Karmaşık İnsan Duygusu: Aşk

Aşk, karmaşık görünen insani duygulardan biri olmakla beraber aynı zamanda en temel duygulardan biri de sayılabilir. İnsanın ilk aşk nesnesi onu kucağına alıp sütünü, gülücüklerini ve sevgisini eksik etmeyen kişidir. Hayatının geri kalan zamanlarında da tatmin edici aşklar yaşar. Bazı aşkları mutlu bir birliktelik olurken, bazı aşkları hüsranla biter. Yani aşk; insan soyunun gerçeğidir. Belki hayvanlar da aşık olabilir ama onlar aşklarını bizim gibi sözcüklerine sığdıramaz. Ne demiş Stendhal; ‘’Aşk, alnımızdaki ateş gibidir; elimizde olmadan çıkar, elimizde olmadan düşer.’’

Aşkın tanımı kültürden kültüre, insandan insana değişir. Karmaşık bir duygu, düşünce ve davranışlar bütünü olan aşk, insanların toplumsal ilişkilerinin tamamlayıcı bir öğesidir. Moss ve Schwebel’in aktardığına göre; Freud aşkı cinselliğin yüceltilmesi olarak, Harlow bağlanma davranışı olarak ve Fromm ilgi, sorumluluk, saygı ve anlayış olarak tanımlamıştır. Maslow ise, aşkı ikiye ayırmıştır. Birincisi, kişinin güvensizliğiyle gelişen ve düşük düzeydeki duygusal ihtiyaçları ifade eden “yetersizlik aşkı”, ikincisi ise, yüksek düzeyde duygusal ihtiyaçları içeren ve özellikle kendini ve diğerini gerçekleştirme isteğini ifade eden “aşık olmaktır’’. Tennov ise aşkı, bilişsel etkinliği devre dışı bırakan, geçici bağımlılık ve sevilen kişiye yönelik bedenin verdiği duyarlı tepki olarak tanımlamaktadır.

Aşk, sözlük tanımı olarak; aşırı sevgi ve bağlılık duygusu anlamına gelir. Etimolojik olarak incelediğimizde;

Arapça ‘’aşaka’’; sarmaşmak, sıkıca sarılmak, sarmaşık,

Farsça, avesta dilinden, ‘’işka/işk’’; istemek, şiddetli muhabbet, candan sevmek anlamındadır.

Farsça ‘’Aşk’’ sözcüğü, ‘’Eşgh’’ olarak okunmaktadır. Türkçe’ye de ‘’Aşk’’ olarak geçmiştir.

Bana göre aşk, bir olmaktır. Karşılıklı yaşanınca mutlu bir birliktelik sağlanırken, tek taraflı yaşayınca zulüm gibi gelen bir duygudur. Aşk, güven ister. Aşk, sadakat ister. Aşk, bağlılık ister. Burada bağlılıktan kastım; kendimizi hunharca karşıdaki kişiye adamak değil. İki kişide bağlı ince bir ip düşünün. İpi ne gevşek bırakacaksınız ne de çok sıkacaksınız. Sıkarsanız can acıtır, gevşek bırakırsanız düşer. O dengeyi sağlamak ve bağlı kalmak bana göre aşkın olmazsa olmazıdır.

Karmaşık İnsan Duygusu: Aşk KARMASIK INSAN DUYGUSU ASK resim 1
Adam and Eve committing original sin, detail from The Virgin of Victory, 1496, by Andrea Mantegna (1431-1506)

Aşk’ın Kimyası

Hormonal açıdan baktığımızda romantik aşkın sinyalleri; ellerin terlemesi, kalp atışlarının hızlanması, yanakların kızarması ya da konuşurken cümleleri toparlayamayıp heyecanlanma şeklinde belirir. Aşık olunduğunda asıl etki, beynin hipotalamus bölgesinden salınan çeşitli kimyasalların etkisiyle vücudun içinde meydana gelmektedir. Fischer’e göre insanlar dopamin, oksitosin, vazopressin, testosteron ve adrenalin gibi hormonların karmaşık kimyası nedeniyle aşık olmaktadır. Bu aşamadan sonra ise cinsellikle ilgili hormonlar hızlı bir şekilde kana karışmaktadır.

Adrenalin, aşığın kalp atışının hızlanmasından ve terlemesinden sorumludur. Dopamin ise aşık birinin karşısındaki insanı aklından çıkaramamasından ve ona büyük bir tutkuyla bağlı olmasından sorumludur. Büyük bir tutkuyla yeni aşık olmuş kişilerin beyinlerinde dopamin üreten hücrelerin aktivitesinde artışlar olduğu kanıtlanmıştır. Reddedilen aşıklarda meydana gelen sıkıntıların kaynağının ise beyinlerinde dopamin molekülünün tükenmesi olduğu düşünülmektedir. Aşkın bağımlılık evresinde oksitosin ve vazopressin etkili olmaktadır.

Oksitosin, doğum sırasında da salgılanır ve anne ile bebeği arasındaki bağın oluşmasında da etkilidir. Kimyasal cinsel çekiciler ya da feromonlar, bu süreçte etkin bir rol oynamaktadır. Androstenol denilen erkek teninde bulunan kimyasal ve onun kokusu kadınlara çekici gelmektedir.

Uzun süreli ilişkilerde eşler arasında bağlanma gerçekleşir. Bu aşamada sevgilinin yanında olmak, beyinde endorfin salgılanmasını uyarır ve bu, güvenlik ve sükunet duygusu verir.

Sonuç olarak beynin bazı biyokimyasalları aşkla ilgilidir, aşkın sürecinin genetik, hormonlar ve psikolojik deneyimlerle oluştuğu söylenebilir.

(Sitemizde yer alan Aşkın Felsefesi Yazısını Okumak İster Misin? Okumak için tıklayınız.)

Aşkı Başlatan Şey…

Farklı ailelerde, farklı kültürlerde yetişmiş, farklı eğitim almış kişilerin aşk yaşaması… Günümüzde bilim insanlarının bile açıklamakta zorluk yaşadığı konulardan birisi aşktır. Aşk, bazıları için aranan, bazıları içinse hiç beklemediği anda gelen bir duygudur. Çoğu zaman da arayıp bulmaya çalışsak bile denk gelmesi zordur. Aşkın neden ve nasıl olduğunu açıklayan net bir açıklama hala yoktur ama şöyle bir düşündüğümüzde, aşkı başlatan şey nedir? İlk görüşteki görünüşü mü, konuşması mı, davranışları mı? Eski aşklarınızı bir düşünün. Size çekici gelen şey neydi?

Son zamanlarda yapılan bilimsel araştırmalar, ilk görünüşteki izlenimin ve duyguların çok önemli olduğunu gösteriyor. Bu ilk karşılaşmada çocukluk dönemlerindeki ‘’kusursuz arkadaşlık’’ diye depoladıkları kişinin özellikleri ile karşılaştırırlar ve uyum sağladıklarında aşkın ilk kıvılcımları başlar. İlk karşılaşmadaki izlenim önemli bir etkendir.

Aşk’ın İnsan Üzerindeki Fiziksel Ve Psikolojik Etkileri

Fiziksel Etkileri:

  • Kan akımının düzelmesi
  • İştah azalması
  • Kalp ritminin hızlanması
  • Yağ yakımı
  • Metabolizmanın hızlanması
  • Hafıza ve becerilerin artması
  • Ağrıyı daha az hissetme
  • Bağışıklık sisteminin güçlenmesi
  • Cilt sağlığının artması
  • Östrojen ve testosteron artması

Psikolojik Etkileri:

  • Motivasyonun artması
  • Antidepresan etkiler
  • Özgüven ve başarı
  • Dışa dönük, sosyal kişilik yapısı

Cinsellik, Aşk ve Bağlanma

Helen Fisher ve nörobiyologlardan oluşan ekibi cinsel bir birlikteliğin oluşumu esnasında üç aşama veya çekim seviyesi olduğunu belirtmiştir:

1) Cinsel arzu (Libido) kati bir cinsel doyum gereksinimi olarak nitelendirilir ve belirli bir insanın varlığına bağlı değildir.

2) Karşı cinsten bir kişiye duyulan çok özel çekim, ilgimizin ve enerjimizin nesnesi olma; erinç, hedefteki kişiye yönelik baskın düşünceler ve yine bu kişiye karşı bastırılamayan duygusal bir bütün olma diye nitelendirilir. Burada tabii ki aşk söz konusudur.

3) Bağlanma veya ilişkinin zamanla oturması; hayvanlarda yuvanın kurulması, bölgenin korunması ve yiyecek dahil karşılıklı bakım olarak nitelendirilirken, insanlarda büsbütün eşit fonksiyonlar söz konusudur. Bu aşamada amaç tabii ki çocukların eğitimidir.

Bu üçü arasında elbette benzerlikler vardır ancak farklılıklar da olduğu kesin. Efsanelere göre aşk, bir kez yaşanır ve bu yüzden ‘’Bay ve Bayan Doğru’’yu bulmak önemlidir. Böyle yaratıldığımız için istesek de istemesek de birini arıyoruz!

Aşkla ilgili birçok kuram olmasına ve psikologların, aşkın en temel insani duygulardan biri olduğunu kabul etmesine rağmen aşkın neden ve nasıl olduğu ile ilgili bir netlik hala yoktur. Aşkı, biraz da psikolojik yönden, deneylerden ele alalım. Günümüzde aşkı, duygusal bağlanmayı ve hoşlanmayı açıklayan dört kuram vardır:

  1. Rubin’in Hoşlanma ve Aşk Ölçeği
  2. Elanie Hatfield’in Tutkulu ve Şefkatli Aşkı
  3. John Lee’nin 6 Aşk Tarzı
  4. Robert Sternberg-Aşkın Üçgen Kuramı

Rubin’in Hoşlanma ve Aşk Ölçeği

Psikolog Zick Rubin, aşkı deneysel olarak ölçmek için bir metot geliştiren ilk kişilerdendir. Rubin, aşkın üç ögeden oluştuğuna inanıyordu: Bağlanma, İlgi ve Yakınlık/Mahremiyet.

  • Bağlanma: Bir başkasıyla birlikte olma ve ondan ilgi görme ihtiyacı. Onaylanma ve fiziksel temas, bağlanmanın önemli bileşenleridir.
  • İlgilenme: Bir başkasının ihtiyaç ve mutluluğunu, kendi ihtiyaç ve mutlulukların kadar önemsemek.
  • Yakınlık/Mahremiyet: Özel arzu, duygu ve inançlarını paylaşmak.

Rubin, bu ögeleri ölçecek iki anket geliştirdi. Birinden hoşlanmakla aşık olmak aynı değildi, fark; onu değerlendiriş biçimimizden anlaşılırdı. Sorular bunlara göre ayarlandı; aşık olmak ve hoşlanmak. Bir grup katılımcıya bu anketler uygulandı ve iyi arkadaşları ya da değer verdikleri kişileri düşünerek yanıtlamaları istendi. Sonuçlar, iyi arkadaşlarla ilgili skorlar hoşlanma ölçeğinde yüksekken, değer verilen biri ile ilgili skorlar aşk ölçeğinde yüksek çıktı. Böylece Rubin, aşk duygularını başarıyla ölçmüş oluyordu.

Elanie Hatfield’in Tutkulu ve Şefkatli Aşkı

Psikolog Elanie Hatfield’e göre aşkın tutkulu ve şefkatli olmak üzere yalnızca iki biçimi vardır.

  • Tutkulu aşk: Tutkulu aşkta yoğun cinsel arzu, cazibe, düşkünlük, duygusallık ve birlikte olmak için çok güçlü arzu vardır. Tutkulu aşk, kısa sürmeye yatkındır, altı ayla yirmi ay arasında sürer (ancak daha sonra şefkatli aşka dönüşebilir).
  • Şefkatli aşk: Şefkatli aşkta bağlılık, sevgi, saygı, sadakat ve duygusal yakınlık vardır. Şefkatli aşk, tutkulu aşka göre daha uzun sürer.

Hatfield, aynı zamanda mutluluk ve tatmin duygusu veren karşılıklı aşkla; umutsuzluk ve çaresizlik yaşatan karşılıksız aşkı da birbirinden ayırdı. Ona göre aşkın karşılıklı ya da karşılıksız olması için bazı temel faktörler vardır:

  • Zamanlama: Bireyin aşık olmaya hazır olması.
  • Benzerlik: İnsanlar, kendilerine benzeyenlere aşık olma eğilimindedir.
  • İlk bağlanma tarzları: Uzun süreli ve derin ilişkiler genellikle birbirine güçlü bağlanmanın sonucudur. Aşık olan ya da aşkı biten insanlarda bağlanma pek söz konusu değildir.

John Lee’nin 6 Aşk Tarzı

John Lee, ‘aşkın 6 türünün bir renk skalasına benzediğini düşünüyordu. Renk skalasında üç temel renk olduğu gibi, Lee’de aşkın üç temel türünün olduğuna inanıyordu. Bunlar:

  • Eros: Bir insana duyulan hem fiziksel hem duygusal anlamdaki aşk.
  • Ludos: Bir oyun ya da fetih gibi oynanan aşk (aynı anda birkaç kişiyle olabilir).
  • Storge: Arkadaşlıktan doğan, zaman içinde oluşan aşk.

Renk skalasında üç ana rengin farklı kombinasyonlarla yeni renkler oluşturması gibi, temel aşk stillerinde de bu mümkündür. Sonuç olarak üç ikincil tür aşk ortaya çıkar:

  • Mania: Eros ve ludosun kombinasyonlarından oluşan ‘mania’, saplantılı bir aşktır. Duygusal iniş çıkışlar, kıskançlık ve çok sahiplenici duygular içerir.
  • Pragma: Ludos ve storgenin kombinasyonlarından oluşan ‘pragma’, pratiğe yönelik bir aşktır. Taraflar ilişkiye amaçlarının bilincinde olarak başlarlar, ilişkiden beklentiler gerçekçi ve pratiğe dönüktür.
  • Agape: Eros ve storgenin kombinasyonlarından oluşan ‘agape’, kapsayıcı ve özverili bir aşktır.

Robert Sternberg-Aşkın Üçgen Kuramı

Robert Sternberg, 2004’te aşkın üç kısma ayrılacağını söyledi: ‘yakınlık, tutku, bağlılık’.

  • Yakınlık/Mahremiyet: Yakın olmak, diğerini desteklemek, onunla paylaşımda bulunmak ve sevildiğini hissetmek.
  • Tutku: Cinsel arzu cazibe ve coşku duyguları, iki kişiyi birleştiren bu duygudur.
  • Bağlılık: Birine sadık kalma ve uzun süreli ilişki arzusu.

Bu üç bileşenden yedi farklı kombinasyona ulaşılabilir. Bunu anlamanın en kolay yolu, buna bir üçgen olarak bakmaktır. Bu üçgende ‘yakınlık, tutku ve bağlılık’ üçgenin köşeleridir. Yedi kombinasyon da üçgenin köşeleri arasındaki bağlantılardır. Bunu anlamanın bir kolay yolu da şu tabloyu incelemek olabilir:

  • Hoşlanma ya da arkadaşlık: Yakınlık ve güçlü bağ içeren ancak tutku ve bağlılık olmayan arkadaşlığı yansıtır.
  • Vurulma ya da tutkulu aşk: İlk görüşte aşk yaşayanların hissettiği şeydir. Bağlılık ya da yakınlık yoktur. Vurulma, geçici olabilir
  • Boş aşk: Yakınlığın ve tutkunun kaybedildiği ancak iki insanın hala birbirine güçlü bağlılık hissettiği ilişkilerdir.
  • Romantik aşk: Romantik aşkta tutku ve yakınlık, cinsel ilgi ve duygusal bağ vardır ancak bağlılık yoktur.
  • Dostça sevgi: Tutkunun olmadığı ya da artık kalmadığı; ama hala bir diğerine karşı büyük bir bağlılık ve düşkünlük hissedilen sevgilerdir. Bu tür sevgi; aile bireyleri, yakın arkadaşlar ve evliliklerde görülür.
  • Aptalca aşk: Bu tür aşklarda tutku ve bağlılık görülür ancak samimiyet/yakınlık yoktur.
  • Mükemmel aşk: Tutku, bağlılık ve yakınlığın bulunduğu, aşkın ideal halidir. Sternberg, aşkın bu haline ulaşıldıktan sonra onu koruyabilmenin kolay olmadığını; hatta kalıcı olmayabileceğini belirtir ve örneğin zaman içinde tutku kaybolursa, mükemmel aşkın dostça sevgiye dönüşeceğini ekler.

Sternberg’e göre, bir ilişkinin ömründe mahremiyet/yakınlık, tutku ve bağlılık arasındaki denge zaman zaman değişir. Aşkın üç bileşenini ve yedi türünü anlamak, çiftlere ilişkilerinde neleri geliştirmeleri, nelerden sakınmaları; hatta ilişkiyi ne zaman sonlandırmaları gerektiği gibi konularda yardım eder.

Aşk, herkesin hayatında en az bir kere tattığı ya da tatmak istediği bir duygudur. Eğer hala bir aşkınız olmadıysa, acele etmeyin. En güzeli, en doğru zamanda sizin kapınızı çalacaktır. Eğer aşk duygusunu tattıysanız da keyfini çıkarın. Hayatınızın aşkını bulmanız ve kaybetmemeniz dileklerimle…

Anahtar Kelimeler: Aşk, bağlılık, yakınlık, cinsellik, mahremiyet, romantik ilişki.

KAYNAKÇA:

  • Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü uzmanları (2010), Aşk Sağlığa İyi Geliyor, 20 Şubat 2021 tarihinde https://www.memorial.com.tr adresinden alındı.
  • ATAK, Hasan (Aralık, 2012), TAŞTAN, Nuray (Aralık, 2012), Romantik İlişkiler ve Aşk (Romantic Relationships and Love).
  • VINCENT, Lucy, Neden Aşık Oluyoruz?, (Çeviri: ZAİMOĞLU, F.Kenan), İstanbul, Aylak Kitap.
  • KLEINMAN, Paul (2013), Aşk (Sevgi?), PSİKO101, (s.177-181), (Çeviri: KAPLAN, Hasan), İstanbul, Okuyan Us.

Yazar: Nisa Kaya

Merhaba, ben Nisa. Psikoloji bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Bilgilerimi ve araştırmalarımı aktardığım bu platformda umarım güzel kalplerinize dokunabilirim. Keyifli okumalar!

9 Yorum

Yorum Yap
  1. Ellerine sağlık, yine konuyla bütünleşmiş akıcı bir yazı olmuş. Bayıldım.

  2. Emeğine sağlık aşka bir de bu açıdan bakmak keyif vericiydi 🙂

    • Çok teşekkür ederim Neslihan!🌟 Her yazımda böyle keyif alman dileğiyle.🙏🏻

  3. Harikasın Nisa
    Canım benim, valla bir solukta okudum. Gayet akıcı bir dil ve üslub oluşturmuşsun şimdiden. Ayrıca yazının/makalenin içeriği de gayet sağlam.
    Dopdolu, aydınlatıcı ve akıcı bir makale okudum ne güzel bu akşam.
    Emeğine sağlık tatlım, yolun bahtın hep açık aydınlık olsun ✨✨🌱

    • Gülcan ablacığım, çok teşekkür ederim. Senden böyle bir yorum almak beni onurlandırdı.❤️ Çok teşekkür ediyorum, kucak dolusu sevgiler!✨

Web Site İçi Kaynakça

  1. Web Site İçi Kaynakça:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İYİ ANNE VE BABA OLMAK kapak

İyi Anne Ve Baba Olmak

psikoloji ve parapsikoloji kapak

Psikoloji ve Parapsikoloji