Toplumsal Cinsiyet Kadın ve Erkek

Dişilik, erillik arasındaki biyolojik farklıları gözetmemize yarayan yaradılış özelliğine cinsiyet diyoruz. Kadın ve erkek olarak ayrımını yaptığımız bu kavramlar kromozomlar, cinsel salgı bezleri, hormonlar, cinsel organlar gibi etkenlerle net bir şekilde ayrımına varılan ve herkesçe kabul edilen kavramlardır. İkisi arasındaki farkı biyolojik olarak açıklayarak kadın ve erkek arasındaki farkı açıkça görebiliriz işte bunları biyolojik cinsiyet olarak adlandırırız.

Bir de şu an bahsedeceğimiz asıl konumuzu kapsayan toplumsal cinsiyet kavramı vardır. Toplumsal cinsiyet kavramı biyolojik cinsiyetten farklı olarak kadın, erkek değil kadınlık ve erkeklik kavramlarını daha çok içselleştirir.

Rol kavramını öncelikle tanımlamamız gerekiyor. Rol sosyal varlık olan insanın toplumda yer alan durumlara gösterdiği davranış ve durumlar karşısında kendisinden beklenen davranış kalıplarının tümüdür. Görüldüğü gibi bir yanıyla toplumsal bir yanıyla bireysel olan rol kavramı toplumsal cinsiyet kavramıyla kesişmektedir.

Doğal olan biyolojik cinsiyetler beraberinde sosyokültürel toplumsal cinsiyet kavramını getirmektedir. Toplumsal cinsiyet kavramı sosyal yapı içerisinde cinsiyeti erkek veya kadın olan bireylere atfedilen ve onlardan beklenen davranışlarla oluşturulan kadınlık ve erkeklik kavramlarını içerir.

Toplumsal cinsiyet kavramı günümüzde sıkça karşımıza çıkan bir olgudur. Toplumsal cinsiyet kişinin bulunduğu kültüre, topluma göre değişse de derin bir kavramdır. İnsanların biyolojik farklarını keşfedip sosyal yapıyla birlikte var olmaya başladığından beri karşımıza çıkar. Biyolojik cinsiyeti kadın ve erkek bireylere yüklenen roller, onlardan beklenenler bu bireyleri oldukça etkilemektedir. Bu roller bireylerden bekleneni gerçekleştirmesini ister fakat çoğu zaman bireyin ne yapmak istediğini çok da sorgulamaz ve toplumun kararına bırakır. ‘’Kadın çocuklarına bakar, erkek eve para getirir’’ cümleleri gibi çoğumuzun günlük hayatında birilerinin fikrini beyan ettiği mecralarda gördüğü ya da kendi kulaklarıyla duyduğu rollerin kendince bir tanımlamasına örnek cümlelerdir.

Dünyanın kuruluşundan bu yana bireylere biçilen bu garip kaftanlar bazen onları sıkar bazen bol gelir. Bireye göre kaftan biçilmez, birey bazen durum farklı da olsa yaşadığı toplumun normlarına göre kadınlık erkeklikte ona biçilen roller ile görevini yerine getirmeye çalışır. Bireyin okuma, evlilik, çalışma, çocuk sahibi olma, yaşadığı yer gibi birçok fikre sahip olup bireyleri yönlendiren toplumsal cinsiyet kavramı bilindiği gibi en az Tarım Devrimi’nden bu yana cinsiyet hiyerarşisi kavramını da beraberinde getirmekte.

Erkeklerin kadınlardan daha iyi olduğu bir şekilde bu düşüncenin dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli sebepleriyle baş gösterdiği görülmekte. Kimi zaman siyaset kimi zaman din de olsa sebebi, sonuçları hiyerarşinin git gide güçlenmesine yol açmıştır. Kız çocuğuna sahip olmanın şanssızlık olarak adlandırılmasından tutun, diri diri gömülmelerine, kadınlar ve erkeklerin işlediği ortak bir suçta yalnızca kadının suçlanmasına kadar günümüzde güncel sorun olarak karşımıza çıkan bu detayların temeline inildiğinde oldukça geriye gitmektedir. Biyolojik nedenlerle doğurganlık kadının sahip olduğu bir özellikken çocuğa bakılması bazılarınca kadınlık rolüdür. Erkekler böyle biyolojik kanıtlanan bir sebepten nasıl eksik görülmüyorsa kadınların da sadece toplumun ona yüklediği rollerle daha eksik ve hiyerarşik durumda altta görülmesi kabul edilemez bir gerçektir.

Erkekliği ve kadınlığı tanımlayan roller biyolojik cinsiyet gibi bir nesnelliğe dayanmaktan çok insanların hayal güçlerinin şekillendirdiği kurallara dayanmaktadır. XX kromozomuna, yumurtalıklara sahip kadın iken çocuk bakması gereken, ev temizlemesi gereken, yemek yapması gereken kadınlıktır. Neyse ki günümüzde kadına yüklenen geçmiş mitlerin de etkisiyle kadını hiyerarşide farklı konuma koyan roller daha fazla fark edilmekte ve değiştirilmeye çalışılmakta. Bazıları hala bu değişimlerin sakıncalı ya da insan doğasına aykırı olduğunu belirtse de insanı insan yapan doğal olan ve olmayan şeyler vardır.

İnsanın doğal olmayan şeylerden, kendisine uymayan kaftanında kurtulması onu daha kötü değil; daha özgür ve işlevsel hale getirir. Toplumun diktiği elbiselerin dar ve bol geldiği bireyler elbiseler olmasa da giymeye devam etmekte oysaki kendisini tanıyıp ne yapması gerektiğini bilen kişilerin benimsediği roller onlar için adeta bir biçilmiş kaftandır.

Editör Tavsiyesi: Web sitesinde yer alan “Psikopatoloji Tarihi” yazısını okumak için tıklayınız.

Yazar: Özge Ergün

Merhabalar Özge ben, psikoloji üçüncü sınıf öğrencisiyim. Öğrencilik dönemim boyunca alanım haricinde oyun ablalığı, palyaçoluk, garsonluk, kasiyerlik, telesekreterlik gibi çeşitli alanlarda yarı ve tam zamanlı olarak çalıştım bunların güzel yanlarının meyvesini yiyorum. Çeşitli insanlar farklı deneyimler derken az da olsa tecrübe oldular bana. Vals, yüzme, halter, kickboks gibi karışık bir ilgi alanı geçmişim mevcut. Aktif olarak çalışıyor, araştırıyor, yazıyor, çiziyor, karalıyorum. Başarılarıyla başarısızlığıyla kendimle gurur duyacağım bir hayat yaşamak istiyorum. Buraya da sevdiğim bir filmden alıntı bırakarak sonlandırıyorum : ''Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın. Ve eğer yaşamadığını düşünürsen, umarım içinde her şeye yeniden başlayacak gücü bulursun.''

2 Yorum

Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Corpus Callosum kapak

Corpus Callosum, Ayrık Beyin Ameliyatı ve Sonuçları Nelerdir?

Bitki Yetiştirmenin Çocuklardaki Etkisi Bitki Yetistirmenin Cocuklardaki Etkisi rumeysa

Bitki Yetiştirmenin Çocuklardaki Etkisi