Şizofreniyi Anlatan Kitap: Sana Gül Bahçesi Vadetmedim

Kitabı ilk duyduğum zamanlar ortaokul zamanlarımdı ve kitaba ön yargılı bir şekilde yaklaşmıştım. Hani;  “Kitabı kapağına göre yargılama.” derler ya, evet, ben kitaba bu şekilde yaklaşmıştım. Yıllardır o kitap, kitaplığımda çürümüştü. Gelişim psikolojisi dersime giren hoca şiddetle bu kitabı önermeseydi, belki de hala kitaplığımda çürümeye devam edecekti. Bugün, Joanne Greenberg’in yazdığı “Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” kitabının ana karakteri olan Deborah’ın  psikolojik analizini anlatacağım. Hazırsanız, başlayalım.

Kitabın ana karakteri olan Deborah adlı genç kızın, küçüklüğünden itibaren yaşadığı bir rahatsızlığı vardır. İçinde bulunduğu dünyada değil kendi yarattığı dünyada yaşayan bir kızdır. Bu dünyaya da “YR Krallığı” demektedir. Geçmişte yaşadığını zannettiği birtakım olaylar vardır. Örneğin; kız kardeşi Suzy daha bebekken Deborah, doktoruna (Dr. Fried)  onu pencereden aşağıya attığını söylemektedir. Halbuki, doktor ilerleyen seanslarda kız kardeşini pencereden atmasının fizik kurallarınca imkansız olduğunu ona anlatmaya çalışmaktadır. Bu tarz yaşadığını zannetmesi, halüsinasyonlar görmesi vb. semptomlara “pozitif semptom” denir (Johnson, 2020). 

Dr. Fried kongreye gidene kadar Deborah yaşadığı her şeyi ona anlatmaya meyilli olmaktadır. Dr. Fried kongreye katıldıktan sonra Deborah içine kapanıp konuşma yoksunluğu çekecektir ve boşluğa düşecektir. Hatta Dr Fried’in yerine geçen doktora da hiç kanı ısınmayacaktır. Boşluğa düşme, içine kapanma, kaçınma hali ve konuşma yoksunluğu çekme gibi semptomlar ise “negatif semptom” olarak adlandırılmaktadır (Johnson, 2020). Evet, Deborah bir şizofreni hastasıydı.

Şizofreni hastalığının nasıl ortaya çıktığı ile ilgili birtakım görüşler mevcut fakat hiçbiri kesin kanıtlanmış değildir. Sadece hastalığı tetikleyen faktörler vardır. Kitapta sıkça aile üyeleri arasındaki iletişimi vurgulamaktadır. Deborah’ın annesi Esther, korumacı ve her şeyi kontrol altına almayı seven bir yapıya sahiptir. Deborah ile ilgili bir konu olduğu zaman kocası Jacob’a söylemeye çekinmektedir. Bu yüzden kocasına idare edici bir tavır göstermektedir. Jacob ise Deborah için çok endişelenen, hastalığını bir türlü kabul edemeyen ve şizofreni olan kızına karşı çok şefkatlidir. Küçük kız kardeşi Suzy, bütün ilginin Deborah’ın üstünde olmasından hoşlanmamaktadır. Ailesinden ilgi, şefkat, sevgi beklemektedir. Aile üyeleri Deborah’a olan aşırı duygularını ona göstermektedir. Hastalığını tetikleyen bir faktör olabilmektedir.

Şizofreniyi tetikleyen bir diğer faktör ise genetik faktörlerdir. Araştırmalara göre; tek yumurta ikizlerinde %50,  birinci derece akrabalarda %15 ve her iki ebeveynin hasta olması durumunda çocuklarda %40 şizofreni görülme olasılığı vardır (Yavuz, 2008). Dedesi, şizofreni hastalığının pozitif semptomlarını göstermekteydi. Bu da Deborah’ın hastalığını tetikleyen bir faktör olabilmektedir.

şizofreni resim

Peki, YR Krallığında İşler nasıl İlerlemekteydi?

Ve yaşama YR olmadan katlanma zorunluluğunu düşünüp titredi…

Biraz da Deborah’ın dünyasından bahsedelim. YR Krallığında Deborah mutlu, huzurlu ve güvenli hissetmektedir. Ne zaman “gerçek” dünya ile iletişim kursa veya “gerçek” dünyayı algılarsa YR Krallığı ona ceza vermektedir. Bu da Deborah’ın iyileşmesini olumsuz etkilemektedir. Aslında, Deborah “gerçek” dünyadaki yaşadığı olumsuz olaylardan sonra YR Krallığında huzur bulmuştur. Her insan olumsuz birtakım olaylar yaşadıktan sonra kendince koruma yöntemleri geliştirmektedir. Örneğin; küçük yaşlarda bir çocuğu hayal edelim. Bu çocuğun ilk tanıştığı arkadaşı ona yumruk atmıştır ve o da ilk tanıştığı arkadaşlara o kadar güvenmemesi gerektiğini anlayıp daha temkinli bir koruma yöntemi seçmiştir.

Deborah için de aynı şeyi söyleyebiliriz. “Gerçek” dünya ona çok acı çektirmiş. Bu acılardan bir tanesi de ailesi Yahudi olduğu için insanların Deborah’ı aşağılaması ve arkadaşlarının onu dışlamasıdır. YR Krallığında kendi ödülünü de cezasını da kendisi vermektedir. Gerçek dünyadaki insanlardan zarar görmektense kendi kurduğu krallıkta mutlu ve güvende olmayı tercih etmiştir.

Pencerelerinden dünyanın güzel ışığını her görüşünde sana işkence etmelerine izin verme.

(Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”SOSYAL FOBİ NEDİR?” yazısını okumak için tıklayınız.)

Yazar: Ezgi Yıldırım

Balıkesir Üniversitesi 2. sınıf öğrencisiyim. Bolca okumayı, doğa ile içe içe olmayı, seyahat etmeyi, her yönümü geliştirmeyi, herhangi bir konuda yazmayı ve kendimi ifade etmeyi seviyorum. Gülmenin hem vücudumuza hem de psikolojimize iyi geleceğini düşünüyorum. O yüzden... Sizi gülümseyerek karşılıyorum.

2 Yorum

Yorum Yap
  1. Güzel bir inceleme olmuş. Samimi bir anlatımınız var. Kitabı ilk okuduğumda yaşım küçüktü ve anlayamadığım durumlar vardı. Yaş ilerleyince birçok detayı daha iyi anladım. Kaleminize sağlık. Başarılar..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Amnezi kapak

Bebeklik Amnezisi: İlk Yıllarımızı Neden Hatırlamıyoruz?

genç kız kapak

Genç Kız Psikolojisi: Ergenlik Psikolojisi