Özkıyım Girişim ve Nedenleri

Özkıyım, basit anlamda planlayarak kendini öldürme iken; işin derinine inince çıkmak çok da kolay olmayacak sanırım. Bir hayatı ardında bırakmak, aileyi, sevdiklerini… Bazen hayatında olumsuz bir durum yaşayan birey, bununla baş edemeyeceğini düşünür. Dünya sadece onun başına yıkılıyormuş ve bundan asla kurtulamayacakmış gibi. Ya da genel olarak hayatta kendini bulamayanların uğradığı yoldur: özkıyım.

İntihar eden önemli yazarlardan bahsedelim biraz.  Virginia Woolf: dönemin önemli yazarlarındandı. İç dünyasında yaşadığı sancılara yenik düşmüştü ve geriye bıraktığı not: ‘’ O korkunç zamanların bir yenisini daha aşamayacakmışız gibi hissediyorum. Bu kez iyileşmeyeceğim. Gaipten sesler duyuyorum, odaklanamıyorum.’’

Sylvia Plath, hayatının büyük kısmını manik depresif bozuklukla geçirmişti. Ardında bıraktığı kısacık not: ‘’Dr. Horder’ı arayın.’’ Belki de bu not hayata yeniden tutunabileceğini gösteriyordu ve yardım çığlığıydı belki de.

İntihar mutsuz bir hayattan kaçış olarak mı görülüyor, yoksa sorunun hayat değil de kişinin kendi yaşadığı acıdan mı kurtuluşu olarak görülüyor? Bunun için acının kaynağına dokunabilmek, onarabilmek gerekir. Kişinin zihinde biriktirdiği olumsuz düşünceleri, şemaları hayata tekrar kazandıracak biçime getirebilmek önemlidir.

Özkıyım Olmayan Kendini Yaralama

Kişinin kendini öldürme amacı olmadan yaralama davranışıdır. Kişi bedenini kesmiş veya vurmuştur. Peki neden insanlar kendilerini incitmek ister? Bununla ilgili yapılan araştırmalara bakıldığında bazıları öfke gibi negatif duygularını bastırmak için, bazıları da doyum noktasın ulaştığında yani kendilerini layık görmedikleri için yaralama davranışında bulunmuştur. Bu durum hem psikolojik hem sosyal durumların etkili olduğunu göstermektedir.

Özkıyım Modellleri

Özkıyıma neden olan etmenler çok daha kompleks ve çok yönlüdür. Bu nedenle psikolojik, nörobiyolojik, sosyolojik etmenlere bakmak gerekir.

Psikolojik Bozukluklar: Duygudurum bozukluğu olan kişilerde özkıyım girişimi görülmüştür. Depresyon, şizofreni, bipolar bozukluk gibi rahatsızlığı olan kişilerde özellikle hastaneye yatırılanlardan özkıyım girişimleri görülmüştür. Fakat ruhsal bozukluğu olan bireylerin tümü girişimde bulunur demek doğru değildir. Hatta tedaviyle bireyin özkıyım girişimi hakkındaki düşünceleri de olumlu yönde değişmektedir.

Nörobiyolojik modeller: Yapılan ikiz çalışmalarına bakıldığında; özkıyım girişiminde bulunanlardan kalıtımın yaklaşık %48 oranında etkisinin olduğu görülmüştür. Özellikle serotonin hormonu özkıyımla ilişkilidir. Serotonin düzeyinin düşük olması depresyona sebep olabilir bu durum da kişide özkıyım girişimi düşüncelerini oluşmasına zemin hazırlayabilir.

Sosyal Faktörler:  Toplumdan izole edilmiş ve sosyal aidiyet eksikliği yaşayan bireylerde intihar düşüncesi veya davranışının tetikleyici bir unsur olduğu söylenebilir. Sosyoekonomik durum ve kültürel faktörler de etkili olmaktadır.

Psikolojik Modeller: Özkıyımın psikolojik değişkenleri kişiden kişiye farklılık gösterir. Örneğin girişimde bulunanların problem çözme yetersizliği olduğu söylenmiştir. Çünkü problem çözmede güçlük çeken biri umutsuzlukla karşı karşıya gelince daha savunmasız kalabilir. O yükün altından kalkamayacağını düşünür.

Kişi kabul edilemez duygulardan kurtulmak için, ölen sevdiğine kavuşabilmek için, başkasının suçu olduğunu göstermek için, duygusal acıdan kaçmak için girişimde bulunabilir. Fakat şöyle bir düşününce: bir insana yaşama nedenlerini ve özkıyım nedenlerini sıralamasını istediğimizde yaşama nedenlerinin daha fazla olduğunu görürüz. İşte bu yüzden hayatta olma nedenleri fazla olan hayata daha çok tutunur.

  • Bazen girişimde bulunan biri dış çevresine pek çok uyarı verebilir: ‘Dünya ben olmayınca daha güzel olacak’ . Aslında bana yardım edebilirsin, beni kurtarabilirsin gibi hayata yeniden tutunabilecek bir desteğe
    ihtiyaç duyar.
  • İnsanların çoğu özkıyımdan kurtarıldığı için mutlu olurlar. Bazen kullandığı ilacın dozunun farkında değildir ve bu sonradan pişmanlık verebilir.

Özkıyımı Önleme

Hayata tutunmak için bazen bir sebep bile etkili olabilir. Bu yüzden tedavilerle özkıyım düşüncesini önlemek de mümkündür. Ciddi rahatsızlığı olmayan biri kendi başına bile bu kararından vazgeçebilir.

Psikolojik bozukluğu olan bireyin terapi sürecinde özkıyım düşüncesi de değiştirilebilir. Örneğin Beck’in bilişsel yaklaşım terapisiyle bireyin depresyonu azaltılır ve intihar riski de azaltılmış olur. Özellikle umutsuzluk duygularını azaltmak önemli bir önleme sebep olur. Ya da diyalektik terapi ile sınırda kişilik bozukluğu olan birinin özkıyımdan korunduğu görülmüştür. Bir diğer yöntem İntiharı Önleme Merkezleri’nin olmasıdır. Bu yöntem de özellikle kriz durumlarında telefonla yardım hatlarının destek vermesidir. Ülkemizde de intiharı önleme programlarının olması ve herkese ulaşılabilir olması intihar oranını da azaltacaktır diye düşünüyorum.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan “Hiç Yapmayacağınız Şeyleri Size Fısıldayan O Ses: Davetsiz Düşünce nedir?” yazısını okumak için tıklayınız.

Yazar: Kader Barkış

Merhaba, ben Kader. Psikoloji bölümü mezunuyum. Okuma ve araştırma yapmaktan keyif alırım. Aynı zamanda düşüncelerimi kağıda döküp sizinle paylaşmak ve bu konuda yararlı olmak mutluluk verici. Bu yüzden hayatımızı geçiştirerek değil geliştirerek daha anlamlı kılabileceğimizi düşünüyorum.
Sevgilerle...

6 Yorum

Yorum Yap
  1. Ellerine sağlık . Çok kaliteli bir yazı olmuş .. Daha başarılı yazılar yazman dileğiyle 🤗

  2. Kişi dayanamadığı o ruhsal acıyı fiziksel acıya dönüştürmek için yapıyor bazen bu kendini yaralamaları. çok güzel noktalara değinmişsiniz. Keyifle okudum 🙂

Web Site İçi Kaynakça

  1. Web Site İçi Kaynakça:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

LGBTİ+ Bireyleri Ttoplumda Karşılaştıkları Ayrımcılığın Psikolojik Etkileri

LGBTİ+ Bireyleri Toplumda Karşılaştıkları Ayrımcılığın Psikolojik Etkileri

Bütün Beyinli Çocuk (Kitap İncelemesi) IMG 1228

Bütün Beyinli Çocuk (Kitap İncelemesi)