Mental Retardasyon (Zekâ Geriliği)

Zekâ , aslında öğrenme ve öğrenilen şeyi kullanabilme, uygulayabilme, yeni durumlara uyum sağlayabilmeyle birlikte çözümler üretebilme yeteneğine denir. Zekânın ne olduğu konusunda farklı görüşler mevcuttur. Kimileri zekânın genel bir yetenek olduğunu savunur. Bunlar problem çözme, analiz etme, yargılama, sınıflama, muhakeme etme, soyutlama, yargılama, plan, organizasyon ve sentez gibi bilişsel işlev bütünlüğü olduğunu söyler. Bunların zihinsel esneklik, zihinsel hız, yeni durumlara adapte olma ve çabuk öğrenmeyi savunan beceriler olduğunu savunur. Kimileri ise zekânın farklı türleri olduğu ve çeşitli alanlarda ortaya çıkan çoklu yetenek olduğunu savunur. Bunların temelinde çoklu zekâ kuramından alır. Bu doğrultuda farklı zekâ türleri tanımlayan kuramlar vardır. Bunlar sosyal, duygusal, kinestetik, sözel/dilsel, matematiksel/mantıksal, görsel/mekansal algı, doğacı, pratik, ritmik, yaratıcı zekâ gibi farklı zekâ türlerinden bahseder. Kimileri ise zekâyı gerçek yaşamda karşılaşılan problemleri çözme, yani bireyin bir kültür içerisinde yaşantısına devam ettirebilmesi için gerekli olan toplumsal uyum becerileri ve amaca yönelik davranış olarak kabul eder. Aslında baktığımızda zekâ denilen şey hepsini kapsar.

Zekâ kavramı birçok bilim insanları tarafından da farklı tanımlar bulmuştur. Terman; “Birey, soyut düşünebildiği ölçüde zekidir.” Wechsler; “Bireyin amaçlı davranma ve mantıklı düşünme çevresiyle ilişkilerinde etkili olma kapasitesi” derken Gardner zekâ kavramını bir insanın farklı kültürlerde değer bulan bir ürün ortaya çıkarma kapasitesi, normal hayatta karşı karşıya geldiği sorunlara etkili, verimli çözümler bulabilme becerisi ve çözüme kavuşturulması gereken yeni ve karışık yapıya sahip sorunları anlama becerisi olarak tanımlamaktadır. Aslında “çoklu zekâ kuramı” olarak adlandırarak daha geniş bir yelpazeden zekâ konusuna açı kazandırmıştır ve her insanın sahip olduğu potansiyel yetenekleri ‘zekâ alanları’ olarak sınıflandırmıştır.

Tarihte yapılan ilk zekâ kuramları ve zekâ üzerine yapılan çalışmalar mevcut zekâ testlerinin bulunmadığı zamanlarda, okullarda öğretmen gözetiminde çocukların zekâ yaşını tespit ederek zihinsel gelişimlerini ölçmek ve okuldaki başarılarını önceden tahmin etmek amacıyla Spearman tarafınca geliştirilmiştir. Tüm zihinsel etkinliklerin temel taşı olan, analiz tekniğinin temelinde ana bir G faktörü mevcut olduğunu ve bu faktörün tüm öğrenme seviyelerini, öğrendiklerimizi hayatta uygulayıp algılayacağımız deneyimlere dönüştürme oranlarımızı etkilediğini ifade etmiştir.  Test sonuçların tutarlı olmasının altında yatan g faktörüdür. G’yi genel zekâ kısaltması olarak düşünebilirsiniz. G’nin varlığına dair kuvvetli deliller olsa da çoklu zekanın varlığını savunanlarda yok değildir. Robert Stenberg adlı bir psikolog 3 ana zeka türü olduğunu öne süren bir teori üretti. İlki analitik zekâ, bunu akademik yetenekler veya iyi tanımlanmış problemleri çözmek olarak düşünülebilir. İkincisi yaratıcı zekâ yani yeni durumlara uyum sağlama ve yeni fikirler üretme yeteneklerimizdir. Üçüncüsü ise pratik zekadır bu ise kötü tanımlanmış problemleri çözme yeteneğimizi temsil ediyor. Başka bir psikolog bir zekâ türünün daha olduğunu ileri sürdü. Bu duygusal zekâ olmuştur. Duygusal zekâ, diğer insanlarla olan ilişkilerde duyguları anlama, algılama ve kullanma yeteneği olarak tanımlanıyor.

Zekâyı ele almanın bir diğer yol da onu iki kategoriye ayırmaktır. Bunların ilki akışkan zekâ diğeri ise kristalize zekâdır. Akışkan zekâ çabuk ve soyut bir şekilde mantık kurabilme yeteneğimizdir. Kristalize zekâ ise bilgi birikimine ve sözel yeteneğe dayanır. Aralarındaki en önemli fark ise akışkan zekâ yaşla birlikte azalırken kristalize zekâ ya artar ya da sabit kalır.

Mentol retardasyon gelişim dönemlerinde meydana gelen bireyin kronolojik yaşı göz önüne alındığında amaca yönelik uyumsal davranışlarda bozukluk, yetersiz gelişim gösteren ve ortalamanın önemli derecede altında olan zihinsel ya da bilişsel işlevler bütünüdür. Zihinsel yeteneklerin yetersiz gelişimi de diyebiliriz. Mentol retardasyonun tespiti standardizasyonu yapılmış zeka testleriyle konulur. Bireyin bu tanıyı alabilmesi için de alınan zekâ puanının 70’in altında olması bireyin o anki uyum sorunu ve işlevsellikte sınır olması şarttır. Hafif zekâ geriliği sosyal, eğitsel, tıbbi ve ekonomik olmakla birlikte çok yönlü problemdir. Fakat bunlarla elde edilen sonuçlar eğitimsel başarı hakkında ipucu verirken iş yaşamıyla alakalı becerileri göstermemektedir. Eğitimsel başarı; duyma, zihinde tutma, soyut düşünce düzenlemesi, görme, sözlü yetenek isterken iş hayatındaki başarı, el/göz koordinasyonu, sebep-sonuç ilişkileri ve kişilik özellikleriyle ilgilidir.

Mental retardasyonun zekâ katsayısı IQ ile saptanır. Bu zekâ katsayısı bireyin bulunduğu kültüre ve topluma göre özel hazırlanış ve standartlaştırılmış testlerle ölçülerek aynı yaşlardaki bireylerle karşılaştırılmasıdır. Formülü ise ölçülen zekâ yaşı veya bireyin gerçek yaşının 100 ile çarpımıyla bulunur. (Gerçek yaş x 100) Elde edilen sonuçlar tamamen doğru sonuçlar olmayıp amacı sadece tanı koymak olmamakla birlikte çocuğun alacağı özel eğitimlerin programlanması için çok önemlidir. Özellikle çocuklarda ortalama zekâ kat sayısı 90-100 aralığı olarak kabul görmektedir. Mental retardasyon tanısı konulması için bir çocuğun azami 3 ay aralıklarla yapılan IQ testlerinden 70’in altında puan alması gerekir.

Mental retardasyonun nedenine değinecek olduğumuzda güncel araştırmalar sadece 1/3 ünü açıklayabilmekte çünkü beyin karmaşık bir organ, gelişimi ve oluşumu üzerinde birden fazla faktör ve genler etkilidir. Mental retardasyonun açıklanabilir kısmında ise organik nedenler ve çevresel nedenler, doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında çok farklı sonuçlara yol açabilmektedir. Doğum öncesi nedenlerde genelde ilk kısım genetik faktörlerdir. Gen anomonileri, kromozom anomolileri ve kromozomel hastalıklar akla gelir (Down sendromu, Edward sendromu, Turner sendromu). Bir değeri ise anneye ait faktörlerdir. Annenin doğuştan sahip olduğu hastalıklar, annenin hamileliği esnasında geçirdiği hastalıklar/enfeksiyonlar, kullandığı herhangi bir ilaç, alkol, sigara ve madde kullanımı fazla kahve tüketimi ya da yetersiz beslenme gibi faktörler akla gelmekte. Özellikle hamileliğin ilk döneminde bunlara maruz kalınması ileriye yönelik birçok hastalığa fetüsü açık hale getirmektedir. Doğum esnasındaki nedenler ise erken ya da geç doğum, düşük doğum ağırlığı, doğum travmaları, anoksi, asfiksi, yeni doğan sarılıkları da doğum sırasında komplikasyonlara bağlı olarak ileriye yönelik zihinsel yetersizliğe zemin hazırlar. Doğum sonrası nedenler ise doğum sonrasında bebeğin ciddi kafa travmaları yaşanması, kontrol altına alınmayan epilepsi sorunu, çocuğun doğum sonrasında uyaransız kalması, intoksikasyon (cıva da kurşun zehirlenmesi), viral aşılar, hematolojik gibi hastalıklarda kontrol altına alınmadığında ileriye yönelik zihinsel yetersizliğe zemin hazırlar. Yine çocuk doğduğu zaman bazı metabolik hastalıklar (troit, fenilketonüri vs.) hemen tespit edilip tedaviye geçilmezse zeka geriliğine neden olabilir. Çocuğun gelişimi sırasında ağır geçirilen hastalıklar (kızamık, boğmaca vs.) yine zekâ geriliğine neden olabilir. Güzel bir takiple yapılan günümüzde aşılama bu tür hastalıklardan koruyacak düzeydedir.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”Disleksi Nedir?” yazısını okumak için tıklayınız.

Yazar: Şaziye Çetinkaya

Merhabalar ben Psikolog Şaziye Çetinkaya. Bilgisizliğin, bilinçsizliğin ve sevgisizliğin çağımızın en büyük sorunlarından olduğunu düşünerek bunların karşısında durabilmek için, daha fazla öğrenmeyi ve insanların hayatına dokunmayı sevdiğim için buradayım. Farkındalık kazanmak dileğiyle, sevgiyle kalın.

3 Yorum

Yorum Yap
  1. Yazınız bilgilendirici ve açık olmuş emeğinize sağlık 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Değer Kavramı Aşk Ve Gurur Filmi

Değer Kavramı: Aşk Ve Gurur Filmi

önyargı nedir

Önyargı Nedir?