Müzik Ve Psikoloji

Müzik Nedir?

Fransızca‘dan aldığımız “müzik” kelimesi, Latince “musica“kelimesinden o da Eski Yunanca‘daki “Moũsai” yani “ilham perileri“nden geliyor. Müzik ya da musiki, en genel tanımı ile sesin biçim ve anlamlı titreşimler kazanmış halidir. Biçim ve titreşim içeren bir ses oluşumunda melodi olarak kabul görmesi için dinleyende duygulara yönelik etkileşim yapması da beklenmektedir. Müzik dil ve ırk fark etmeksizin direkt olarak duygulara hitap eden, etki eden bir sanat dalıdır.

Dünya üzerinde kabul gören müzik türleri:

  • Blues (soul blues, blues rock, texas blues vb.)
  • Caz (ragtime, soul caz vb.)
  • Country (swing, amerikana vb.)
  • Elektronik (ambient, elektro, house vb.)
  • Hafif Dinletiler (lounge vb.)
  • Halk (Türk halk müziği vb.)
  • Hip Hop (trap, dril vb.)
  • Karayip Tarzı (reggae vb.)
  • Latin (bolero, flamenko, mango vb.)
  • Pop (J-Pop, Türk Pop vb.)
  • R&B (funk, disko, soul vb.)
  • Rock (punk, heavy metal vb.)
  • Klasik Müzik

Çalgı Nedir?

Müzik yapmak için kullanılan aletlere enstrüman, çalgı ya da müzik aleti denir. Ses çıkaran her nesne çalgı olabilir; ancak bir nesneyi çalgı yapan şey, müzik yapmak amacıyla kullanılmasıdır.

Çalgılar çalınış şekillerine göre şu şekilde gruplandırılırlar:

  • Telli çalgılar: Telli çalgılar, titreşen teller aracılığı ile ses üreten müzik aletleridir.
  • Vurmalı çalgılar: Perküsyon veya vurmalı çalgı; bagetle, elle veya benzer başka bir çalgıyla vurma, sürtme veya ovma yoluyla ses çıkaran çalgı türüdür.
  • Nefesli çalgılar: Üflemeli çalgı, rezonatörün ucunda veya yakınında bulunan bir ağızlığa üflenen oyuncu tarafından bir hava sütununun titreşime ayarlandığı bir tür rezonatör içeren bir müzik aletidir.
  • Yaylı çalgılar: Yaylı çalgılar, yayın tel üstünde kaydırılarak titreşim yoluyla ses oluşturulmasını sağlayan çalgı topluluğudur.
  • Tuşlu çalgılar: Klavye bazı müzik aletleri ve cihazlarında bulunan, çoğunlukla kaldıraç mekanizmasına sahip tuşlardan oluşan veya parmakla basılan tuşlara bağlı olarak sabit bir eksen üzerinde hareket eden kollardan oluşan mekanizmadır.

Müzik Aleti Çalmanın İnsan Beyni Üzerindeki Etkileri

Müzik Ve Psikoloji MUZIK VE PSIKOLOJI resim 2

Yapılan bazı araştırmalarda, müzik aleti çalmanın stres ve kaygı bozuklukları ile birlikte depresyonu da azalttığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Biyolojik olarak da bağışıklık sistemini güçlendirip, virüslerle savaşmaya yardımcı olabileceğine dair bazı kanıtlar içermektedir.

‘’Bir enstrüman çalmak beynin hemen hemen bütün bölümlerini aynı anda meşgul ediyor özellikle de görsel, işitsel ve motor kortekslerini ve başka herhangi bir egzersiz gibi, enstrüman çalmaya, disiplinli ve planlı çalışma, bu beyin işlevlerini güçlendiriyor ve bu güce başka aktivitelerde başvurmamızı sağlıyor”.

”Müzik dinlemek ve enstrüman çalmak arasındaki en bariz fark, ikincisinin beynin iki yarımküresi tarafından da kontrol edilen ince hareket becerilerine ihtiyaç duymasıdır. Aynı zamanda sol beyinin daha ilişkili olduğu sözel ve matematiksel keskinlik ile sağ beyinin öne çıktığı yenilikçi ve yaratıcı içeriği birleştirir. Bu sebeplerden, enstrüman çalmanın beyindeki corpus callosum bölümünün, yani iki yarımküre arasındaki köprünün hacmini ve etkenliğini arttırdığı bulunmuştur. Böylece beyinde mesajlar daha hızlı ve daha çeşitli yollardan iletilebilir. Bu, müzisyenlerin hem akademik hem de sosyal ortamlarda sorunlara daha etkili ve yaratıcı çözümler getirebilmesini sağlar.Enstrüman çalmanın zihinsel yararları hakkında yapılan bu yakın tarihli araştırma zihinsel işlemler hakkındaki anlayışımızı geliştirerek beynimizdeki harika orkestrayı yaratan iç ritmleri ve karmaşık etkileşimi ortaya çıkardı’’.

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”Her Şey Seninle Başlar” yazısını okumak için tıklayınız.)

Opera Nedir?

Opera, genellikle konusunu tarihten, mitolojiden, efsanelerden veya güncel olaylardan alan sözlerinin tümü veya birçoğu müzikle bestelenmiş, içinde güzel sanatların tümünü barındırabilen (dans, dekor, kostüm, ışık vb.) teatral formda bir sahne eseridir.

Şarkı Söylemek

Şarkı söylemek, sesle müzikal sesler üretme eylemidir ve sürekli tonalite, ritim ve çeşitli vokal tekniklerini kullanarak düzenli konuşmayı artırır. Şarkı söyleyen kişiye şarkıcı veya vokalist denir. Şarkıcılar, müzik enstrümanları eşliğinde veya olmadan söylenebilen müzikleri icra ederler.

Müziğin Psikolojik Faydaları

Müzik Ve Psikoloji MUZIK VE PSIKOLOJI resim 1

Müziğin psikolojik faydaları, tahmin ettiğinizdan daha geniş ve güçlü olabilir. Müzik terapisi, duygusal sağlığı desteklemek, hastaların stresle başa çıkmasına yardımcı olmak ve psikolojik iyileşmeyi desteklemek için kullanılan bir terapi çeşitidir. Müzik zihni rahatlatabilir, acıyı azaltabilir, hatta vücuda enerji verebilir. Peki müziğin başka ne gibi faydaları var? Haydi, hep birlikte inceleyelim.

  • Müzik stresi azaltabilir. Yapılan bir çalışmada katılımcılar, strese maruz kalmadan önce üç koşuldan oluşan bir psikososyal stres testinden geçtiler. Bazı katılımcılar dinlendirici müzik dinlediler, bazı katılıcımlar ise dalga sesi dinlediler ve geri kalanlar işitsel uyarım almadılar. Sonuçlar müzik dinlemenin insan stresine, özellikle de otonom sinir sistemine etki ettiğini ortaya koydu. Müzik dinleyenler, yaşanan bir stresin ardından daha hızlı iyileşme eğilimindeydi.
  • Müzik, bilişsel performansınızı geliştirebilir. Araştırmalar, fonda çalan müziğin, başka bir aktiviteye odaklanan bireylerde bilişsel görevler üzerindeki performansı geliştirebileceğini ileri sürmektedir. Spesifik olarak bir çalışma, ‘iyimser’ müziğin, beyindeki işlem hızında gelişmelere yol açtığını bulmuştur. Çalışırken zihinsel performansınızda bir artış arıyorsanız, arka planda müzik çalmasını ihmal etmeyin. Karmaşık şarkı sözleri barındıran eserler yerine enstrümantal parçaları seçin.
  • Müzik hafızanızı güçlendirebilir. Araştırmalar, müziğin yardımcı olabileceği fikrini destekliyor ancak müzik türü, dinleyicinin bu müzikten keyif alması ve hatta dinleyicinin ne kadar iyi eğitim almış olması gibi çeşitli faktörlere bağlı. Bir araştırma, öğrencilerin hafif müzik dinlediklerinde, öğrenme testlerinde daha iyi performans gösterme eğiliminde olduklarını, muhtemelen bu tür müziklerin daha az dikkat dağıtıcı olduğunu ortaya koyuyor. Öte yandan, öğrenciler pozitif müzik dinlerken daha iyi öğreniyorlar çünkü bu şarkılar bellek oluşumuna müdahale etmeden, daha olumlu duyguların ortaya çıkmasını sağlıyor. Bir başka çalışma ise yeni bir dil öğrenen katılımcıların uygun müzik türü eşliğinde yeni kelimeleri ve sözcük öbeklerini daha kolay öğrendiklerini, bilgi ve yeteneklerinde gelişim olduğunu ortaya koyuyor. Müzik, hafızada pozitif bir etkiye sahip olsa da, sonuçlar kişiye bağlı olarak değişebilir.
  • Müzik beslenme alışkanlıklarınızı değiştirebilir. Bir araştırmaya göre, hafif müzik çalınan ve düşük aydınlatılmış restoranlarda yemek yiyen insanlar, diğer restoranlarda yediklerinden yüzde 18 daha az yiyecek tüketiyorlar. Araştırmacılar, müziğin ve aydınlatmanın daha rahat bir ortam oluşturmasına yardımcı olduğunu ileri sürüyorlar. Katılımcılar daha rahat hissettiklerinden, yiyeceklerini daha yavaş tüketmiş ve daha kısa sürede doymuş olduklarını düşünmüş olmalılar.
  • Müzik daha iyi bir uykuya sahip olmanızı sağlar. Üniversite öğrencilerine yönelik bir çalışmada, katılımcıların bir kısmı klasik müzik, bir kısmı sesli kitap dinlerken diğer katılımcılar hiçbir şey dinlemediler. Bir grup 45 dakikalık rahatlatıcı klasik müzik dinlerken, başka bir grup üç hafta boyunca yatmadan önce bir sesli kitap dinledi. Araştırmacılar, müdahalenin öncesinde ve sonrasında uyku kalitesini değerlendirdiler ve müzik dinleyen katılımcıların, sesli kitap dinlemiş ya da müdahale almayanlara göre daha iyi uyku kalitesine sahip olduğunu gördüler. Müzik, uyku problemleri için etkili bir tedavi olduğundan, uykusuzluğu tedavi etmek için kolay ve güvenli bir strateji olarak kullanılabilir.
  • Müzik depresyon belirtilerini azaltabilir. Araştırmacılar, müzik terapisinin depresyon dahil olmak üzere çeşitli bozukluklar için güvenli ve etkili bir tedavi olabileceğini bulmuşlardır. Dünya Psikiyatri Dergisi’nde yer alan bir çalışma, bunama, inme ve parkinson hastalığı gibi nörolojik durumlardan muzdarip hastalarda, depresyon ve anksiyetenin azalmasında önemli rol oynadığını göstermiştir. Bir çalışma, müziğin ruh hali üzerinde kesinlikle bir etkisi olsa da müzik türünün de önemli olduğunu bulmuştur. Araştırmacılar, klasik müziğin en büyük duygu durum artırıcı yararlarını sunduğunu, heavy metal ve tekno müziğin ise etkisiz ve hatta zararlı olduğunu buldular.

Müzikle Tedavi: Müzikoterapi

Müzikoterapinin Tarihi

Bu konu ile ilgili ilk yazılı kaynaklara Kahum papirüslerinde rastlanmıştır. Yunan filozof Pythagoras, 6. yüzyılda müzikoterapi uygulamalarına katkıda bulunmuş. Elle tutulur ilk doküman ise 1454 yılında Osmanlı İmparatorluğu zamanında Beyazıd Külliyesi’nde bulunmuş. Mental hastalıklar o dönemlerde Türk Müziği makamlarıyla tedavi edilmiş. Uygulanan cerrahi işlemlerin yanında, ilkel kabilelerde hekimler kötü ruhu hasta bedenin içinden çıkarmak için çeşitli bitkilerle, müzik, ritm ve dansı da tedavi amaçlı kullanmışlar. Türkiye’de uygulanmayan, Amerika’da 1977’de bilim dalı olarak kabul edilip 1998’de uygulanmaya başlanan müzikoterapi, eski çağlardan beri birçok hekim tarafından halihazırda uygulanan bir yöntemdir.

Farabi, İbni Sina gibi bilim insanları müzikoterapiyi alternatif bir tedavi yöntemi olarak değil, geleneksel tedavi yöntemi olarak kabul etmiştir. Amerikan Müzikoterapi Birliği’nin “Müzikoterapi; bazı bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır” şeklinde tanımı da mevcuttur.

Psikolojide Müzikoterapi Uygulamaları Nasıl Yapılır?

Müzik evrensel bir olgudur. Her yaştan ve her kültürden insanın istifade ettiği ve sevdiği bir sanattır. Bazı müzikler karmaşık ve zor, bazıları ise basit ve takibi kolaydır. Bazı insanlar bestelemek veya icra etmekten hoşlanır, bazıları ise dinlemekten. Bu çeşitlilik içinde müzikoterapist uygun etkinliği ve uygun müziği tespit etmeye çalışır. Müziği veya müzikal aktiviteleri hastanın ihtiyacına göre belirler ve hastaya özel hale getirir. Bazen zamanlama duygusunu ve motivasyonu artırmak için oldukça ritmik kayıtlar kullanır, bazen özel eğitim içerikli sözlerden oluşan şarkıları öğretir, bazen de iletişim ve hastayı anlayabilmek için doğaçlama müzik (hastaların kendilerinin oluşturduğu) kullanır.

Kısacası müziğin ve müzikal aktivitelerin her çeşidini aracı kılar. Müzikoterapi aktif ve pasif müzikoterapi olmak üzere ikiye ayrılır. Pasif müzikoterapiye “reseptif müzikoterapi” adı da verilir. Kulak ve titreşim yoluyla müziğin etkilerinden istifade etmeyi amaçlar. Aktif müzikoterapi daha çok şarkı söyleme, çalgı çalma, müzikle hareket aktiviteleri (dans, folklor vs.), doğaçlama (improvizasyon), beste yapma ve besteleri yorumlama gibi etkinlikleri kullanılır.

Aktif müzikoterapinin uygulandığı rahatsızlıklar

Aktif müzikoterapi her türlü hastalığın tedavisinde uygulanabilmektedir. Önemli olan kişinin bu yönteme uygun olmasıdır. Öne çıkan rahatsızlıklar şunlardır:

  • Zekâ gerilikleri
  • Otistik bozukluk
  • Down sendromu
  • Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu
  • Öğrenme bozuklukları
  • Konuşma ve iletişim bozuklukları
  • Ergen sorunları
  • Okul sorunlar
  • Akademik performans bozuklukları
  • Şizofreni
  • Depresyon
  • Kaygı bozuklukları
  • Sosyal fobi
  • Yeme bozuklukları
  • Alkol ve madde bağımlılığı
  • Alzheimer hastalığı
  • Kişilik bozuklukları
  • Ağrı bozukları
  • Kronik hastalıklar
  • Koma ve yoğun bakım hastalarında
  • Kanser
  • Gebelik ve doğum
  • Nörolojik hastalıklar ve felçler
  • Serebral palsi
  • Öfke ve dürtü kontrol bozuklukları

Müzikle tedavi yöntemi, bazı hastane ve okullarda da kullanılmakta hatta uyuşturucu bağımlılığı, kanser, yüksek tansiyon, astım, migren ve ülser gibi hastalıkların tedavisinde ve engellilerde de bu yöntemin kullanımı yaygınlaşmaktadır (Balch,1997, s.559). Tedavi olan kişinin müzik yeteneğinin olup olmaması sonuca ulaşmak için önem taşımamaktadır. Bu tedavinin amacı, hastaların iletişim kurabilmelerini ve kendilerine güven kazanmalarını sağlamak; konsantre olabilme ve kendilerini ifade etme yeteneğini geliştirmelerine yardımcı olmaktır. Özellikle daha pozitif atmosfer ve sakin müzikler dinletildiğinde hastaların da olumlu reaksiyonlar verdiği gözlenmiştir (Clair, 2008).

Dinlediğimiz Müzik Türlerinin Psikolojik Durumlar Üzerine Etkisi

Müziğin insanlar üzerinde psikolojik bir etkisinin olduğu sürekli olarak vurgulanmakta hatta bu etkinin sadece insanlar üzerinde olmadığı diğer canlı türleri üzerinde de olduğu birçok bilimsel çalışmada anlatılmaktadır. Psikolog Jason Rentfrow (Cambridge Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi) ve Sam Gosling (Texas Üniversitesi, Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi) dinlediğimiz müziğin kişiliğimizi yansıttığını ileri sürüyorlar. Bu konuda yaptıkları araştırmalarda ise sıklıkla gözlemledikleri bazı sonuçlara ulaşmışlar. Onlara göre, sadece dinlenen müzik türüne bakarak kişilik tahmini yapılabilir.

Teoride birebir kişilik profili çıkarılamasa da kişiliğimiz hakkında bazı ipuçlarına ulaşılabileceği olasıdır. Araştırmada katılımcılara en sevdikleri 10 müzik dinletilmiş ve bu listeye göre tahminler yapmaları istenmiş. Soruların sorulduğu kişiler; katılımcıların dışa dönüklük, içe dönüklük, açıklık ve yaratıcılık gibi özelliklerini doğru tahmin etmişler böylelikle de bu araştırma sonucunda, müziğin bazı kişilik özelliklerini saptayabileceği konusunda bize yardımcı olabileceği doğrulanmıştır. Heriot–Watt Üniversitesi’nde yürütülen bir başka araştırmada ise dünya üzerinden 36.000 katılımcı yer almış, katılımcılara sunulan 104’ten fazla müzik türüne göre kişilik özellikleri sorulmuş. Araştırma sonucuna göre ise bazı kişilik yapıları ve tutumlarla müzik seçimi arasında sıkı bir ilişki söz konusudur. Şimdi de müzik türleri ve kişilik özellikleri ilişkilerini inceleyelim.

Pop Müzik: Sizin dışa dönük, biraz konservatif ve dürüst olduğunuzu söyleyebiliriz. Bu araştırmaya göre pop müzikseverler yüksek özgüvene sahip, çalışkan kişiler. Aynı zamanda kaygılı, daha az yaratıcı olduklarını da söylemek mümkün.

Klasik Müzik: Araştırmalara göre klasik müzik dinleyenler çoğunlukla entelektüel kapasitesi yüksek kişiler olarak değerlendirilmiştir. Bu konuda kesinlik olmasa da, genellikle öz saygıları olumlu düzeyde, kendileriyle barışık ama iç dönüklükleri de yüksek kişiler olduklarını söylemek mümkün. Hatta bazen dış dünyayla oldukça az ilişki kuran asosyal kişiler bile olabilirler.

Rap ve Hip Hop Müzik: Bu müziği sevenler daha agresif ve sert yapılı. Rap fanları yüksek özgüven sahibi insanlar aynı zamanda da kibirli. Ayrıca bu müziği sevenlerin dış görünümleri yani imajları da farklıdır, tıpkı şarkıcıları gibi.

Country Müzik: Country tarzı müzikleri seven kişilerin çalışkan ve muhafazakar yapılı oldukları araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır. Country şarkılar genellikle ayrılık temalarını içeren, acıklı şarkılardan oluşuyor. Bu tarzı seven insanlar, duygusallıklarını koruyabilen ve duygularını kontrol edebilen insanlar olarak belirlenmiştir.

Jazz, Blues ve Soul Müzik: Bu üç tarzdan hoşlanan bireylerin özellikle zeki olduklarına dair sonuçlar elde edilmiştir. Entelektüel yanları yüksek, özgüven sahibi ve yaratıcı kişilerin jazz, blues ve soul dinlemekten hoşlandığı saptanmıştır.

Rock ve Heavy Metal Müzik: Heavy metal ve rock müziğin imajı genellikle sert ve asi olsa da aslında araştırmacılar bu müzik tarzından hoşlanan insanların o kadar da asi yapılı olmadıkları görüşünde. Araştırmacılara göre bu tür müzikten hoşlananlar genellikle yaratıcı, içe dönük yapılı insanlardır. Duygusal anlamda birçok travma yaşayan ve buna bağlı olarak heavy metal ve rock müziği dinleyenler özgüvenleri zayıf kişiler olarak belirlenmiştir.

Çocuklarda Müziğin Etkisi

Çocukların müzikle tanışması anne karnında başlayabilmektedir. Sürekli dinlediği ninni veya ezgiyi doğum sonrasında duyan bebeklerin bunu anımsadığı, kalp atışlarının yavaşlayarak düzenli hale geldiği, sakinleşerek, daha olumlu ve uyumlu oldukları saptanmıştır (Bales, 1998). Anne sesiyle seslendirilen bu basit ezgiler ve ninniler bile bebeklerin beyinlerinin gelişimine yardımcı olmakta, milyonlarca pırıl, pırıl taze hücrelerin bağlantılar kurmasına zemin hazırlamakta ve sonraki yaşamlarının şekillenmesinde çok büyük roller üstlenmektedir. Daha anne karnındayken, bebeğe dinlettiğimiz klasik müziğin onun gelişimine büyük katkılar sağladığı birçok bilim adamı tarafından kanıtlanmıştır. Bebeklere Bach, Mozart ve Beethoven gibi bestecilerin eserlerinin dinletilmesinin, onların zeka ve fiziksel gelişimine büyük ölçüde yardımcı olduğu öne sürülmektedir (Bales, 1998).

Yaşlılarda Müziğin Etkisi

Dr. Frederick Tims (1999) raporunda “yaşlıların müzikle ilgilenmelerinin onları daha sağlıklı kıldığını” belirtmiştir. Müzik derslerinden sonra yaşlıların yalnızlık, panik atak ve depresyon gibi şikâyetlerinde büyük ölçüde azalma görülmüştür. Dr. Tims, yine aynı raporda, müzik seanslarından sonra vücuttaki bazı salgı bezlerinin daha fazla hormon ürettiklerini belirtmiştir. Müziğin yaşlılar üzerindeki etki ve faydaları gittikçe artan bir hızla dikkate alınmaktadır. Uzmanlara göre, beynimizin salgıladığı endorfin hormonunun aynı zamanda ağrıyı ve stresi azalttığı ve yaşlanma sürecini yavaşlattığı artık daha iyi bilinmektedir. Journal of Advanced Nursing’deki bir makalede bir hafta süreyle, her gün bir saat müzik dinleyen 60 hastanın kronik ağrılarının %21 oranında azaldığı bildirilmiştir.

Sesler Bilinçaltımıza Nasıl Etki Eder?

İnsanın ruhsal durumunu etkileyen en etkili ses müziktir. Ancak duygularımızı etkileyen tek ses türü müzik de değildir, doğa sesleri de aynı vazifeyi görür. Su sesi, yağmur sesi, kus cıvıltıları… Şöyle bir örnek verecek olursak; kuş sesleri çoğu kişi için güven veren bir ses türüdür. Bunun sebebi ise yüzyıllardır bize öğretilen bir ‘’hurafe’’den kaynaklı. Kuşlar ötüyorsa, her şey yolundadır, güvendedir. Asıl sustukları zaman endişelenmen, korkman gerekir. Biz bu şekilde öğrendiğimiz için, kuş sesi duyduğumuzda kendimizi huzurlu ve güvende hissederiz.

Hepimizin çalışma şartları eşit değildir. Bazılarımız home office çalışırız, bazılarımız sessiz bir ortamda çalışırız, bazılarımız ise gürültülü ortamda çalışırız. Bunlar maalesef ki bizim isteğimize göre şekillenmemektedir. Ancak elimizde olan bir şey varsa o da şudur; çalışma veriminizi arttırmak istiyorsanız ve gürültülü ortamda odaklanamıyorsanız yanınızda kulaklık taşıyın. Kuş sesleri ya da dalga sesleri gibi sakinleştirici müzik açıp o şekilde çalışmanıza devam edin. Bunu yaptığınızda çalışma veriminizi üç katına kadar çıkarmış olacaksınız.

‘’Tüm sanat dalları gibi, müziğin de birincil amacı insanın duygu ve düşüncelerini ifade etmektir. Özellikle de duygusal boyut müzikte çok daha yoğun ve direkt bir özellik taşır. Böylelikle müzik sanatı, insan psikolojisiyle doğrudan bağlantılıdır.’’

Yrd. Doç. Dr. Mert KARABEY

Nietzsche’nin müzikle ilgili ‘’Müziksiz hayat, hatadır.’’ ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ise ‘’Müziksiz hayat mümkün değildir, çünkü müzik hayatın ta kendisidir.’’ demesi müziğin ne kadar derin bir felsefesi olduğunun vurgulanmasına sebep olmuştur.

Kaynakça:

• Müziğin Çocuklar ve Yaşlılar Üzerindeki Etkileri/Yeşim Alkaya YENER

• Müziğin İnsan Beyni Üzerindeki Etkisi/Derya YAZICI

• Öfke ve Psikolojik Belirtiler Üzerine Müziğin Etkisi/Fahri SEZER

• Müziğin ve Seslerin Bilinçaltımızdaki Etkileri/Julian Treasure (TED Konuşması)

• Müziğin Çocuklar ve Yaşlılar Üzerindeki Etkileri/Yeşim Alkaya YENER • Müziğin İnsan Beyni Üzerindeki Etkisi/Derya YAZICI • Öfke ve Psikolojik Belirtiler Üzerine Müziğin Etkisi/Fahri SEZER • Müziğin ve Seslerin Bilinçaltımızdaki Etkileri/Julian Treasure (TED Konuşması) • tumata.com • vikipedi.com • uplifers.com • kreatif.com

Yazar: Nisa Kaya

Merhaba, ben Nisa. Psikoloji bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Bilgilerimi ve araştırmalarımı aktardığım bu platformda umarım güzel kalplerinize dokunabilirim. Keyifli okumalar!

6 Yorum

Yorum Yap
  1. Müzik dinlemek ve psikoloji okumak dışında çok bir şey yapmayan ben için harika bir yazı olmuş 😅😍😂

    • Yazıda kendinizi bulabildiysen, çok şanslıyım Yaren’ciğim.🥰 Çok teşekkür ederim, beğenmene sevindim!✨

  2. O kadar dolu dolu bir yazı olmuş kii,emeğine sağlık. Okumaya başladım konu konuyu açtı 😁 okurken kendi kendime açtığım konuları da yazıda buldum, mis gibi 🌺

    • Çok teşekkür ederim Asya’cığım, senden bunları duymak da beni mis gibi hissettirdi.🌸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

neden erteliyoruz kapak

Neden Erteliyoruz?

suçlu psikolojisi

Psikolojide Bir Alt Disiplin: Suç Psikolojisi