Neden Rüya Görürüz?

Rüyalar, yüzyıllardır herkesin ilgisini çeken bir konudur. Rüyalarla yaşantılar arasında gizemli bağlantılar kurmak, rüyalarla gelecek tahminleri yapmak neredeyse tüm zamanların konusu olmuştur.

Rüya Nedir?

Rüya ya da düş, uykunun genel ve karakteristik özelliklerinden biri olup, uykunun hızlı göz hareketi (REM) adlı evreleriyle yakından ilişkili bulunan görsel-işitsel algı ve duygulardır. Rüyaların biyolojik içeriği, işleyişi ve maksatları tümüyle anlaşılmış değildir. Rüyalara “duyusuz algı”nın bir türü veya nesnesiz algı olarak da bakılabilir. Çeşitli inanışlara ve tahminlere de neden olan rüyalar, her zaman için ilginç ve yoruma açık bir konu oluşturmuşlardır. Farklı psikoloji ekollerinin, parapsikologların ve deneysel spiritüalistlerin rüyaları farklı biçimlerde açıklama çabaları olmuştur. Rüyaların işleyişinin açıklanması bilimsel topluluğun genel kabulüne göre varsayımlar düzeyinden öteye pek gidememiş olup günümüzde rüyalar hâlâ esrarını korumakta olan bir inceleme alanını oluşturmaktadır.

Rüyalar, duygu ve düşüncelerin bir anlatıcı tarafından oluşturulan senaryo içinde, bir filme aktarılması gibidir. Rüyadaki anlatıcı, senarist ya da yönetmen aslında kişinin kendisinden başkası değildir.

“Tüm rüyaların ortak yönleri vardır. Nitekim hepsi, gün içerisinde alevlenen fakat gerçekleştirilemeyen arzuların biz uyurken tatmin edilmesinden ibarettir. Rüyalar, arzuların en basit ve açık şekilde gerçekleştirilmesidir.”

Sigmund Freud

Rüyalarımızın İşlevi :

Öne çıkan rüya teorilerinden bazılarına göre rüya görmenin işlevleri:

  • Anıları birleştirmek
  • Duyguları işlemek
  • En derin arzularımızı ifade etmek
  • Potansiyel tehlikelerle yüzleşmek için pratik yaptırmaktır.

Birçok insan tekil bir teoriye bağlı kalmak yerine, bu nedenlerin bir kombinasyonu sonucunda rüya gördüğümüzü öne sürmektedir. Ek olarak birçok araştırmacı, rüya görmenin zihinsel, duygusal ve fiziksel refah için gerekli olduğuna inanırken bazı bilim adamları, rüyaların hiçbir gerçek amaca hizmet etmediğini öne sürmektedir.

Rüya, Uykumuzun hangi evresinde gerçekleşir?

Kısa bir süreliğine uykuya daldığımızda bile uykumuz, 5 farklı evreden oluşur. İlk evre kolayca uyanabileceğimiz (sıkıcı bir ders sırasında ya da bir toplantı esnasında daldığımız kısa uykular gibi) hafif uyku evresidir. İkinci evre (bir koltuğa yaslanıp 20 dakikalığına kısa bir kestirme durumundaki gibi) biraz daha derindir. Üçüncü ve dördüncü evreler ise derin uyku evreleridir.

Bu dört evrede beynimizdeki dalgalanmalar daha uzun ve yavaştırlar. Birinci evrede dalgalar alfa; sonrasında beta, sonrasında teta ve son olarak da dördüncü evrede delta dalgaları şeklindedir. Bu dört evreden sonra ise REM uykusu olarak bilinen final evresine geçeriz. REM kelimesi “Rapid Eye Movement” yani “hızlı göz hareketi” cümlesinin kısaltılmış halidir ve bu evre, oldukça garip bir evredir. REM uykusu sırasında beynimiz, gün içindeki en aktif hallerinden birisindedir. REM uykusu sırasında; nefes alışverişlerimiz ve kalp atışlarımız hızlanır, kan basıncımız artar ve beyin aktivitemiz uyanık olduğumuz anlardaki alfa dalgaları seviyesiyle aynı (hatta daha yüksek) bir seviyeye ulaşır.

Bütün bu süreçte vücudumuzun diğer bütün kısımları adeta felçli bir haldedir. Eğer bir gece yarısı aniden uyanırsanız hareket etmekte kısa süren bir güçlük yaşadığınızı fark edersiniz. Bunun sebebi, REM uykunuzun ortasında uyanmanızdır, korkulacak bir durum yoktur. Bu durum biraz ürkütücü gelebilir ancak bu davranış, aslında vücudunuzun uyku sırasında sizi güvende tutma davranışıdır. Rüyalarımızın çoğu REM uykusu sırasında meydana gelir, bu yüzden eğer bu aşamada fiziksel bir felç halinde değilsek, REM uykusu davranış bozukluğuna sahip olabiliriz. Yani, eğer rüyanızda bir ninja olduğunuzu görüyorsanız, uykunuzdan hayali bir ninja tekmesi atma davranışıyla uyanabilirsiniz, hatta yatağınızı bir başkasıyla paylaşıyorsanız ona zarar vermeniz ve canını yakmanız da muhtemel bir sonuç olabilir.

Neden Rüya Görüyoruz?

Bu durum bizi rüyaların tam olarak amacının ne olduğu sorusuna götürüyor. Hiç kimse bu duruma dair nokta atışı yapan bir açıklama getirmiş değil, ancak konuya dair çeşitli teoriler mevcut. Bazı teoriler olayın yalnızca fizyolojik açısına odaklanır ve rüyaların uykumuz sırasında yalnızca beyin aktivitelerimizin ortaya çıkışı olduğuna inanırlar. Onlar için rüyalarımızın daha fazla bir anlamı yoktur, yani rüyaların gerçek bir amacı yoktur.

Diğer teoriler ise rüyalara daha psikolojik açılardan yaklaşırlar. Sigmund Freud’a göre rüyalar insanların uyanıkken yapamadığı şeyleri yapabilmesine yardımcı olur. Yani Freud, rüyalarımızın içimizde saklı tuttuğumuz tutkularımızı ortaya çıkarabilmemize yardımcı olduğunu söyler. Carl Jung ise rüyalarımızın uyanıkken sahip olduğumuz düşüncelerle aynı olduğuna inanır.

Freud ve Jung bu teorilerini Viktorya Çağı’nda ortaya atmışlardır. Fakat günümüzde birçok psikolog, rüyaları açıklamak için psikolojik ve nörolojik açılar arasında kurulan bir köprü teorisini benimsiyorlar. 1973 yılında Allan Hobson ve Robert McCarley: “Rüyalar, beynin rastgele oluşan elektriksel uyarımlarının bir sonucudur” hipotezi üzerine yoğunlaştılar. Hobson ve McCarley rüyaların hafızamızda depolanan tecrübelerimizin görüntüleri olduğunu ileri sürdüler. Ancak bu gelişigüzel elektriksel uyarımlar bütün hikayelerle uyumlu değil, parça görüntülerden oluşan bir seridirler. Bir kimse uyanıkken, beyin bu parça görüntüleri alır ve onlardan anlamlı bütün bir hikaye oluşturur.

Sonuç itibariyle hâlâ rüyalar hakkında çözüme kavuşamamış gizemler mevcuttur. Çünkü bilinenlerin çoğu, hâlâ birer teori olarak karşımıza çıkmaktadır. Belki de gelecekte rüyalar ve uyku konusunda birçok bilgiyi kesin olarak nitelendirebileceğiz. Unutmayın: Bilimin sınırı yoktur.

Rüyalar İle İlgili Bilimsel Gerçekler:

  • Rüyalarımızın yüzde 90’ını unuturuz.
    Uyandıktan 5 dakika sonra rüyamızın yarısını unuturuz, 10 dakika sonra ise yüzde 90’ını.
  • Görme engeli olan kişiler de rüya görür.
    Doğduktan sonra görme yeteneğini yitiren kişiler rüyalarında görsel imgeler görebilirler. Doğuştan görme engelli olanlarsa görüntüleri göremezler ancak aynı seviyede koku, ses, dokunma ve duyguları hissederler.
  • Herkes renkli rüyalar görmez.
    Normal görme duyusuna sahip insanların %12’si rüyalarını siyah-beyaz, geriye kalan %88’i ise renkli görmektedirler. 1915 ile 1950 yılları arasında yapılan araştırmalara göre rüyaların büyük çoğunluğu siyah-beyaz görülüyordu. Ancak sonuçlar 1960’lı yıllardan itibaren değişmeye başladı. Günümüzde 25 yaşın altındaki insanların sadece %4.4’ü rüyalarını siyah beyaz görüyor. Son araştırmalar bu değişikliğin nedenini siyah-beyaz filmlere ve televizyonlarda renkli görüntüye geçmemize bağlıyor.
  • Duygular
    Rüyalarda en çok hissedilen duygu, endişedir. Negatif duygular, pozitif duygulardan daha sık görülür.
  • Rüyalar simgeseldir.
    Belirli bir nesne veya olay içeren rüya, genellikle doğrudan o nesne veya olayla ilgili değildir. Rüyalar simgesel bir dille konuşur: Rüyalarınızda gördüğünüz imgeler büyük ihtimalle başka bir şeyin temsili olarak karşınıza çıkmaktadır.
  • Hayvanlar da rüya görür.
    Günümüzde diğer hayvanların da biz insanlar gibi rüya gördüğünden eminiz. Bugüne kadar yunuslardan armadillolara, opossumlardan maymunlara, köpeklere, kedilere, farelere, fillere ve ufak kemirgenlere kadar birçok memelide rüya benzeri davranışlar gözlemlenmiştir. Evcil hayvan sahibi olanlar, uyurken koşmaya çalışan köpekler veya bir av peşindeymiş gibi davranan kediler görmüşlerdir. Bunun haricinde kuşlarda ve bazı sürüngenlerde de rüya benzeri davranışlara rastlanmıştır. Ancak sorun yine aynıdır: İnsanlar bile isabetli bilgiler veremezken, insan harici hayvan türlerinden bilgi almayı beklemek anlamsız olacaktır. Bu nedenle insan-dışı hayvanların, rüyalarını uykunun hangi döneminde gördüklerini, görüntülerin neye benzediğini, kendilerini ne tür senaryolar içerisinde bulduklarını ne yazık ki bilemiyoruz. Buna rağmen davranış bilimciler, sadece hayvanların davranışlarından yola çıkarak da rüyaların etkilerini belirleyebileceklerini düşünüyorlar. Örneğin yapılan ilginç bir araştırma, beyni ve algısal yetileri daha gelişmiş türlerin rüyalarının daha karmaşık, fizyolojik etkilerinin daha güçlü ve davranışsal belirtilerinin daha şiddetli olduğunu göstermiştir.
  • Rüyanın gerçek hayatla birleşmesi:
    Zihnimiz, bedenimizin o sırada gerçekten duyduğu ya da hissettiği şeyleri rüyalarımızla birleştirebilir. Örneğin rüyamızda kendimizi bir konserde müzik dinlerken görüyoruzdur ancak o sırada radyoda bir müzik çalıyor olabilir.
  • Geleceği gösteren rüyalar:
    Yapılan araştırmalar insanların %18 ila %38’inin rüyalarında ‘geleceğe ilişkin’ veriler taşıyan imgeler gördüğünü, %70’inin ise ‘dejavu’ yaşadığını gösteriyor. Rüyalarda geleceğin görülebileceğine inanan insanların oranıysa araştırmaya bağlı olarak %63 ile %98 arasında değişiyor.

(Editör tavsiyesi: Web sitede yer alan “DUYGU VE DUYGU TÜRLERİ” yazısını okumak için tıklayınız)

Kaynakça:

Gürkan Akçay(2014),Neden Rüya Görürüz,6Nisan2021 tarihinde https://bilimfili.com/neden-ruya-goruruz adresinden alındı. 6 Nisan 2021 tarihinde https://tr.wikipedia.org/wiki/Rya adresinden alındı. Kendra Kiraz(2020),Neden Hayal Ediyoruz,7Nisan 2021tarihinde https://www.verywellmind.com/why-do-we-dream-top-dream-theories-2795931 adresinden alındı Amy Adkins(2015),Neden Rüya Görürüz? 7Nisan 2021 tarihinde https://www.ted.com/talks/amy_adkins_why_do_we_dream/transcript?language=tradresinden alındı. Çağrı Mert Bakırcı(2011),Rüyalar ve Evrim,8Nisan 2021 tarihinde https://evrimagaci.org/ruyalar-ve-evrim-ruya-nedir-ruyalar-neden-evrimlesmistir-nasil-ruya-goruruz-235# adresinden alındı.

Yazar: Kutay Hamurcu

Merhaba, ben Kutay. Yakın Doğu Üniversitesi Psikoloji bölümü 1. sınıf öğrencisiyim. Araştırmayı ve okumayı seviyorum, bu yüzden Go Psikoloji ile beraber olmaktan keyif duyuyorum. İyi okumalar dilerim.

2 Yorum

Yorum Yap

2 Web Site İçi Kaynakça

  1. Web Site İçi Kaynakça:

  2. Web Site İçi Kaynakça:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Çocuk İstismarı Ve İhmâllerini Nasıl Fark Ederiz? cocuk istismari ve ihmalini nasil anlariz kapak

Çocuk İstismarı Ve İhmâllerini Nasıl Fark Ederiz?

travma algısı kapak

Travma Algısı