LGBTİ+ Bireyleri Toplumda Karşılaştıkları Ayrımcılığın Psikolojik Etkileri

Toplum yaşantısında bireyler genel olarak çoğunluğun ve baskın olanın normlarına uyma eğilimindedirler. Toplumlar genel olarak heteronormatif bir yapıya sahiptir. Açıklayacak olursak, “heteronormativite toplumun “kabul edilebilir” tek cinsel yöneliminin heteroseksüellik olduğuna dair inanışa verilen isimdir. Toplumsal normları takip ederek hangi cinsiyet rollerinin “standart” olduğunu tanımlar.” Bu sebeple insanlar genelde lezbiyen, gey, biseksüel, trans ve interseks (LGBTi+) bireylerin kim olduklarını, nasıl hissettiklerini ve genel olarak varoluşlarını yok saymaktadırlar. Böylece toplumda ve bireyler arasında ‘farklı olma’ veya ‘azınlıkta olma’ durumu ötekileştirmeyi ve sosyal dışlanmayı da beraberinde getirmektedir. “Sosyal dışlanma riski yüksek toplumsal kesimlerden olan LGBT’ler, toplumda sınırlara itilme, demokratik haklarını kullanamama, hayat boyu öğrenme olanaklarına erişimde birtakım müdahalelere maruz kalmakta ve bunlar ayrımcılıkla sonuçlanmaktadır. Bu sebeplerle LGBT’ler iş, eğitim, toplumsal katılım gibi en temel haklara erişimde sıkıntılar yaşamakta yetkisizleştirilmekte ve ilişkisizleştirilmektedirler.”

Araştırmalara göre toplumda LGBTİ+ bireylerin heteroseksüel insanlara kıyasla cinsel yönelime dayalı ayrımcılığa maruz kalmaları 10 kat daha olasıdır. Ayrımcılığın yanı sıra, kötü muamele, sözlü hakaret, eşit olmayan muamele, önyargı, reddedilme ve fiziksel şiddete dayanan durumların olduğu da sıkça gözlemlenmektedir. LGBTİ+ bireylerin genel nüfusa oranla daha çok psikolojik ve fizyolojik problemler yaşadıkları da yapılan araştırmalarla bilinmektedir. Özellikle çocukluk döneminde kendi biyolojik cinsiyetine özgü davranışlar göstermeyen çocukların aileleri, akranları ve toplum tarafından dışlanma, istismar ve ihmale maruz kalma riski altında oldukları görülmektedir. Çocukluk dönemindeki deneyimler bireyin hayatının geri kalanında da büyük rol oynayacaktır. “Reddedilme genellikle evde başlamaktadır. LGBT gençler yönelimlerini açıkladıklarında yaklaşık %50’si olumsuz tepkiye maruz kalmakta, %30’u fiziksel istismara uğramakta ve %26’sı evden kovulmaktadır.” Bu nedenle öncelikle ailenin tutumu ve desteği oldukça önemlidir. Bireyin kendi kimliğini yaratım sürecinde toplumun etkisi büyüktür.

LGBTİ+ resim

Toplumun küçük bir sahasını oluşturan okullarda ise LGBTİ+ çocuklara karşı yapılan zorbalık oldukça yaygındır. “Bir okul yılı boyunca LGBTİ+ çocukların %85’i sözlü olarak zorbalığa maruz kalmaktadır. Yapılan bir ankete göre, bu sözlü tacizler çoğu kez şiddete dönüşmektedir: Katılımcıların %40’ı fiziksel zorbalığa ve %19’u cinsel yönelimleri nedeniyle okulda fiziksel saldırıya uğradıklarını bildirmişlerdir. Ayrıca, cinsel yönelim nedeniyle yapılan zorbalık, depresyonun artmasına, bireyin yalnızlaştırılmasına ve intihar girişimlerinde neredeyse altı kat artan bir riske neden olmaktadır.” Çocukluktan ergenliğe geçiş süreci daha sancılı bir süreç olabilmektedir. Buna etken olan durumlar bireyin bağımsızlığını kazanma çabası, kişiliğini oluşturmaya çalışması, toplum tarafından onaylanmak istenmesi ve en temelde “ben kimim?” sorusunun sorularak bir kimlik arayışı içerisine girmesi örnek verilebilir.

Yetişkinliğe gidilen yolda LGBTİ+ bireylerin yaşam doyumları, psikolojik dayanıklılıkları ve stresle başa çıkma tarzlarında da toplum tarafından maruz kaldıkları ayrımcılık ve ötekileştirilmenin etkisinin olduğu gözlemlenmektedir. Bu durum LGBTİ+ gençler arasında giderek artan ruhsal bozukluklara neden olmaktadır. Örneklendirecek olursak, 2010 yılında  16-20 yaş aralığında yer alan ve 246 LGBTİ+ bireyden oluşan bir araştırma yapılmıştır. “Bu çalışmada örnekleme alınan bireyler arasında görülen ruhsal bozukluklar incelenmiştir. Katılımcıların üçte birinin herhangi bir ruhsal bozukluk tanısının %17’sini karşıladıkları bulunmuştur. Araştırmaya katılan bireylerin, %15’inin majör depresyon, %9’unun ise travma sonrası stres bozukluğu tanı kriterlerini taşıdığı bulunmuştur. Aynı çalışmada, incelenen grubun %31’inin intihar girişiminde bulunduğu saptanmıştır.”

Sonuç olarak yapılan birçok çalışmada görüldüğü gibi okul, iş ve sosyal hayatın her alanında ayrımcılık ve ötekileştirmenin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine vurgu yapılmaktadır. Toplumda LGBTİ+ bireylerin ötekileştirilmesine, ayrımcılığa uğramasına ve yalnızlaştırılmasına yönelik birçok tutum ve davranış sergilenmektedir. Bu yaygın davranış ve tutumların değiştirilmesi için, toplumun bir parçası olan LGBTİ+ bireyler ile ilgili bilgilendirme çalışmaları yapılarak (gerek sosyal medyadan gerekse kendi çevremizden) toplumun genelinde bir farkındalık oluşturulmalı ve LGBTİ+ bireylerin hakları gözetilmelidir.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan “Önyargı Nedir?” yazısını okumak için tıklayınız.

Yazar: Cansu Soyluethem

Merhaba, ben Cansu. Akdeniz Üniversitesi Felsefe ve Sosyoloji bölümü mezunuyum. "Hayatın anlamı nedir?" sorusunun peşinden gidip felsefe, sosyoloji derken sıra psikolojiye geldi. Şu sıralar "İnsan nedir?" diye soruyorum. Genel olarak merak ediyor, araştırıyor ve anlatıyorum.

2 Yorum

Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pygmalion Etkisi

Kendini Gerçekleştiren Kehanet: Pygmalion Etkisi

Özkıyım Girişim ve Nedenleri

Özkıyım Girişim ve Nedenleri