Önyargı Nedir?

Gündelik dilde önyargı, genellikle birisi ya da bir şey hakkında doğrudan bir deneyim sahibi olmadan, o kişi ya da şey hakkında fikir oluşturma ve değerlendirme yapma anlamını taşır. Önyargı sözcüğünün kökeni, Latince “pre+judicium: peşin hüküm” kelimelerinden gelmektedir. İngilizce ise “prejudice” olarak geçmektedir.

Sosyal psikolojide önyargı, bir grup kişiye dair sadece ait oldukları gruptan dolayı negatif tutuma sahip olmaktır. Önyargı kavramının 5 özelliğinden bahsedebiliriz:

  1. Önyargı bir tutumdur.
  2. Önyargı esnek olmayan bir genellemeye dayanır.
  3. Önyargı peşin verilmiş bir hükümdür.
  4. Önyargı değişime dirençli ve katıdır.
  5. Önyargı kötüdür.

Görünür Önyargı

Saklamaya gerek duyulmayan, oldukça açık, kontrolsüz ve direkt önyargıdır. Dışavurumu kolaydır. Görünür önyargıya sahip insanlar, önyargının açık bir şekilde ortaya konulmasını kabul etmezler.

Gizil Önyargı

Sessiz ve gizlenmiş önyargıdır. Bakıldığında hoşgörülü bir davranış olarak görünebilir fakat insanların ele vermek istemedikleri gizil önyargıları vardır. Gizil önyargıya sahip olan insanlar önyargıyı inkâr etmektedirler.

Kalıp Yargı

Sosyal ve bilişsel psikolojide, farkında olmadan kararlarımızı ve seçimlerimizi etkileyen düşünce süreçleri “kalıp yargı (stereotip)” olarak adlandırılırken, kalıp yargılar sonucunda ortaya çıkan tutum ve davranışlar “önyargı” olarak adlandırılmaktadır. Önyargı, sıklıkla kalıp yargı ile karıştırılmaktadır. Önyargı ve kalıp yargı birbirinden farklı, birbirlerini tamamlayan kavramlardır.  Kalıp yargılar bireylerin zihinsel süreçlerinde var olabilir fakat bu kalıp yargılara göre birey her zaman önyargılı bir tutum sergilemez, önyargılı düşüncelerini ve tutumlarını istemli olarak bastırabilir.

Ayrımcılık

Önyargıların sonucunda ortaya çıkan davranışa “ayrımcılık (discrimination)” denir. Ayrımcılık, bir grubun üye veya üyelerine, sadece o gruba karşı sahip olunan olumsuz tutum sebebiyle önyargı temelinde hareket etme, olumsuz davranışlarda bulunmaktır.

önyargı kuramları

ÖNYARGI KURAMLARI

Sosyal Biliş Yaklaşımı

Sosyal biliş yaklaşımı, sosyal dünyadan gelen çok miktarda algısal bilgiyle boğuştuğumuzu varsaymaktadır. Bu durumla başa çıkmak ve olan biteni anlamlandırabilmek için algıladığımız bilgileri basitleştirmeye çalışırız. Basitleştirme, kategorileştirme ile gerçekleştirilir.

  • Sosyal Kategorizasyon: Bireyleri belirli bir kriter (yaş, cinsiyet, meslek, dil, ırk, din vb.) temelinde kategorilere ayırmak ve sosyal dünyada “biz” ve “onlar” ayrımını yaratmaktır. Diğer insanları iç gruba (kategorizasyonu yapan kişinin ait olduğu grup) ya da bir dış gruba (kategorizasyonu yapan kişinin ait olmadığı grup) ait olarak algılamaktır. Bireyin kendisini merkeze koyarak gerçekleştirdiği bu kategorizasyon süreci, grupları kaçınılmaz bir şekilde belirli kalıp yargıların içine dahil etmektedir. İki grup arasındaki fark oldukça büyütülür, grubun üyeleri birbirinden tamamen farklı, aynı grubun üyeleri ise benzer olarak algılanır. Aslında iki kategori arasında kesin bir farklılık yoktur ve aynı kategoriden olanlar arasında kesin bir benzerlik de yoktur. Bu abartılı algısal yanlılığa “artırma etkisi” denmektedir.

Sosyal kategorizasyon önyargının oluşumundaki ilk basamaktır. Bu süreç aslında kalıp yargıların oluşturulmasını içermektedir.

  • Dış Grup Homojenliği: Dış grupların iç gruplardan daha homojen (üyelerin birbirine daha benzer) olarak algılanmasıdır. Kişinin dahil olduğu grup dışındaki grupları daha homojen olarak algılama eğilimi “dış grup homojenlik yanılgısı” olarak bilinmektedir. Burada kişi, söz konusu olan belli özellikleri tüm grup üyelerine paylaştırır. Dış gruplar iç gruplara oranla daha az değişken olarak algılanmaktadır. Bu algısal düzeyde dış grubun olumsuzlanmasıdır.

Örneğin; bir sosyal gruba karşı güçlü önyargıya sahip olan kişiler şu türden bir cümleyi sık kullanırlar:

“Bunların hepsi aynıdır.”

  • Hayalî İlişkisellik: Gözlemcilerin aralarında ilişki bulunmayan iki olay arasında bir ilişki algılaması ya da iki olay arasındaki ilişki düzeyini abartmasıdır. Örneğin; bir meslek grubuna dahil olan kişinin yaptığı olumsuz bir davranışı tüm meslek grubuna atfetme eğilimi.

Otoriteryen(Yetkeci) Kişilik Kuramı

Erken çocukluk çağında sevilmeme, hor görülme gibi yaşantılar kişinin benliğini (egosunu) yıpratıcı yaşantılardır ve kişi kendisini hor görme davranışı geliştirebilmektedir. Ancak kişinin ego savunma mekanizmaları, kişinin kendisinin değersiz olduğunu kabullenmesine izin vermez. Böylece kişi yansıtma yoluyla kendisini değil, bir başkasını değersiz olarak görmeye başlar. Onlara karşı nefret ve saldırganlık gibi duygular geliştirir. Bu başkaları da toplumda hor görülen dış gruplardır. Çünkü bu gruplara karşı saldırganlığı toplum onaylar.

Adorno ve arkadaşlarının “Yetkeci Kişilik” araştırması bulguları, işlevsel kuramların gelişmesine katkıda bulunmuş ve aynı zamanda kişilik bozukluğu olarak görüldüğü için eleştirilmiştir.

Sağ Kanat Otoriteryenizm Kuramı

Altemeyer’e göre (2006), normal bir gelişim olgusu olarak çocuklar oldukça otoriteryendir. Çocuklar, toplum ve aile içinde oldukça güçsüz bir konumdadırlar, bundan dolayı otoriteye, özellikle de ebeveynlerine ya da kendilerine bakım veren yetişkinlere ağır bir biçimde bağımlıdırlar. Ayrıca toplumda özerk bir birey olabilmek için toplumsal norm ve davranış kurallarını öğrenmeye heveslidirler. Altemeyer, çocukların var olan otoriteryenizmlerinin farklı deneyimlerle azalıp yok olabileceğini düşünmektedir. Alteymer otorite için üç boyutun önemli olduğunu ileri sürmüştür:

  1. Kendinden yüksek düzeydeki otoritelere boyun eğme.
  2. Yerleşik otoriteler tarafından izin verilmiş, çeşitli kişilere yöneltilmiş genel bir saldırganlık.
  3. Toplumun geleneklerine yüksek oranda bağlılık.

Bu durumda, kişinin önyargılı ayrımcı tutumu aslında kendisinin de farkında olmadığı yıpranmış olan egosunu tamir etme, yükseltme gereksinimini karşılamaktadır.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”Düzende Farklı Olmak” yazısını okumak için tıklayınız.

• Cemalcılar, Z. & Kağıtçıbaşı, Ç. (2017). Günümüzde İnsan ve İnsanlar (20. Baskı). İstanbul: Evrim Yayınevi. • Erdoğan, M. & Vatandaş, C. (2020). Bireysel ve Toplumsal Dışlanma Pratiği: Önyargı ve Ayrımcılık. İnsan ve Sosyal Bilimler Dergisi, 3 (1), 474-485. • İlhan, S.R. & Çevik, A. (t.y.). Önyargıların Psikolojisi: Psikodinamik Bir Gözden Geçirme. Nesne Dergisi, 52-67, DOI: 10.7816. https://nesnedergisi.com/makale/pdf/1365951202.pdf • Kayaoğlu, A. (2019). Önyargı. In S.Ünlü (Ed.), Sosyal Psikoloji II (ss. 36-57). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi.

Yazar: Melek Ferhatoğlu

Merhaba, ben Melek. İstanbul Aydın Üniversitesi Psikoloji bölümü 4. sınıf öğrencisiyim. Yoga yapmayı, bitkilerle ilgilenmeyi ve müzik dinlemeyi seviyorum. Kitap, dizi ve filmleri analiz etmekten hoşlanıyorum. Okumak ve yazmak benim için büyük bir tutku. Bu tutkumu sizlerle paylaşmak için buradayım.

12 Yorum

Yorum Yap
  1. Yazınız çok açık bir şekilde ön yargıyı tanımlıyor tebrik ederim 🙂

  2. Toplumda daha çok öne çıkması gereken gerçeklerden birisi olan önyargıyı bu kadar detaylı bir şekilde okumak çok keyifliydi. Kalemine sağlık, kesinlikle çok faydalı bir yazı.

  3. Çok faydalı bir yazı olmuş hepimizin içinde olan önyargıyı bize güzel bir yazıyla anlattığın için teşekkürler başarılarının devamını beklerim kalemine sağlık başka yazılarını da bekliyor olacağım…

Web Site İçi Kaynakça

  1. Web Site İçi Kaynakça:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Mental Retardasyon zeka geriliği

Mental Retardasyon (Zekâ Geriliği)

Aklî Meleke ve Suç

Aklî Meleke ve Suç