Freudyen Bakış ile : Da Vinci

Freud’a göre çocukluk, bir kişinin yetişkin karakterini oluşturan en temel taştır. Sigmund Freud, yaşamın erken dönemlerinde oluşan ve kişinin bilinçaltında bulunan gizli unsurlara ulaşmanın en iyi yolunun rüyalarını incelemek olduğunu savunmuştur. Zamanı için oldukça ilgi çekici bir karaktere sahip dünyaca ünlü Da Vinci’nin geride bıraktığı notları inceleme fırsatı bulan Freud, notların arasında yer alan bir rüyayı gözden kaçırmamıştır. Da Vinci’nin notları arasında yer alan bu ilginç rüya, Da Vinci’nin ağzına kuyruğunu sokmaya çalışan bir akbaba hakkındadır ve Freud tarafından annenin bebeklik döneminde bebeğine göğsünü vermeye çalışması olarak tanımlanmıştır. Neredeyse hiçbir şeyin tesadüfen olmadığına inanan Freud’un fark ettiği bir ayrıntı daha vardır.

Eski Mısır’da anne akbaba figürüyle temsil ediliyordu, Freud bunun tesadüfen olduğuna inanmıyordu. Da Vinci zamanında akbaba figürünün Meryem Ana ile eşleştirildiği bilinmektedir (Schapiro, 1956). Bu bilgiler ışığında Da Vinci’nin annesini akbabayla eşleştirdiğini düşünmek Freud’a göre kaçınılmaz bir yorumdu. Leonardo’nun evlilik dışı bir ilişkiden doğduğu ve annesi ile yalnızca bebekken kalıp sonrasında babasının evinde ve sevgiden uzak büyüdüğü bilinmektedir.

Bu bilgiler ışığında Freud’un varsayımına göre,  Leonardo’nun annesi, Leonardo’nun en kritik gelişim evrelerinden biri olan bebeklik sürecinde eş figürüne vereceği sevgiyi de tek varlığı olan oğluna yönlendirmiş ve bu da annesine bağımlı ve erken cinselliğe yönelmiş bir çocuk yaratmıştır. Freudyen yorumlara göre, bu sevgi şekli onu içten içe  annesini memnun etme takıntılı biri yapıp yalnızca annesinin beğeneceğine inandığı kişilere karşı ilgi duymasına yol açmıştır. Tüm bu etkenler Freud’un inanışına göre Leonardo’ya eşcinsellik yollarını açmıştır. Pasif eşcinselliğinin oluşum aşaması, sanat hayatındaki benzersizliğini de etkiledi (Jones, 2010).

Freudyen Bakış ile Da Vinci resim 1

Freud’un inancına göre Da Vinci’nin Mona Lisa gibi ünlü resimlerinde kullandığı kadın figürleri, annesinin bilinçdışından yansımalarıdır. Freud ayrıca, rönesans dönemindeki erkeklerin genellikle saldırgan özellikler sergilediğini ve Da Vinci’nin saf kişiliğinin döneme göre dikkat çekici bir özellik olduğunu vurguladı (Freud, 1916).

Freud’a göre bu, erken bir sadist dürtüye tepki olarak ya da anne ve çocuk ilişkisine karşı bir takıntı olarak görülüyor. Dönemin cinsel içerikli sanat eserlerine bakıldığında Leonardo’nun bu akımdan tavrı, Freud’un cinsel baskısının gücünü düşünmesine neden oldu. Bunların yanı sıra, sanat hayatı boyunca Da Vinci’nin bazı çalışmalarını yarım bıraktığı kiminden ise vazgeçip üzerine başka bir resim yaptığı bilinir. Freud’a göre Da Vinci’nin bazı çalışmalarından vazgeçmesi, babasıyla olan ilişkisiyle ilgilidir. Leonardo’nun çalışması onun için çocuklarını temsil eder ve onları babasının ona yaptığı gibi bırakır (Kovary, 2011).

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”Freud ve Einstein Telepati Deneyi” yazısını okumak için tıklayınız.)

Freudyen terimler ile incelenecek olursa her dönem ve terim için Da Vinci açısından özgün yorumlar yapılabilir. 

Da Vinci: Çocukluk Dönemi  

Bu aşama, Freudyen perspektifte kişilik oluşumu için çok önemlidir. Bu süreç, Freud’un bakış açısından Da Vinci’nin oral, anal ve fallik aşamalarını içerir ve iğdiş edilme kaygısı yaşanabilir. Bu teoriye göre, erkekler penislerini kaybetme korkusu yaşarlar. Annesi ile oedipus kompleksinde yaşamış olması mümkündür. Eserlerin büyük çoğunluğunun kadın olması bunu desteklemektedir. 

Da Vinci: Gecikme Aşaması 

 Bu dönemde cinsel dürtü yüceltilecektir. Annesine olan arzuları teorik olarak yerini sanatsal ve bilimsel gelişmelerine bırakmıştır. 

Da Vinci: Genital Evre 

Bu dönemde Freud’un teorisine göre insanların cinsel dürtüleri artar ve diğer insanlara olan ilgileri gelişmeye başlayacaktır.Bu açıdan bakıdığında Da Vİnci’nin cinsel yönelim kimliğinin oluştuğu aşama olduğunu söylemek mümkündür. 

Da vinci: Savunma Mekanizmaları 

 Da Vinci’nin kendini ifade etmek için seçtiği en yaygın yol sanattır, Freudcu savunma mekanizmaları arasındaki buna süblimasyon  denir. Teorik olarak Da Vinci’nin bu yöntemle içgüdülerini kanaatler alanına yansıttığı söylenebilir.  

Da Vinci’nin ek olarak baskı kullandığı varsayılabilir. Bastırılmış düşüncelerini ve duygularını alıp bunların sanat biçiminde ortaya çıkmasına izin vermiştir. 

Kimlik, Ego, Süper Ego ve Cinsel Yaşam 

  Leonardo Da Vinci’nin sanat ve bilimdeki başarıları, egonun baskın bir karakter sergilediğini gösterebilir. Sanatında, id bastırmanın, süperego ile çatışmasının bir sonucu olarak endişelerini yansıttığını varsaymak mümkündür.  

Freudyen İncelemere Bazı Eleştiriler 

 Leonardo da Vinci eseri üzerine Freud’dan sonra da pek çok araştırma yapılmıştır. Tüm bu çalışmalar ışığında  Freud’un açıklamalarının büyük sorunlar içerdiği ve daha da önemlisi teorilerini inşa ettiği bazı tarihsel bilgilerin/olguların yanlış olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu yanlışlardan ilki, Freud’un Leonardo’nun annesiyle 5 yaşına kadar birlikte olduğu çıkarımına karşılık daha sonra ulaşılan dönem bilgileriyle aslında 2 yaşına kadar annesiyle beraber yaşamış olduğunun kanıtlanmasıdır.

Bu kanıt, Freud’un özdeşleşme teorisini çürütmektedir; Çünkü psikanalitik teoriye göre özdeşleşme için 2 yaş oldukça erken bir yaştır. Diğer tarihsel hata ise Leonardo’nun çocukluk anısının temel sembolü olan akbabanın bir çeviri hatası olduğu, günlüğünde sözü edilen kuşun aslında bir çaylağı tarif ettiğidir. Bu durum da Freud’un motivasyonel teorilerinin pek çoğunu üzerine inşa ettiği bir sembolün aslında hiç var olmadığını ortaya koymaktadır (Odabaşı, 2020).

Freud için Leonardo çalışmasının bir “takıntı” haline gelmiş olduğunu söyleyen Elms, kendi niteliklerini Leonardo’ya bağışlamasını ise Leonardo gibi Freud’un da orta yaşlarında yaratıcılığının bir tıkanma yaşamasına, ebeveynleriyle çözülmemiş sorunlarına ve kendi eşcinsel dürtülerine ilişkin kaygılarına bağlamaktadır. Freud’un Leonardo ile doğrudan ve neredeyse benzersiz bir özdeşleşme kurmasını sağlayan unsur ise hem Leonardo’nun hem de Freud’un en erken çocukluk anılarının ortak bir biçimde kuş imgesi içermesidir ( Elms, 1988).

KAYNAKÇA:

  • Schapiro, M. (1956). Leonardo and Freud: An Art-Historical Study. Journal of the History of Ideas, 147-178.
  • . Jones, J. (2010, March 10). Art on the couch: when Sigmund Freud examined Leonardo da Vinci. December 3, 2020 tarihinde The Guardian: https://www.theguardian.com/artanddesign/jonathanjonesblog/2010/mar/26/art-sigmund-freud-leonardo-da-vinci adresinden alındı.
  • Freud, S. ( 1916). Leonardo da Vinci A PSYCHOSEXUAL STUDY OF AN NFANTILE REMINISCENCE. Newyork: MOFFAT, YARD & COMPANY.
  • Kovary, Z. (2011). Psychobiography as a method. Europe’s Journal of Psychology, 739-777.
  • Odabaşı Hadiye, Y. (2020). İlk Psikobiyografi Çalışması Freud’un Leonardo da Vinci Eseri ve Psikotarih Üzerine, Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 11, 301-334.
  • Elms, Alan C. (1988). Freud as Leonardo: Why the First Psychobiography Went Wrong, Journal cf Personality 56, 20-40.
Schapiro, M. (1956). Leonardo and Freud: An Art-Historical Study. Journal of the History of Ideas, 147-178. Jones, J. (2010, March 10). Art on the couch: when Sigmund Freud examined Leonardo da Vinci. December 3, 2020 tarihinde The Guardian: https://www.theguardian.com/artanddesign/jonathanjonesblog/2010/mar/26/art-sigmund-freud-leonardo-da-vinci adresinden alındı Freud, S. ( 1916). Leonardo da Vinci A PSYCHOSEXUAL STUDY OF AN NFANTILE REMINISCENCE. Newyork: MOFFAT, YARD & COMPANY. Kovary, Z. (2011). Psychobiography as a method. Europe's Journal of Psychology, 739-777. Odabaşı Hadiye Y., “İlk Psikobiyografi Çalışması Freud’un Leonardo da Vinci Eseri ve Psikotarih Üzerine,” Üsküdar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, sayı: 11, (Kasım 2020): 301-334, http://doi.org/10.XXXXX Elms, Alan C. “Freud as Leonardo: Why the First Psychobiography Went Wrong.” Journal cf Personality 56, (1988), 20-40.

Yazar: Deniz Wadforth

Selamlar! Ben Deniz. Psikolojiye dair her şey ilgimi cezbediyor ve bu alanda araştırmalar yapmak hem akademik hem de günlük hayatımın bir parçası halinde.Bu tutkuma dair yazılarımı sizlerle paylaşmaktan büyük bir keyif duyuyorum. Umarım sizde okumaktan keyif alırsınız.

4 Yorum

Yorum Yap
  1. Farklı bakış açılarının böylesine güzel birleşimi etkileyici olmuş emeğinize sağlık 🙂

Web Site İçi Kaynakça

  1. Web Site İçi Kaynakça:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kokunun Psikolojisi kapak

Kokunun Psikolojisi

YOGA DEPRESYONA NASIL YARDIMCI OLUR kapak

Yoga Depresyona Nasıl Yardımcı Olur?