Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Bazı durumlarda kendimizi gergin hissetmemiz oldukça normaldir. Hiç bilmediğimiz ortamda sunum yapmak ya da randevuya çıkmak gergin hissettiğimiz anlara örnek verilebilmektedir. Sosyal anksiyete bozukluğu literatürde,“bireyin başkaları tarafından yargılanabileceği kaygısını yaşadığı toplumsal ortamlarda mahcup ya  da rezil olacağı konusunda belirgin ve sürekli bir korkunun olması.” şeklinde tanımlanmaktır. Genellikle “sosyal fobi” olarak bilinen bu bozukluğa, “sosyal anksiyete bozukluğu” da denilmesinin sebebi , bireyin işlevselliğini bozacak şekilde kaygı yaşaması anlamına gelmektedir. Birey bu kaygının aşırı olduğunu farkındadır. Çoğu bozuklukta görüldüğü gibi sosyal anksiyete de komorbidite (eş zamanlı bozukluk) görülmektedir. Komorbidite sosyal anksiyetenin şiddetini attırabilmekte olup, alkol gibi maddelerin kullanımını da tetikleyebilmektedir. Sosyal fobi ile birlikte en çok görülen rahatsızlıklar depresif bozukluk (%35) , şizofreni vb. psikoz durumlar (%11) ve OKB (%11) ‘dir.

Sosyal Anksiyete Belirtileri

Sosyal anksiyete bozukluğunun, diğer anksiyete bozuklukları arasında en düşük tedavi edilme oranına sahip olduğu bilinmektedir. Bu durumun sebebi bireylerin bunu bir psikiyatrik sorun olarak algılamamaları, sorunlarını paylaşmaktan utanç duymaları, klinisyenlerin bu sorunla ilgili yeterli sorgulama yapmamaları
olabilmektedir.

Bireyi tetikleyen ortam ve durumlarda aşağıdaki belirtiler görülmektedir.

  • Yüz kızarması
  • Terleme
  • Ağız kuruluğu
  • Çarpıntı, nefes kesilmesi, nefes darlığı
  • Mide- bağırsak sisteminde rahatsızlık
  • Diyare
  • Kas gerginliği
  • Titreme   

Anksiyete durumu yüksek oranda sosyal ve ekonomik problemlere de yol açmaktadır. Çünkü anksiyeteye sahip bireyler terlemeyi , sesinin titremesini ve yüz kızarmasını önlemek için ekstra efor sarf ederler ve bu da işlerindeki performansı ciddi şekilde etkilemektedir. Yapılan araştırmalara göre bireylerin %92’sinin meslek işlevlerinde, %85’inin akademik performanslarında , %70’inin ise sosyal ilişkilerinde bozukluk oluşmaktadır.

Bireyin kendisini bir başkasıyla kıyaslaması veya istediği izlenimi elde etme konusunda şüpheleri vardır. Bundan
dolayı sosyal anksiyete de olumlu gelişim görülmesi zorlaşmaktadır. Cinsiyet bakımından duruma bakacak
olursak , kadınlarda sosyal anksiyete erkeklere göre daha fazla görülmektedir. Bu durum akıllara “Yetiştirilme tarzının sosyal anksiyete ile bağlantısı var mıdır?” sorusunu getirmektedir.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu resim

Sosyal Anksiyete Ve Faktörleri

Bu kaygıya sahip bireylerin genellikle evlenmemiş , düşük eğitim düzeyli, düşük gelir düzeyli ve sosyal destekten yoksun oldukları görülmektedir. (Schneier ve ark. 1 992; Magee ve ark. 1996; Offord ve ark.1996; Furmark, Tillfors ve ark. 1999;Furmark 2002)

Yapılan araştırmalarda sosyal anksiyete için sadece risk faktörlerinin yeterli olmadığı kanısı varılmıştır. Peki hayatımızın zorlu süreçlerini daha da çıkmaz hale sokan bu bozukluğu neler etkilemektedir ?

Genetik Faktörü

Sosyal anksiyete tanısı alan yetişkinlerin , yakın akrabalarında yapılan araştırma; tanı almayan bireylerin akrabalarına göre 10 kat daha fazla , bu bozukluğun belirtilerini sergiledikleri görülmüştür. (Reich ve Yates 1988; Fyer ı 993;Fyer ve ark. 1995;Mannuzza ve ark. 1995; Ollendick ve Hirshfeld-Becker 2002).

Ebeveyndeki sosyal anksiyete varlığı çocukta diğer anksiyete bozukluklarına da zemin hazırlamaktadır. Bunun yanı sıra ebeveyndeki sosyal anksiyete dışındaki diğer anksiyete bozuklukları, majör depresyon ve alkolizm
de çocukta bu bozukluğun riskini arttırmaktadır. Stravynski , genetik faktör hakkında “Eğer sosyal fobi ilaca
cevap veriyorsa biyolojik bir sorun olmalı; sorun biyolojik olduğuna göre ilaçla tedavi edilmelidir” demiştir.

Mizaç Faktörü

Özellikle çocukluk çağında çekingenlik sosyal anksiyete ile çokça karıştırılmaktadır. Çekingen davranışın özellikleri ise pasif geri çekilme , yabancılara yaklaşmada ve söze dökmede kısıtlılık gibi davranışsal bulgulardır. Erken çocukluk döneminde çekingen davranış gösteren bireylerin , çocukluk ve ergenlik döneminde sosyal anksiyete bozukluğu için daha yüksek risk altında olduğuna dair araştırmalar da vardır.

Aile Faktörü

Birçok bozuklukta olduğu gibi sosyal anksiyete de gen ve çevre etkileşim halindedir. Sosyal anksiyete bozukluğunun, ebeveyn tutumları ile ilişkisi incelendiğinde kontrolcülük , aşırı korumacılık, reddedicilik ,kaygılı ebeveynlik , duyarsızlık , sosyal yalıtma vb. gibi özellikler bulunmuştur (Brook ve Schmidt 2008).

Özellikle reddedicilik ve aşırı korumacılık , anksiyete bozukluklarını ve depresyonu etkilemektedir. Danışandan geriye dönük hikaye alınırken bağlanma stillerinin önemi görülmektedir. Bağlanma kaygılı, güvensiz ve kaçıngan olmuş ise sosyal anksiyeteyi tetiklemektedir.

Sosyal anksiyete psikoterapi ile çözülmesi gereken bir durum olup altında çokça sebep yatıyor olabilir. Tetikleyici ortamlara girmeden önce prova yapmak, meditasyon ile gevşemeye çalışmak, hissettiklerinizi bir başkası ile paylaşmak gibi olumlu yönelimler bir nebze rahatlamanızı sağlayacaktır.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan ”Şema Nedir?” yazısını okumak için tıklayınız.

Yazar: Irmak Şensoy

Merhaba, ben Irmak. Psikoloji bölümü lisans öğrencisiyim. Okumayı , öğrenmeyi çok seviyorum. Gezmeyi, yüzmeyi ve meditasyonu hayatımın parçası haline getirdim. "Her şey olması gerektiği gibi , olması gereken zamanda" görüşünü benimseyerek hayatımdaki gelişmelere açık kapı bırakıyorum. Kendimle ilgili söylemek istediklerim bu kadar.
Sağlıcakla kalın :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Toksik Pozitiflik: Olumlu Olma Takıntısı olumlu olma takintisi cizim mc

Toksik Pozitiflik: Olumlu Olma Takıntısı

Değişimi Reddetmek kapak

Değişimi Reddetmek