Korkmaktan Çok Korkuyorum

Korku dediğimiz kavram çok uzun yıllardır hayatta kalmamızı sağlayan, belirsiz veya belirli bir tehdide karşı hissettiğimiz bir his. İlk çağları düşündüğümüzde korku olmasaydı türün devamlılığı nasıl sağlanırdı bir düşünün. Kimse hiçbir şeyden korkmuyor ve yavaş yavaş herkesi bu korkusuzluk öldürüyor. Zaman geçtikçe duygularımızı farklı şekiller aldı ve korkmaktan korkar hale geldik. Şimdi hep birlikte korkumuzun ne zaman işlevsel olmadığına bakalım istiyorum.

Hepimiz bir şeylerden korkuyoruz. Kimimiz hayvanlar, mikroplar, insanlar, deprem, kalabalık, toplu taşıma araçları, uçak, araba gibi somut; kimimiz ise sevilmemek, kabul görmemek, değersiz olmak, güvenememek gibi soyut kavramlardan korkuyoruz. Bazen de bunlar iç içe giriyor o yüzden de somut veya soyut diye bir ayrım yapmayacağım. Çünkü insanlardan korkmanın nedeni sevilmeme korkusu olabiliyor. Her duygu bizim için önemli ve gereklidir ne zaman ki işlevselliğini kaybedene kadar. Var olan köpek korkunuz siz işe giderken sizin yolunuzu uzatıp bir saat daha evden erken çıkmanıza sebep oluyorsa işte burada işlevsellik sorgulanmalıdır.

Korkuyla Nasıl Baş Ederim ?

Öncelikle bir şeylerden korktuğumuzda ne yaptığımızı iyi bilmek gerekiyor. Bir köpekten korktuğunuzda onunla karşılaşmamak için ne gibi önlemler alıyorsunuz? Aldığınız önlemler işe yaramadığında ne yapıyorsunuz? Peki aldığınız önlemler işe yaradığında nasıl bir bilgi elde etmiş oluyorsunuz? Tüm bunların yanıtlarını önce kendimize vermemiz gerekiyor.

Korkularla baş etmek çok zordur. Yıllardır yer etmiş, sizi koruduğuna inandıran davranışları yapmanıza sebep olan, birçok önlem aldıran bir şeyden bahsediyoruz. Hatta bazen korkulan şeyi düşünmek bile çok zor gelebiliyor insanlara. Siz korkuların üstüne gitmedikçe onları pekiştirmiş oluyorsunuz. Nasıl mı? Örneğin köpekten korkan bir kişi işe giderken köpekle karşılaşmamak için yolunu uzatıyor. Bunun sonucunda “güvenli” bir şekilde işine gidiyor. Kişi burada “köpekler tehlikelidir”, “yolumu uzatırsam bana zarar vermezler”, “bu şekilde her şey daha güvenli” gibi mesajlar veriyor kendine. Bir bakıma gerçeklik algısını bu şekilde şekillendiriyor. Ancak o yolu uzatmadığında ne olacağı bilgisine ulaşamıyor. Çünkü o kadar çok korkuyor ki bu gerçek illüzyonunda yaşamak ona hem güvenli hem de rahat hissettiriyor.

Halbuki gün içinde büyük bir vakit, enerji kaybı, işe geç kalma durumu yaşıyor ki bunların farkına bile varmıyor. Asıl gerçeklik o yolu uzatmayıp köpeklerin olduğu yoldan gittiğinde ne olduğudur. Geri kalan her şey bizim kendi yarattığımız gerçeklik illüzyonundan ibarettir. Gerçek her zaman bizim korkup düşündüğümüzden daha az acı vericidir. Kişi o yoldan giderse neredeyse öleceğine inanıyor. Bu düşünce onun o yoldan gitmesine elbette engel oluyor , halbuki gitse korkmaktan ne kadar korktuğunu fark edecek. Yolu değiştirmek kısa vadede etkili ama uzun vadede birçok soruna sebep olacak ve rahatsızlık hissini devam ettirecek bir kaçınma yöntemidir.

Korkularla baş etmek için ilk olarak bunu istemek lazım. Kişi bunun farkındalığına ulaşıp “Bu benim hayatımı kısa vadede kurtarsa da uzun vadede bana zararlı” düşüncesini benimsemesinden geçiyor. Sonrasında korkuların üstüne yavaş ve kademeli bir şekilde gidildiğinde ilk başta rahatsızlık hissi artıyor olsa da bir süre sonra yavaş yavaş düşmeye başlıyor.

Örneğin, yolda ansızın bir köpekle karşılaştığınızda hemen su şişenize sarılıp su içiyorsanız önce bu davranışı değiştirmek gerek. Bu ilk adım en zor adımdır. Bu adımda oluşacak kaygıya tahammül ettikçe dayanıklılığınız artacak ve diğer adımları daha kolay yapar hale geleceksinizdir. Önemli olan bir davranışı değiştirip o sırada hissettiğiniz rahatsızlık hissine karşı tolerans oluşturmaktır. Unutmayın ki güzel yollar hep zordur, emek ister. Bugün sadece bir köpek korkusu üzerinden gittik, bu sadece buzdağının görünen bir yüzüydü. Görünmeyen yüzüne bakma cesaretini göstermeniz dileğiyle.

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan “Korona Günlerinde Panik Atak” yazısını okumak için tıklayınız.)

Yazar: Emine Mine İşler

Merhabalar, ben uzman klinik psikolog Emine Mine İşler. Okumak kadar yazmak da benim için çok önemli bir alan. Nasıl ki insan dipsiz bucaksız bir kuyu psikoloji de öyle benim için. Her an, her gün yenilik ve değişiklik peşinde. Ben de onların peşinde koşan bir klinisyenim.

4 Yorum

Yorum Yap
  1. Hayat korkunun bittiği yerde başlar-Osho Çok güzel bir yazı olmuş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Stres Termometreleri DA9A1BAB 5CC1 4870 AF3F 37ED18014E31

Stres Termometreleri

sosyal darwinizm

Sosyal Darwinizm Nedir?