları iyot ve B 12 vitaminidir, ne yazık ki bu elementler Batı ülkelerinde çok yenmeyen şeylerdir.
  5. Adrenalin: Anksiyete, adrenalinden beslenen bir canavar gibidir. Bununla birlikte, bu hormon gerçekten çok kötü mü? Hiç de değil. Tıpkı dopamin ve oksitosin gibi adrenalin de çok işlevli bir maddedir. Adrenalinin davranışlarımız üzerindeki etkisi çok büyüktür. Yaşamsal içgüdümüzü aktif hale getirir, bizi motive eder ve iş ya da sporda daha üretken olmamızı sağlar.
  6. Endorfin: En sevdiğimiz hormonlardan biridir. Endorfinin insan vücudunda yaklaşık 20 türü vardır. Bunlar birçok alandadır, genellikle hipofiz bezinde bulunurlar ama beynin ve sinir sisteminin diğer bölümlerinde de olabilirler. Bu kimyasal bileşenler acı hissini azaltmak için opioid alıcıları ile iletişime geçer.

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”MUTLULUK NEDİR?” yazısını okumak için tıklayınız.)

Besinler, Duygularımızı Nasıl Etkiler?

Besinler sadece fiziksel durumumuzu değil, ruh halimizi ve duygularımızı da etkiler. Nasıl hissetiğimizi, hangi duygularla başa çıktığımızı ya da enerjik hissedip hissetmediğimizi etkileyen en önemli faktör; yediklerimizdir.

Halk arasında da sıkça adı mutluluk hormonu olarak geçen seratonin bir nörotransmitter maddedir. Uyku, iştah ve duygusal durumu yönetmekte görevleri vardır. Karbonhidrattan zengin beslenmenin (şeker dahil) ve muz, ananas, karides gibi bazı besinlerin seratonin sentezinin artmasına yardımcı olduğu biliniyor. Birçok kişinin mutsuz hissettiğinde şekerli yiyeceklere hücum etmesinin sebebi de seratonin arayışı. Aslında şeker seretonin üretemiyor, sadece kısa bir süre üretilmesine yardımcı olabiliyor. Sadece protein ile beslenmek de kişinin mutsuz ve depresif hissetmesinin bir diğer nedeni. Çünkü bu durumda triptofan kan-beyin bariyerini aşıp seratonin üretebilmek için diğer birçok protein yapıtaşı ile yarışmak zorunda ki böyle bir durumda triotofan genelde yarışı kaybediyor.

Maya, patates, karnabahar, portakal ve yumurta özgüven ile ilişkilendirilebilir. Çünkü thiamin yani B1 vitaminin kendine özgüvenle ilişkisi olabileceği düşünülüyor. 1999 yılında yapılan bir bilimsel çalışmada; B1 vitamini eksikliği olan kişilerde özgüven eksikliği ve sosyal problemlerin daha sık gözlendiği belirlenmiş. Kişilerin thiamin seviyeleri düzeldiğinde daha sosyal ve neşeli olmaya başladıkları saptanmıştır.

Çikolata beyindeki serotonin seviyesini arttırır ve mutluluk hissi verir. Çikolata, beyni rahatlatıp gevşetir, mutluluk verir, beynin endorfin salgılamasına neden olur. Bu salgı, mutluluk duymamızı sağlar.

Besinlerden beklentilerimiz genelde ‘mutluluk’ üzerinedir. O yüzden mutsuz hissettiğimiz anlarda bir parça çikolata yemek mutlu olmamızı sağlar.

Duygularımızı Nasıl İfade Edebiliriz?

Duygularımız, iç dünyamızı yansıtır. Bazen duygularımızı sözlü olarak ifade ederken, bazen de hal ve hareketlerimizle o an yaşadığımız duygularımızı karşı tarafa aktarırız. Çok üzgün hissettiğinizi ve o an karşınızdaki kişiye anlatamadığınızı düşünün. Bir anda o yük ağır gelince kendinizi tutup ağlamaya başladınız. İşte şimdi, o anlatamadığınız duygunuzu karşı tarafa belli etmiş olursunuz ve karşınızdaki kişi sizin üzgün olduğunuzu anlayıp sizin yanınızda olmaya çalışır. Duygularımızı görmezden gelebiliriz, bastırabiliriz ama duygularımızı yok edemeyiz. Biz duygularımızla varız.

Duygusuz Ne Demek?

Duygusuz, duyarlığı olmayan, duygusal yönden etkilenme yeteneği bulunmayan kimse demektir. Duygular hayatlarımızda önemli bir rol oynar. Onlar ruhumuzun duyularıdır ve fiziksel duyularımız kadar güçlüdür. Duyguların sana neyi sevdiğini ve neyi sevmediğini, neyi istediğini ve neyi istemediğini söyler ve bu kadar önemli mesajlar verdikleri için duygularının farkına varman ve onları teyit etmen gerekir. Ancak, duyguların tarafından kontrol edildiğinde, önemli durumlarda net düşünme ve hareket etme yeteneğin ciddi şekilde etkilenebilir. En iyi durumda olman gerektiğinde, duygularının seni kontrol etmesini önlemek için çeşitli araçlara ihtiyacın olacaktır. Duygusuz olmak da bir çeşit duygudur aslında. Olaylar anında, olanları görmezden gelmek bazen insanlar tarafından duygusuzluk olarak algılanabilir. Ancak çoğu zaman işimize yarayan bir durumdur.

Ayrıca duyguları kontrol etmek için alışkanlıklar kazanmak önemli bir noktadır. Bunun için meditasyon yapmak, doğru bir seçim olabilir.

“Duygusal zekaya sahip bir insan dört alanda kabiliyetlidir: duygularını tanımlamak, duyguları kullanmak, duyguları anlamak ve duyguları düzenlemek.”

– John Mayer

KAYNAKÇA:

 

İstanbul Üniversitesi Ders Notları http://dpsikolog.com/ http://psikiyatri.com/ https://www.uplifers.com/

Yazar: Nisa Kaya

Merhaba, ben Nisa. Psikoloji bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Bilgilerimi ve araştırmalarımı aktardığım bu platformda umarım güzel kalplerinize dokunabilirim. Keyifli okumalar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Depresyon Nedir

Depresyon Nedir?

Kokunun Psikolojisi kapak

Kokunun Psikolojisi