Beni Benden Alırsan, Seni Sana Bırakmam (Predestination)

Uyarı: Predestination Filmi izlemediyseniz keyfinizi kaçıracak kısımlar içeriyor bu yazı. İzlediyseniz de birazcık daha kafanızı karıştıracak detaylara rastlayabilirsiniz.

Size hemen filmi özetleyelim: ‘Tek Taşımı Kendim Aldım, Tek Başıma Kendim Taktım…’ Evet evet daha güzel özetlenemezdi.
Predestination filmine geçmeden önce sizinle tanıştırmam gereken birisi var: Narkissos. Narkissos’un hikayesini bir yerlerden duymuş olmanız mümkün. Duymadıysanız hemen kısaca bahsedelim. Narkissos bir gün dere kenarına gider ve dereye bakarken bir yansıma fark eder “A bu yakışıklı da kimmiş? Benmişim” demiş olsa gerek çünkü kendine aşık olur. Hatta şu an tanı kitabında da yer alan Narsistik Kişilik Bozukluğu’nun isim babası diyebiliriz.

Predestination filminde de böyle bir karakter var. Biz kendisini ilk başta yetimhaneye daha bebekken bırakılan ve orada büyüyen Jane adında bir kız olarak tanıdık. Çok zeki çok yetenekli ve çok kavgacı. Bu kavgacılığı ve zekası bir uzay programının aradığı tüm yeterlilikleri karşılıyor. Orada bir sürü testi başarıyla tamamlıyor ama… Karıştığı bir kavga yüzünden buradaki kariyeri sona eriyor. O da kendisine yeni bir kariyer çizmek zorunda kalıyor. Yağmurlu bir günde hiç beklenmedik bir anda birisiyle (aslında kendisiyle) tanışıyor. Kendisiyle geçirdiği güzel günlerden sonra tekrar yalnız hayatına geri dönüyor.

Şu an “ben ne okuyorum yahu!” demiş olabilirsiniz. Çok yerinde bir tepki olur gerçekten. Hele şu kısım ‘Kendisiyle geçirdiği güzel günlerden sonra tekrar yalnız hayatına geri dönüyor’. İnsan nasıl olabilir de kendisi ile güzel vakit geçirip ardından yalnız kalabilir? Kendinize hediye ettiğiniz zaman makinesi ile mümkün.

“Ne?” Evet şimdi de bunu söylediniz. Yine çok haklısınız. Tamam belki Jane kendine hediye etmedi, kendisinin kullandığı zaman makinesini kullanmış bulundu demek daha doğru. Kendisi ile geçirdiği güzel vakitlerin birinde kendisi ile birlikte oldu (ve hamile kaldı).

‘Aa… Hermafrodit miydi?’ Evet aslında hermafrodit diyebiliriz (tek bir farkla Jane aynı anda iki kişi) (aynı anda iki kişi olmasını sağlayan hermafrodit olması ve zaman makinesi işte). Hermafrodit çift cinsiyetli demek. Bu ismin Hermes ve Afrodit’ten geldiğini biliyor muydunuz? Mitoloji, günlük hayatımızı sandığımızdan çok daha fazla etkilemiş. Hatta psikolojide de kullandığımız bazı terimler mitolojiden geliyor. (Buraya tıklayarak psikomitoloji hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.)

Filme dönelim, bu birliktelikten Jane doğuyor. “Yeter ama!” Yani kendisiyle yaşadığı bir ilişkiden sonra kendisine gebe kalıyor ve kendisini doğuruyor. Jung bu sahneyi izleseydi ne tepki verirdi? Gitti Kolektif Bilinçdışı…

Kolektif bilinçdışı en kısa tabiriyle bize atalarımızdan kalan davranış kalıpları diyebiliriz. Nasıl ki bilincimiz var ise, atalarımızın deneyimleri de kolektif bilinçdışıdır. Bir nevi hepimiz birbirimize bağlıyız demek gibi… Jane hariç ama. Jane kendini doğurduktan sonra anatomisinde bozulmalar meydana geldi ve bu sebeple içinde barındırdığı ikinci cinsiyeti ile hayatını devam ettirdi. Adını da değiştirdi, kendi öz eleştirisiyle de bayağı yaratıcı bir isim olarak “John”u seçti. John tabi film boyunca başına gelenlerden habersizdi. Bunları yine kendisine anlatıyordu ama neyse…
Bu yazı her ne kadar sürpriz bozan içerse de içindeki bilmeceler sayesinde sürprizler bozulmuyor. Hatta filmin sonunu anlamak için başını, başını anlamak içinde sonunu izlemeniz gerekiyor desem yeridir. Son bir kez daha kafanızı karıştırmak istiyorum, “Jane bu durumda kolektif bilinçdışının dışında kalmış oluyor. Jung bunu nasıl yorumlardı?”

Beni Benden Alırsan, Seni Sana Bırakmam (Predestination) PREDESTINATION

Film Adı : Predestination ( Zamanın Ötesi)

Filmin Yapım Yılı: 2014

Filmin Türü: Bilim Kurgu/Aksiyon

IMDb: 7.5/10

Süresi: 1s. 37 dk

Yazar: Sebahattin Yıldız

Merhaba ben Sebahattin. Psikolojik Danışma ve Rehberlik bölümü öğrencisiyim. Yazılarımda birazcık bilgi bolca takla olduğunu düşünüyorsanız bu sizin için :) Sokrates değilim yanlış anlamayın ama Sokratik yöntemi oldukça seviyorum. Biliyorum sizler de bu yöntemi çok seviyorsunuz yoksa şu an slayt okuyor olurdunuz :D Yazılarıma takla attırmak haricinde çizim yapmayı, öğrendiğim bilgileri tasarıma bulamayı çok sevdiğimi belirtmezsem içimde kalır...

12 Yorum

Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

What’s Eating Gilbert Grape kapak

What’s Eating Gilbert Grape Filmi

Psikolojik Dayanıklılık Üzerine kapak

Psikolojim Güçten Düştü Protein Tozu Mu Alsam? Psikolojik Dayanıklılık Üzerine