Sosyal Darwinizm Nedir?

Sosyal Darwinizm anlayışında toplum yaşayan bir organizmadır. Doğada meydana gelen evrim süreçleri gibi toplum da kendi içinde bir evrim sürecinden geçer. Günümüze kadar ulaşmayı başaran toplumlar bu evrim sürecinde başarılı olan en dayanıklı toplumlardır. Toplumsal evrim süreci geçmişten geleceğe insanın var olduğu bütün zamanlarda devam edecektir.

Herbert Spencer Kimdir?

Spencer ortaokul veya lise eğitimi almamış biriydi. Fakat doğa bilimleri ve siyasete ilgi duymuştur. Aslında kendini gerçek hayatta yetiştirmiş diyebiliriz. Jeoloji ve paleontolojiye ilgi duyması onu evrimci düşünceye yakınlaştırmıştır. Bu düşünce doğrultusunda da siyasette de faydacılık ve bireysel haklar konusunda liberal bir bakış açısını benimsemiştir. The Economist dergisinde editör olduktan sonra akademik kariyerinde de yükselen Spencer, akademide uluslararası ün ve güç kazanmış ayrıca Sosyal Darwinizm düşünce okulunun da önemli temsilcileri arasında yer almıştır.

Sosyal Darwinizm Fikrinin Oluşma Aşaması

Herbert Spencer, Charles Darwin’in evrimci teorisini sosyal bilimlere uyarlamaya çalışmıştır. Spencer’a göre doğada arınma, hayatta kalma, adaptasyon gibi süreçler olduğu gibi bu süreçlerin toplumlarda da olduğunu ileri sürer. Spencer toplumu yaşayan bir organizma olarak görür tıpkı doğa gibi. Doğada canlı yaşamı basit yapılardan karmaşık yapılara evrimleştiği gibi toplumlar da başta basit yapılar olarak kurulmuş zamanla karmaşık yapılara evrilmiştir.

Darwin ve Spencer’in ortak noktası ikisi de düşüncesinin temeline organizmacı anlayışı koymalarıdır. Spencer’in toplumu organizmaya benzettiği durumlar şunlardır:

Doğanın ve toplumun da zamanla büyüklükleri artar ve karmaşık, gelişmiş, farklılaşmış yapılara dönüşürler. Doğa ve toplum farklılaştığından dolayı uzmanlaşma meydana gelir. Doğada farklı türler ortaya çıktıkça ekosistemdeki döngünün sağlanması açısından önemli rol oynayan türler oluşur ve bu türler kendi alanlarında işini iyi yapan uzmanlaşmış canlılar olmuş olurlar. Toplumlarda da tıpkı böyle farklı ilişkiler ve iş alanları ortaya çıktıkça belli alanda uzmanlaşma durumu meydana gelir.

Doğa da toplum da evrimleşir. Doğa ve toplum sürekli canlı kalan değişen dış faktörlerden etkilenen yapılardır. Dolayısıyla hayatta kalmak için çevrelerinde oluşan bu değişimlere uyum ve adaptasyon süreçlerinden geçmek zorundadırlar.

Spencer, fiziğin belli unsurlarını kuramına katarak her şeyin en az direnç ile hareket etme konusunda içsel bir eğilime sahip olduğunu söyler. Ayrıca pozitivizm düşüncesini benimseyen Comte gibi Spencer da toplumsal düzenin oluşması için merkezde temel değerler ve ahlak gibi konularda doğal bir ulaşma olduğunu ve bu sayede toplumsal düzenin oluştuğunu söyler. Spencer bu iki görüşü doğal seçilim/ayıklanma denilen veya Spencer’in dediği gibi “en uygun olanın hayatta kalması” düşüncesi ve sosyal sistemlerin doğasında var olan istikrarsızlık durumu ile birleştirmiştir. (Slattery, 2014)

Spencer’a göre toplumdaki düzen ve istikrarın sağlanabilmesi için doğada olduğu gibi düzen ve uyum gereklidir. Toplum bir organizma olduğu için zaman içerisinde değişim göstermektedir. Bu toplumsal değişimlerin kaynağı düzen ve istikrarın sağlamasında gerekli olan denge durumunun toplumun içinden veya çevresel nedenlerden dolayı sağlanamayıp dengenin bozulmasından kaynaklanmaktadır. Toplumsal değişme sonucu yeni bir toplumsal düzen ve yeni ahlaki yapılar ortaya çıkarak farklı toplumsal ilişkilerin oluşmasına neden olur.

Spencer’in düşüncesi toplumların basit toplumsal yapılardan günümüze kadar gelen karmaşık ilişkilerin olduğu farklı bir toplum yapısına evrimleştiği doğrultusundadır. Günümüz toplum yapısına ulaşana kadar farklı medeniyetler farklı değişimlerden geçmiş ve aralarında hem kendi toplumları içinde hem de farklı kültürlerde uyum sağlamayanlar, güçsüz olanlar, hayatta kalmaya uygun olmayanlar diğer daha güçlü ve gelişmiş toplumlar karşında yok olmuştur. Bu durumda günümüzdeki toplumlar arasında gelişmişlik düzeyini belirleyen unsur toplumların bu çevreye ve hayatta kalma konusunda ne kadar başarılı olduklarına göre değişmektedir. Buna Spencer “Toplumsal Orman Yasası” diyerek sadece en uygun olanlar hayatta kalarak bu toplumsal evrimleşme
sayesinde de gelişmişlerdir.

sosyal darwinizm

“İnsanlar arasındaki savaş tıpkı hayvanlar arasındaki savaş gibi onların daha üst organizasyon biçimlerine ulaşmalarında büyük bir paya sahip olmuştur.”

— Herbert Spencer

Burada dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de toplumların her zaman aynı düzeyde gelişmemiş olmalarıdır. Bunun sebebi içinde yaşadıkları farklı çevresel koşullar, coğrafya yapılarına göre değişkenlik gösteren komşuluk ilişkileri, ırkları, kültürel birikimleri gibi her toplumun kendine özgü bu niteliklerinden kaynaklanmaktadır. Fakat her toplum aynı evrim süreçlerinden geçer. Hepsi ortak bir evrim yasasına bağlıdır. Böylece toplumlar organizmacı anlayışa göre doğar, gelişir ve yok olurlar. Spencer, farklı evrim düzeylerine göre iki toplum tipi belirler: (Slattery, 2014)

  • Askeri Toplum: Toplumun ordu tarafında yönetildiği, denetimin merkezden sağlandığı bütünleşmiş bir toplum yapısı vardır.
  • Sanayi Toplumu: Toplumsal düzenin kendiliğinden ve organik koşullarda oluştuğu iş birliği ve piyasa ilkelerine dayalı toplum yapısıdır.

Bu iki toplum tipi hayatta kalmak için birbirinden farklı yollara başvurmuştur. Askeri toplumlar daha çok diğer topluluklarla savarak gücün egemen olduğu doğal koşulların belirleyici olduğu bir hayatta kalma yarışı içindedirler bu sayede güçlü olan topluluk hayatta kalmayı başarmıştır. Sanayi toplumları ise ticaret ile uğraştıkları için diğer toplumlarda barış içinde ilişkiler kurarak ekonomik üstünlüğü elde edenin hayatta kaldığı bir evrimleşme modelini oluşturmuşlardır.

Spencer’in kuramının sosyolojik olduğu kadar psikolojik bir yanı da vardır. Spencer’a göre insanlar da tıpkı toplumlar gibi evrimleşirler. Günümüzde oluşan insan profili geçmiş yıllarda birçok çevresel, kültürel, ahlaki süreçlerden geçerek bugünkü modern insanı oluşturmaktadır. Hem fiziksel yapısında hem de toplumsal ilişkilerinde evrimleşerek hayatını devam etmeyi başarmanın yanında yüzyıllardır devam eden fiziksel, toplumsal ve psikolojik evrimin de temsilcisi olmuştur. 

Toplumlar başta küçük klanlar halinde bir arada yaşayan basit toplumsal ilişi ve yapıları olan birbirinden farklılaşmayan toplumsal yapıdan daha karmaşık ilişkilerin olduğu bir toplum içinde yaşayan herkesin bir diğerine bağlı olarak yaşadığı ve birbirini etkileyen uzmanlıkların ortaya çıktığı bir toplum yapısına doğru evrimleşmeleri canlı bedenine benzerlik oluşturur. Dolayısıyla Spencer, bu doğa, toplum ve insandaki evrimleşme sürecini dikkate alarak genel bir evrim teorisi geliştirmeye çalışmıştır. Ona göre tüm sistem bir denge içerisinde ilerler. Bu dengeyi bozmaya veya müdahale etmeye devlet bile kalkışmamalıdır.

Spencer, bireysel özgürlükleri ve günümüz liberal anlayışı olan piyasalardaki serbestlik anlayışını savunarak toplumsal alandaki her türlü devlet düzenlemesine karşıdır. Toplum ancak kendini geliştiren dinamiklerle baş başa bırakıldığında gelişmiş ve “sağlam” kişilerin bulunduğu bir toplum yapısına ulaşacaktır. Buradaki devlet müdahalesi toplumun doğal gelişme ortamı bozarak daha yapay bir ortamda toplumsal yapının inşa edilmesine neden olacaktır.

Spencer’in genel amacı bütün teorik bilimleri birleştirmek ve Charles Darwin’in evrim kuramına dayalı karşılaştırmalı bir sosyoloji kurmaktır. Spencer’in oluşturmaya çalıştığı bu organik toplumsal modelde kişi haklarını ön planda tutan bir anlayış vardır. Bu açıdan Sosyal Darwinizm toplumları farklı tarih ve evrim süreçlerine göre ayıran, topluma yapısal ve bilimsel bir açıdan yaklaşmayı sağlayan bir görüş oldu.

sosyal darwinizm

Spencer’in bu toplumsal evrim teorisine politik açıdan bakıldığında devletin müdahalesini reddeden bir anlayışa sahiptir. Bu yüzden toplumdaki bozulmaları ve eşitsizlikleri iyileştirme yönünde çalışmaların yapıldığı refah devleti içindeki sosyal planlamaların toplumsal evrimin doğal ve ilerlemeci yapısına zarar vereceğini düşünüyordu. Sosyal Darwinizm sosyolojiye katkı sağlamanın yanında siyasal bir öğreti halini almıştır.

Spencer, bu evrim teorisinde yeni bir etik ve ahlak arayışındadır. Bu yüzden herhangi bir dıştan müdahale olmadan toplumun doğal evrim sürecinde en iyi toplumsal ahlak ve etik düzene ulaşacağını düşünüyordu. Bu açıdan devletin yetkinliği ve gücü ortadan kaldırılarak bireysel özgürlüklere önem verilmeliydi. Bu yüzden Spencer, toplumdaki dezavantajlı gruplara yönelik yapılan sosyal reformlara ve yoksullara yapılan yardımlara karşıydı. Ona göre acı çekmek yararlı ve gerekli ve ahlaki açıdan da doğruydu. Çekilen bu acılar ve güçlükler sonucunda toplumda güçlü olanların hayatta kaldığı, güçsüz olanların elendiği, toplumu ileri götürecek kişilerin ve toplumsal sistemin oluşmasını sağlayacaktır. Eğer toplumda var olan güçsüz, zayıf veya herhangi bir engeli olan ya da yoksul kimselerin toplumda varlığını sürdürmeleri topluma zarar verir ve gelişmesini engeller. (Slattery, 2014)

Sosyal Darwinizm Eleştirileri

Sosyal Darwinizm toplum ve bireye olan uygun olan hayatta kalsın yaklaşımı eleştirileri yoğun olarak üç alanda etkili olmuştur:

Toplumu bir organizma olarak ele almasının yanında aynı zamanda kişinin özgürlüklerini savunan bireyci bir anlayışı da benimsemesi kuramsal olarak birbiriyle çelişmesidir. Toplumun evrimleşme sürecinde toplumda güçlü olanların hayatta kalmasını hakkettiği düşüncesi (ahlaki natüralizm) en fazla eleştirilerin olduğu konu olmakla birlikte ırkçı düşünceyi de beslediği söylenmiştir. Daha sonları ortaya çıkan faşist rejimlerin kaynağını oluşturabileceği eleştirisi yapılmıştır.

Toplumların sosyal ve kültürel alanda gelişmesi ve ilerlemesi için doğal ayıklanma sürecinde en iyi olanın hayatta kalması düşüncesi teorik olarak geçerli gibi görünse de toplumsal yaşam pratiklerinde geçerli olmadığı eleştirisine maruz kalmıştır.

Özetle Sosyal Darvinizm artık ırkçı ve anti-hümanist bir bakış açısından dolayı etkinliğini yitirmiş ve zamanla daha çok muhafazakâr bir çevre tarafından benimsenmiş bir düşünce olmuştur. Her ne kadar toplumsal yaşamı anlamaya yönelik doğru bir yaklaşım olmasa da sosyolojinin bilimsel ve teorik açıdan sistematik bir şekilde gelişmesinde rol oynayan ilk düşüncelerden biri olması bakımında önemli bir yere sahiptir. Sosyal Darwinizm düşüncesi son yıllarda yerini yapısal-işlevselcilik, kültürel antropoloji, modernleşme düşünceleri gibi farklı evrimci temelli düşüncelere bırakmıştır. (Slattery, 2014)

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan “Sosyal Psikoloji Deneyleri” yazısını okumak için tıklayınız.

Yazar: Gülden Erden

Merhaba ben Gülden. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sosyoloji bölümü mezunuyum. Yazılarımda sosyolojik bir bakış açısıyla toplumsal olay ve olguları inceleyeceğim. Aynı zamanda yaşadığımız dünyayı ve toplumu anlama çabasında sizlere ayna tutacak içerikler üreteceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

korku kapak

Korkmaktan Çok Korkuyorum

Helikopter Ebeveynlik

Helikopter Ebeveynlik Nedir?