Kıyaslama: Mutsuz Olma Garantili Yöntem

Mutsuz olmak isteyen değerli okurlar, size harika bir tavsiyeyle geldim: Kendinizi başkalarıyla kıyaslayın. Hatta biraz daha ileri gidip başkalarını da başkalarıyla kıyaslayın, bu sayede onlara da mutsuzluğu aşılamış olursunuz. Bir sonraki aşama da kıyasladığınız insanların özelliklerine ulaşmaya çalışma aşaması, bu aşamayı da uygulamaya geçirdiğinizde sizi temin ediyorum çok mutsuz bir insan olup amacınıza ulaşabilirsiniz. Bu yolda hepinize başarılar diliyorum. Peki, tamam şakayı bir yana bırakıp kıyaslamanın neden yanlış olduğunu, bizi nasıl mutsuz ettiğini ele alalım.

Hepimiz bazen kendimizi bazen de insanları başkalarıyla kıyaslıyoruz. Kıyaslama yapmak nadiren bizim daha başarılı olmamızı sağlıyor olabilir ama çoğunlukla motivasyonumuzu düşürür ve bizi yetersiz hissettirir. Hatta bazen bu durum o kadar ileri dereceye ulaşır ki işin ucu depresyona varır. Hayattan memnun olamamamızın sebeplerini irdelediğimiz zaman, kendimizi başkalarıyla kıyaslama hatamızın karşımıza çıkma olasılığı çok yüksektir.

Neden Kendimizi Başkalarıyla Kıyaslamamalıyız?

Her insanın kişiliği farklı genetik kodların, farklı çevre şartlarının, farklı yaşantıların sonucunda oluşur. Aslında her bir insan bambaşka bir dünyadır ve biriciktir. Dolayısıyla şunu fark etmeliyiz: Herkesin yolu farklıyken ben, kendimi veya bir başkasını, başka bir insanla kıyasladığımda bu adil ve mantıklı bir durum olamaz.

Elma ile çileği kıyaslayıp elmaya “Neden bir çilek olamıyorsun?” demek gibi bir şeydir yaptığımız. Hâlbuki onun tohumu farklı, yetişme şekli farklı, elma olmak için geçtiği yollar farklı. Elma, çilek olmak istese bile bu beyhude bir çaba olacaktır. Çünkü o, elma haliyle güzeldir ve özü elmadır. Meyve üzerinden örnek verdiğimizde tuhaf olduğunun farkındayım ama inanın insanlarda da durum böyle. Her birimizin kişiliği yukarıda da bahsettiğim çok farklı etkenlerin sonucunda oluşuyor. Geçtiğimiz yollar, yaşadıklarımız, genetik kodlarımız ve dolayısıyla direncimiz ve yeteneklerimiz bambaşka.

Kendimizi kıyasladığımız insanların hangi aşamalardan geçerek o noktaya ulaştığını çoğunlukla bilmeyiz. Gördüğümüz şeyin arka planı hep gözümüzden kaçar. “O çok başarılı, ben yıllardır çabalıyorum ama hâlâ onun gibi olamadım.” , “Ne kadar güzel bir fiziği var, bir de benimkine bak; aynaya bakmak istemiyorum.” gibi cümleler bizi yetersiz hissettirmekten başka bir işe yaramaz. Unutmayın, görünen şeyin arka planını bilmiyorsunuz. O insanın neden ve nasıl çok başarılı olduğu, o kişinin fiziğinin nasıl o kadar mükemmel olduğu hakkında sadece o kişilerin gösterdiği kadar bilgiye sahipsiniz. Ve en önemlisi sizin hayatınız, şartlarınız ve kişiliğiniz çok farklı. Yani elma ile çileği kıyaslıyor olma ihtimaliniz çok yüksek.

Bakış Açınızı Değiştirin

Kendinizi bir başkasıyla kıyaslarken bir an durup baktığınız pencereyi değiştirmeyi deneyin. O insan çok başarılı olabilir. Bu noktada sormam gereken soru şu değildir: “Ben neden onun gibi olamıyorum?” Kendimize bu soruyu sorduğumuzda çok yüksek ihtimalle olumsuz cevaplar verip belki de var olan potansiyelimizi yok edeceğiz.

Her ne kadar kabul etmek istemesek bile kıyaslamanın altında kıskançlık yatar fakat bakış açımızı değiştirdiğimizde kıskançlığı da ortadan kaldıracağız. O yüzden sormamız gereken soru şu olmalı: “Hayal ettiğim konuma ulaşmak için ben neler yapabilirim?” Basit ama işlevsel bir adım. Kıyaslamıyoruz, o kişiyi takdir edip nazikçe kendimize yöneliyoruz ve ne yapmamız gerektiğini, hayallerimize doğru atabileceğimiz adımları düşünüyoruz. Ölçütümüz karşıdaki kişi değil, kendimiz oluyoruz.

Kıyaslama: Mutsuz Olma Garantili Yöntem resim

“Ben bu hayata yaşayanları İzlemeye gelmişim.”

Bakış açımızı çevirmemiz gereken bir başka yön de şudur: Gördüğüm şey, göründüğü gibi olmayabilir. Hayatımıza giren teknolojiler, bizi biraz kendi özümüzden uzaklaştırıyor. Ne yazık ki olmadığımız ama olmak istediğimiz kişi haline bürünmek sosyal medya sayesinde artık çok kolay. Acı olan şey şu ki öyle görünüyor olabilirim ama ben, o kişi değilim. Bir insanın sosyal medya profiline girdiğinizde çok yüksek ihtimalle hep en güzel mekânları, çekilen en güzel pozları göreceksiniz. Belki de “Ne kadar da mutlu, bir de benim hayatıma bak. Ben bu hayata yaşayanları izlemeye gelmişim.” gibi bir düşünceye kapılıp aslında hiç de fena olmayan hayatınızdan memnuniyetsiz olmaya başlayacaksınız.

Durun ve düşünün: Bir insan hep mutlu olabilir mi? Siz de biliyorsunuz ki sosyal medya tamamen aldatıcı bir mecra. O yüzden sosyal medya paylaşımları sizi bu yönde etkiliyorsa lütfen sosyal medya ile aranıza mesafe koyun. Memnun olmadığınız, sürekli başka hayatlarla kıyasladığınız hayatınız, aslında fark edilmeyen bir sürü güzellik barındırıyor. Lütfen sadece düşünün ve fark edin.

Kıyas Yapmak Ne Zaman İşlevseldir?

Kıyaslamanın kötü yönlerinden bahsettik ama kıyaslama yapmanın işlevsel olduğu bir alan var: Kendimizi kendimizle kıyaslamak. Bu noktada kast ettiğim şey şu: Bir yıl önceki benle şu anki ben arasındaki farkları görebilmem. Bu, benim kendi eksiklerimi görüp atmam gereken adımları fark etmemi, gelişimimi görüp takdir etmemi sağlar. Bu tamamen işlevsel bir adımdır fakat bu noktada kendimizi yargılamamaya dikkat etmeliyiz. Eğer bir noktada kötüye gitmişsek veya hiç gelişmemişsek yargılamak hiçbir işe yaramadığı gibi bizi yetersiz hissettirir. O yüzden yargılamak yerine atmamız gereken adımları düşünmemiz ve fazla vakit kaybetmeden yola koyulmamız gerekmektedir. Takdir edersiniz ki hayıflanmak değil, yola koyulup adım atmak bizi ilerletir.

Son olarak şunları söyleyeyim: İnsanları örnek almak ile kıyas yapmak arasında fark vardır. Birinin başarılarını takdir edip siz de onun gibi olmak isteyebilirsiniz, bu sizi ilerletebilir. Fakat kıyasta gizli kıskançlık vardır: O kişiye içten içe kızarken aynı zamanda onun gibi olamadığınız için kendinize de kızarsınız. Bu durum da sizi ilerletmenin aksine geriletir, aynı zamanda psikolojik olarak da yıprandırır.

Unutmayın: Hayatınızda kıyas yaparken ölçütünüz sizsiniz. Siz çok değerli ve biriciksiniz. Sadece kendinizin; kendi potansiyellerinizin ve yeteneklerinizin farkına varın. Tüm insanların çok özel ve biricik olduğunun farkına varın.

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”DAHA İYİ HİSSETMENİN YOLLARI” yazısını okumak için tıklayınız.)

Yazar: Yüsra Cincik

Herkese merhaba, ben Yüsra. Hacettepe Üniversitesinde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde okuyorum. Yaşamın öğrenerek, bu sayede fark ederek ve hissederek en güzel şekilde yaşanacağına inanıyorum ve bu yüzden okumaya çalışıyorum; kendimi, insanları, dünyayı ve kitapları. Öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak için buradayım. Takipte kalmayı unutmayın :)

12 Yorum

Yorum Yap
  1. En çok kullandığım cümlelerden birini görmek farkında olmadan kıyaslama yaptığımı fark ettirdi bana. Elveda “Ben bu hayata yaşayanları İzlemeye gelmişim.” cümlesi. Gerçekten çok dikkat çekici bir yazı olmuş emeğine sağlık 🙂

    • Günümüzde çok yaygın kullanılan bir cümle ve insanları ister istemez memnuniyetsizliğe itiyor, o yüzden fark etmiş olmana gerçekten çok sevindim. Güzel yorumun için çook teşekkür ediyorumm 🌺

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YEME BOZUKLUKLARI

Yeme Bozuklukları

Saygı Dizisi Çerçevesinde Adalet Kavramına Sosyolojik Bir Bakış

Saygı Dizisi Çerçevesinde Adalet Kavramına Sosyolojik Bir Bakış