Heyecan Nedir?

Heyecan gündelik hayatın her anında, her olayda, her durumda ve her bir farklı duyguda insana eşlik eden bir kavram olarak karşımıza çıkar. Bazen olumlu bazen olumsuz bazense henüz ne hissedileceği koca bir bilinmezlik olan duyguda bile garip bir şekilde heyecan insanı yalnız bırakmamaktadır. Hatta insanı harekete geçiren, ani kararlar verdiren bazen de hızlı karar vermemizi engelleyen heyecanındır. Her ne kadar her zaman olumlu sonuçlar doğurmasa şikayetçi olunsa da bu insana canlılık katan olmazsa olmaz olmazlardandır. Heyecan duyulmayan yenilikler insana ne kadar keyif verebilir ki? İnsanı bu kadar sarıp sarmalayan heyecanı birlikte tanıyalım. 

Heyecan psikoloji literatüründe aslında bahsettiğimden biraz farklıdır ve tanımlaması zordur. Psikolojide heyecan, tüm duyguları kapsayıp yoğunlaşmış halde barındıran bir kavramdır. Heyecan, uyarıcıların, çok kısa bir sürede insanda fizyolojik canlanma ve gerilim yaratan insanı psikolojik olarak etkileyen bir durumdur. Yani korku, endişe, neşe, öfke gibi tüm duygular ve tepkiler aslında heyecanın ta kendisidir. İnsanların tümü kısa ya uzun süreli heyecan yaşamaktadır. Heyecan günlük rutinde çok önemlidir.

Heyecanı meydana getiren durum, kişinin içinde bulunduğu durumun yani konfor alanının tam tersidir. Kişi için her şey aynı giderken güdülenmesi artarsa heyecan ortaya çıkar. İnsan altından kalkamayacağı olaylar karşısında da heyecan duyar. Kısaca heyecan kişinin uyum sağlayamadığı ve alışık olmadığı durumlara karşı gösterilen bir tepkidir. Young (1973) heyecanı ‘’içinde bulunulan ortamın algılanmasıyla ortaya çıkan, iç organları harekete geçiren, bedende davranışta ve bilinçte kendini belirten duygusal süreç’’ olarak tanımlamaktadır.  

Heyecan Nedir? heyecan nedir kapak resim 2 edited 1

HEYECANIN FİZYOLOJİSİ  

Düşünceler de heyecan durumunu oldukça etkilemektedir. Bu durum, heyecanın oluşumunda beyin ve tüm sinir sisteminin aktif olarak yol oynadığı anlamına gelmektedir. Heyecanlar birincil ve ikincil heyecanlar olarak kategorilendirilebilir. Birincil heyecanlar; öfke, korku, neşe, üzüntü, nefret ve alışkanlık gibi duygulardır. İkincil heyecanlar ise utanma, kıskançlık, gurur ve kaygı gibi duygulardan oluşmaktadır. İkincil heyecanlar sonradan çevresel faktörlerle öğrenilen heyecanlardır.  

Bununla birlikte heyecanın fizyolojisi, değişme otonom sinir sisteminde gerçekleşir. Otonom sinir sistemi sempatik (sympathetic) ve parasempatik (parasympathetic) olarak ikiye ayrılır. Acil durumlarla baş edip mücadele etmeye hazırlayan sempatik sinir sistemidir. Genellikle olumsuz heyecanlanma durumlarında aktiftir. Bu sisteme bağlı insanın kendisinde fark edebileceği bazı değişiklikler ise şunlardır:  

  • Kan basıncı ve kalp atışını artar. 
  • Nefes alma ve verme sayısının artar. 
  • Gözbebeği büyür. 
  • Terleme artar aynı zamanda tükürük salgılanması azalır. 
  • Kandaki şeker miktarı artar buna bağlı daha fazla enerjik olunur. 
  • Deri üzerindeki kıllar ‘diken diken’ olur. 
  • Sindirim sisteminde mide ve bağırsaklarda hareketler yavaşlar. 

Farklı durumlarda örneğin sakinken sakin duygu ve heyecanların, tehlikeleri durumlarda ise korku ve saldırganlık duygularının aktif hale geldiği bir dizi düzenli sistem içinde yaşamaktayız. İnsanlığın çevresiyle özellikle risklerle başa çıkabilmesinin en büyük katkısı heyecan ve heyecanın sağladığı fizyolojik değişimlerdir. Heyecan, insanı duruma uyum sağlaması açısından büyük rol oynamaktadır. 

 GÜNLÜK HAYATTA AŞIRI HEYECANLA BAŞA ÇIKABİLMEK 

Heyecan kavramını biraz daha tanıdıktan sonra asıl günlük hayatta işe yarayacak kısımların açıklanmasına geçebiliriz. Sadece heyecan için değil hemen hemen her konuda bir çözüm arıyorsak önce ne olduğunu bilmek sor derece önemlidir. 

Heyecan Nedir? heyecan nedir kapak resim 1

Heyecan hem tüm duyguların kendisi demekse ve bu yoğun duyguları, heyecanı hayatın her anında rahatsızlık verici bir hal aldıysa, sizi çevrenizden, kendinizden, sorumluluklarınızdan alıkoyuyorsa ve bedeninize ciddi hasarlar veriyorsa kesinlikle heyecanın kontrol altına alınması gereklidir. Bu dediklerim dışında belli bir süre yoğun ya da az yoğun heyecanlar yaşamak çok normaldir.  

Günlük hayatta aşırı heyecanla başa çıkabilmek için hemen hemen her konuda yardımcı olan nefes alış ve verişini kontrol altına almayı öğrenmek çok önemlidir. Bir konuda çok rahatsız edici bir heyecan yaşanıyorsa o durumu tekrar ederek alışılmış bir hale getirmek kaygıyı azaltacağından aşırı heyecanın da önüne geçecektir. Denize girmek gibi düşünülebilir, ilk başta girdiğinizde o soğuk su sizi rahatsız eder ancak bir süre sonra alışınca artık fark etmezsiniz bile. Bir heyecana sebep olan durum da böyledir, alışırsanız heyecanı fark etmez umursamazsınız.  

Heyecanı sorun haline getirmemeye çalışmak, var olan bu heyecan kişinin insanlarla arasındaki ilişkisine zarar vermiyorsa sorun olarak görülmemelidir. Kişinin heyecanından rahatsız olması ve onu düşünmesi kaygısını arttıracağından heyecanını da aynı oranda artmasına neden olacaktır. Kalabalık bir ortamda yüzü kızaran kişi bunu sorun haline getirdikçe her seferinde yüzünün daha fazla kızarmasıyla kısır döngüye girecektir. 

Güven eksikliğini azaltmaya yönelmek, insanlarda güven duygusu 2-3 yaşlarında gelişmektedir. Bu yüzden ailedeki tutum, özellikle ebeveynlerin tutumu oldukça önemlidir. Kişinin güven duygusunun gelişmesine engel olacak tutumlar gelecek dönemlerde stres ve yaşam zorlukları karşısında güçsüz kalmasına neden olur. Kişi isterse iç konuşmalar yaparak, olumlu taraflarını görmeye çalışarak güven duygularını geliştirebilir. Ancak bunlar yeterli olmazsa, profesyonel destek alınması gerekir ve asla destek almaktan çekinilmemelidir. 

Hata yaparım endişesine kapılmamak, insanların heyecanın artmasına neden olan en büyük etken hata yapma endişesi içinde olmalarıdır. Çocukluk döneminde aşağılanmış, ailesi tarafından yüksek beklentiler içerisine sokulmuş veya mükemmeliyetçi kişilerde hata yapma endişesi daha fazla görülmektedir. Ayrıca eğitimi yeterli olmayan ve kendisini geliştirme olanağı bulamayan kişilerde sürekli hata yapabileceklerini düşünür. Bu yüzden de aşırı endişe ve heyecan duyar. Kişiler hayat boyunca gelişmenin devam ettiğinin farkında olmalı, aşağılık kompleksine yenilmeden kendilerine zaman tanımalı ve eksikliklerini düzeltmeye çalışmalıdır. Düzeltilemeyen eksiklikler elbette ki çıkacaktır. Bunun için de kişi sevdiği, ilgilendiği, kendini rahat hissettiği durum, ortam, iş veya arkadaşlıklarını geliştirerek açıklarını kapatabilir. 

Geçirilmiş travmaların sonuçla,travma sonrasında heyecan görülmesi doğal bir tepkidir. Kaza, deprem, kayıp, felaket gibi büyük ve ani travma yaşayan kişilerin profesyonel yardım alması gerekiyor olabilir. Yaşanan stres vücutta değişimlere neden olacağından, yoğun heyecan yaşanması kaçınılmaz bir hal alacaktır.  

Aşırı stres, sıkıntı ve üzüntüler hastalıklara, hastalıklar da psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Çok fazla heyecanlanmak sosyal fobi, panik atak, dikkat eksikliği vb gibi psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir. Bazı hastalıklar ise heyecanlanmayı tetikleyebilir; şeker hastalığı, tiroit rahatsızlıkları ve vitamin eksiklikleri gibi. Bu durumlar için tıbbi ve psikolojik tedavilerin alınması çok önemlidir. 

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”İnsan ve Şiddet” yazısını okumak için tıklayınız.)

Kaynakça:

Cüceloğlu,D.(2017).İnsan ve Davranışı.İstanbul,Remzi Kitabevi.ss 262-265. https://www.psikolojidenoku.com/heyecan-nedir-ve-duygularimiz/ https://www.psikolojik.gen.tr/heyecan.html

Yazar: Neslihan Çıkrıklar

Mehaba, ben Neslihan. İnsanı ilgilendiren ve oluşturan her konu benim benim için ilham kaynağı. Aynı zamanda kitapların, filmlerin ve müziğin ilham verici gücüne inananlardanım. Bilginin paylaşıldıkça güçleneceğini düşünüyorum. Bu yüzden burada araştırmalarımı ve yazılarımı paylaşacağım. Yazılarımı okuyarak dünyayı bir de benim gözümden deneyimleyebilirsiniz.

3 Yorum

Yorum Yap
  1. Yer yer kendi gündelik hayatımı düşünerek sorgulamama olanak vermesi ve bu doğrultuda belirli tavsiyeler içermesi sebebiyle bu yazıyı çok ilgi çekici buldum. Bu detaylı anlatım için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YOGA DEPRESYONA NASIL YARDIMCI OLUR kapak

Yoga Depresyona Nasıl Yardımcı Olur?

Doğum Sonrası Depresyon kapak

Doğum Sonrası Depresyon (DSD)