Gençlik ve Dijital Çağ

İçinde yaşadığımız çağın teknolojik gelişmeleri gerek kurumları gerek örgütlenmeleri gerekse bireyleri bu yeniliğe yani dijitalliğe uyum sağlamayı ve sürdürülebilir kılmayı gerektirmektedir. Öyle ki Bell’in entelektüel teknoloji olarak nitelediği iletişim teknolojilerinin sürekli kendini yenileyen bir özelliğe sahip olarak gelişmesi, insanların bu teknolojiye göre kendi yaşam düzenlemelerini sürdürülebilir hale getirme konusunda çabalarını artırmaktadır. Yani gelişen teknoloji bizi değişime ayak uydurmaya bir zorunlu hale getirmektedir.

Dijital iletişim, teknolojik gelişmeler ile beraber dünyanın giderek küçülmesine neden olmakta ve McLuhan’ın ifadesiyle “küresel köy haline” dönüştürmektedir. McLuhan’ın “küresel köyü” günümüzde paradoksal olarak bireylerin dijital ilişkilerinde samimiyet ve güven duygusunun bir taraftan gelişimine olanak sağlarken öte taraftan kırılmasına ya da yok olmasına yol açmaktadır. Bu paradoksal durum, dijital ve iletişim teknolojilerinin gelişiminin süreklilik taşıdığı noktadan bakıldığında normal karşılanabilir. Çünkü bu teknolojik gelişim sürecinin sabitleneceğini söylemek mümkün değildir. Aksine bu teknolojiler büyük bir gelişme ivmesi kazanarak günümüzün toplum/endüstri 4.0 ve yapay zeka uygulamalarını gündeme getirmiştir.

Artık sanayi devrimi için buharlı makinelerin üretim sürecine girmesi ne kadar önemli ise enformasyon toplumu için de bilgi işlem teknolojilerinin üretim sürecine girmesi o kadar önemli hale gelmektedir. Buradan da anlaşılacağı üzere artık üretim zorunluluk haline gelmiştir.

Toplum ya da endüstri 4.0 sürecine nasıl ulaşıldığı meselesine bakıldığında toplumların teknik olarak gelişim sürecini açıklayabilmek kolaylaşmaktadır. Castells “Enformasyon Çağı: Ekonomi, Toplum ve Kültür (2008)” adlı eserinde bu toplumun temel özelliğini bilgi teknolojisi ve internet sayesinde dünyayı giderek kuşatan bilişim ağlarının oluşturduğundan söz etmektedir. Küresel ağların inşası, ağ toplumunun yükselmesine neden olmuştur. Küresel anlamda ağ mantığı medyadan küresel sermayeye, toplumsal hareketlerden kimlik biçimlerine ve çalışma ilişkilerine kadar enformasyonel toplumun bütün alanlarını kapsayacak biçimde kendini göstermektedir. Bu noktada ağlar her türlü sınırlamanın ötesinde iletişim kurabilen ve aynı iletişim evrenini içererek genişleyebilen bir yapı sunmaktadır ve toplumun enformasyon toplumu olarak anılmasını getirmektedir.

Sosyal Medya/Sosyal Paylaşım Ağı

Sosyal medya, iletişim kurmak, düşünce ve haber paylaşmak isteyen herkesin İnternetten faydalanarak katıldığı sanal bir ortamdır. Birçok sosyal medya sitesi fikir açıklama, bilgi yayma ve paylaşmaya açıktır. Geleneksel kitle iletişim araçlarının kitleye tek yönlü olarak kurduğu iletişim, sosyal medyada çift yönlü olarak gerçekleşmektedir. Bu yeni medya, ortak ilgi alanları içinde bireylerin gruplaşmalarına ve grupların da diğer gruplarla iletişimine olanak sağlamaktadır. Kendine özgü özellikleri bulunan sosyal medyayla bireyler artık gündelik hayatta yüz yüze sohbet etmek yerine “chat”leşmeye, “blog”lara yazmaya, sevdikleri ve arzu ettikleri arkadaşlarını/akrabalarını bulmaya, her türlü duygu ve düşüncelerini bu ortamda paylaşmaya başlamışlardır (Durmuş vd.; 2010: 12- 13).

Castells, bu durumu “ağ toplumu” olarak tanımlamaktadır. Ona göre, bilgi teknolojisi devrimi ve kapitalizmin yeniden yapılanması yeni bir toplum tipi olan “ağ toplumu” oluşturmaktadır (Castells 2006: 3). Maliyetinin düşmesine bağlı olarak yaygınlaşan iletişim teknolojisi, çok uzak mesafedeki insan ve kültürlerin bilgilerini birbirlerine ulaştırarak çok önemli bir sayı ve yoğunluktaki insanlar arasında bir “ağ” oluşturmaktadır.

Sosyal Paylaşım Ağlarının Yaygın Kullanımı

Bilim ve teknoloji sinerjisinin kendisini en çok gösterdiği alanlardan birisi iletişimdir. Yakın tarihteki olağanüstü gelişmeler, daha önce akla gelmeyecek değişimleri ortaya çıkarmaktadır. Klasik anlamdaki mekân ve zamanın anlam kaybederek, iletişimin küresel ölçekte genişlemesi, bu değişimler içinde en anlamlılardan biridir.

Modern kentli birey bugün, geçmişten çok daha fazla sıklık ve yoğunlukta teknolojiye hayatında yer açmakta; gündelik rutinlerini teknolojinin son ürünleriyle gerçekleştirmektedir. Gelinen noktada sosyal paylaşım ağları, şirketlerin kendi faaliyetini sürdürdüğü, her yaş, eğitim ve sınıftan bireyin ise kendinden bir şey bulduğu hiper sanal bir alana dönüşmektedir. Sayısal veriler, sosyal paylaşım ağlarının/bu alanın genişliği ve kapsamını çok net göstermektedir. Facebook’un günlük tekil ziyaretçi sayısı 310 milyondur. Bu sayı 2009-2010 arasında 200 milyondan 300 milyona yükselmiş, 2011’de 600 milyonun üzerine çıkmıştır. 2010’da 100 milyon kullanıcıya ulaşan Twitter 2011 sonunda 200 milyon kullanıcı sayısını bulmuştur. Orkut günlük 51 milyon tekil ziyaretçiye ulaşırken, Qzone 37 milyon, StumbleUpon 27.5 milyon, Twitter ise 22 milyon kullanıcıya ulaşmaktadır.

Dijital Çağ Türkiye’deki Durumu

Türkiye’de Facebook kullanıcıları üzerinde bir alan araştırması yapılmıştır. 2507 kişiye anket uygulanmasıyla gerçekleştirilen araştırma örnekleminin %49.9’unu kadın, %50.1’ini erkek oluşturmaktadır. Örneklemin yaş ortalaması 25.93’tür. Örneklem içinde bekârların oranı %80.2 iken, evlilerin oranı %19.8’dir. Gün içinde erkekler (%24.46) kadınlardan(% 20.72) daha fazla sürekli çevrimiçi olduğunu ifade etmiştir. Facebook’ta geçirilen süre kullanıcıların medeni durum ve cinsiyete göre incelendiğinde, evli kadın ve erkeklerin ortalama 1-3 saat Facebook’a girdikleri; bekâr kadın ve erkeklerin ise %60 oranında 1 ile 3 saat ve üstü girdikleri görülmüştür. Araştırmaya katılanlara Facebook’u ne kadar sevdiği sorulmuş ve örneklemin %2.9’u “hiç”, %12.2’si “az”, %38.1’i “biraz”, %38.5’i “oldukça”, %8.3’ü “çok” cevabını vermişlerdir. Facebook’u kadınların, erkeklerden daha çok sevdiği ortaya çıkmıştır (Durmuş vd.; 2010: 78-89,91).

Araştırmanın diğer bulgularına bakıldığında Facebook kullanıcıların en çoğunun “merak” nedeniyle kullandığı, bunu “duvar ve mesaj kullanımı” ve sırasıyla “eğlence ve boş zaman geçirmek” izlemektedir. Bekârların evlilerden, öğrencilerin öğrenci olmayanlardan, 18-25 yaş aralığındakilerin 35-63 yaş aralığındakilerden daha fazla “duvar ve mesaj kullanımı” gerçekleştirdiği görülmüştür. Aynı sonuçlar “sosyalleşme” amacıyla Facebook kullanımında da çıkmıştır. Bekârlar, evlilerden, öğrenciler öğrenci olmayanlardan, gençler yaşı büyüklerden daha fazla oranda “sosyalleşme” amacıyla Facebook’u kullanmaktadır (Durmuş vd. ; 2010:167-171).

Gelişen bu teknolojiler ile birlikte gençlerde yanlızlaşma/bencilleşme durumunu da ortaya çıkarmaktadır. Bu durum sebebi ile geride kalan birçok kavram söz konusudur. Bunlar sosyal hayata dahil olma noktasında geri kalma, Aile ilişkilerinde kopukluk yaşanma, toplu olarak değil daha çok bireysel düşünme gibi sayamayacağımız bir gerileme söz konusudur.

Gerileme olduğu kadar gelişmenin, çağa ayak uydurmanın etkisinden de söz edebiliriz. Birey yaşamış olduğu modern toplumda kendisini kabullendirebilmek için gelişen teknolojilerden haberdar olmakta ve kullanımını bilerek aslında kendisini toplumdan soyutladığının farkına varmaz.

Eskiden elektrikler gidince sohbet etmek ne tatlı gelirdi! Şimdi gittiği zaman ne zaman gelecek diye saniyeleri sayma, telefon ışıklarını açma veya farklı bir alternatif üretme gibi girişimlerimiz olur. Buradan anlamamız gereken şey dijitalleşme çağında bizler sabır konusunda da bir tahammülsüzlüğe uğramaktayız. İşin kötüsü bunu fark etmeden yaptığımızdır. Ne kadar gelişirsek gelişelim oturup iki dakika bir insanla konuşamıyorsak ruhen çok geri kalmışız demektir.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”Psikolojik Kökenli Mide Bulantısı” yazısını okumak için tıklayınız.

https://www.tasav.org/sayi-23-dijital-cag-ve-genclik.html http://www.openaccess.hacettepe.edu.tr:8080/xmlui/handle/11655/22283 http://yunus.hun.edu.tr/~sadi/yayin/Kitap_Genclik_ve_Dijital-Cag-2020_Kapak-Icindekiler.pdf

Yazar: Zeynep Gezençiftçi

Merhaba, ben Zeynep. Sosyoloji bölümü yüksek lisans öğrencisiyim. Okumayı, bilgi edinmeyi, gelişmeyi ve yazmayı çok seviyorum. Anı yaşamak hayatımın mottosu. Her güzelliğin sonunda bir zorluğun olduğuna inanmak da mottoma ek olabilir. Şiirlerin insanların ruhuna şifa olduğunun kanısındayım. Bu yüzden şifa bulmak için, bol bol şiir okuyup dinliyorum. Hakkımda söylemek istediklerim bu kadar. Sevgilerle

10 Yorum

Yorum Yap
  1. Bizim üretiklerimiz, bizi aştı. Teşekkürler Zeyngüzel bir metin keyifle okudum.🌸

    • Kesinlikle çok haklısınız, bizi aşan daha nice yaptırımlar var bilinçli insanlar olmamız dileğiyle, değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim 🙂

  2. Kaleminin mürekkebi hiç bitmesin,çok çok güzel yazı. Nice başarılı güzel yazılara 🌸

    • Kalemimin tükenmemesi sizler gibi iyi dostlara sahip olmamdan kaynaklanıyor 🙂 Değerli yorumunuz için çok çok teşekkür ederim 🙂

  3. Değişen ve dönüşen hayatlarımızın güzel bir özeti olmuş. Ben kendi yaşamımdan kesitler buldum. Mesela eskiden elektrik kesildiğinde dedem bize hikayeler anlatırdı ve biz elektriğin gelmesini hiç istemezdik. Ama şimdi dediğin gibi hemen flashları yakıyoruz. be bireysel olarak takılmaya devam ediyoruz. Teknolojinin bizi kullanmasına izin veriyor ve esiri oluyoruz. Son cümlende dediğin gibi teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin oturup bir insanla konuşamadığımız, onu dinleyemediğimiz hatta teknolojik aletlerden fırsat bulamayıp kendimizi dinlemediğimiz sürece bir şeyler hep eksik kalacak. Kalemine, emeğine sağlık.

    • Tesirinin böylesine güzel yorumlanmasını görmek beni epeyce mutlu ediyor değerli yorumunuz için, kendiniizden bir şeyler bulduğunuz için ben teşekkür ederim 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bazı Gıdalardan ve Koşullu Tattan Kaçınma

Bazı Gıdalardan ve Koşullu Tattan Kaçınma

bir rüya için Ağıt kapak

Bir Rüya İçin Ağıt (Requiem For A Dream)