Yalan Söylemek Nedir?

Yalan, doğru olmayan, hakikat dışı, gerçekten uzak sözlerdir. Yalan söylemek, yanlış olduğuna inanılan, tipik olarak önce insanın kendisini daha sonra karşısındaki kişiyi aldatmasıdır. Yalan söyleyen kişileri ‘yalancı’ olarak adlandırırız. Yalanlar onları kullanan bireyler için çeşitli araç olarak, kişilerarası veya psikolojik hizmet eder. Yalan genel olarak olumsuz anlam taşır. Toplumsal olarak hoş karşılanmaz. Bazı benimsenen dinlerde de günah olarak kabul edilir. Ama maalesef ki bunlara rağmen her birey yalan söyler ve hatta bu durum nefes almamız su içmemiz kadar sık yapılır.

NEDEN YALAN SÖYLEME İHTİYACI DUYARIZ?

Az önce de dediğimiz gibi her birey yalan söyler. Ama her bireyin yalan söyleme amacı farklıdır. Yalan söyleme sebeplerimiz; iyi hissetmek için, eleştiriden uzak kalmak için, gerçeği söylersek yaşanacak durumdan korktuğumuz için, onaylanmak veya desteklenmek için yalan kullanılabilmektedir. Kişi günlük hayatında kendine bile birden fazla yalan söyleyebiliyor. Kendini daha iyi, daha güvende hissetmek için veya arkadaş ortamında sohbetlerine renk katmak için, arkadaşlarını üzmemek için yalan söyleyebiliyor. Ian Leslie araştırmalarına göre, yeni tanışan bireylerin 10 dakika içinde 3 yalan söylediğini ifade ediyor.

YALAN SÖYLEMEK ETİK MİDİR?

Hepimizin sık sık başvurduğu yalan söyleme durumu sizce etik midir? Bence yalanın niyetine ve insanın neden yalan söylediğine karşı değişir. Yalan olmasaydı dünya nasıl olurdu, insanlar ne yapardı? Düşünelim ki yalan yok ve her düşüncemizi söylemek zorundayız. Bir davete katıldığımızda veya o gün iş yerinde bir arkadaşınızın size bugün ‘çok çirkin ve bakımsız görünüyorsun ‘ demesi, abinizin veya ablanızın size ‘o kadar aptalsın ki senin gibi bir kardeşim olduğu için utanıyorum’ demesi, yemeğe davet ettiğiniz insanların evden uğurlarken ‘yemeklerin berbattı, bir şeyi de beceremiyorsun’ demesi  gibi ultra dürüstlük durumları çok kırıcı olabilirdi. Ve bu dürüstlük, yalan söylememek, kabalık olarak adlandırılırdı.

Başka bir bakış açısıyla başka bir yalan söyleme olayını inceleyelim. Evlat edinilen çocuğa, evlat edinildiğini belirli bir süre olsa da söylememek, çocuğun bakış açısıyla bakıldığında ebeveynlerin yalan söylediği şeklindedir. Ebeveynler çocuğu ‘biz senin gerçek annen ve babanız’ diye büyütür ve bu da çocuk için bir tür yalandır. Ama bakıldığında çocuk için söylenmesi gereken bir yalandır. Peki, çoğu insanın bu durumda tercih edeceği bu yalanı neden söyleriz?

Çocuğun okul hayatını, sosyal hayatını etkilememek, çocuğu küçük yaşta psikolojik hastalıklara yitmemek, küçük yaşta omuzlarına bir yük bindirmemek, kendini hayattan ve aileden soyutlamaması, sevilmediğini, yalnız olduğunu düşünmemesi, kendisine zarar vermemesi için belirli bir zamana kadar bu yalanı söylemeyi tercih eder çoğu insan. Eğer çocuğa belirli bir süre bu yalan söylenmezse kötü sonuçlar doğurabilir. Bundan dolayı ebeveynler bir süre bu yalanı tercih ederler.

 Görüyoruz ki yalan söylendiği durumlara, söylendiği zamanlara ve neden söylendiğine göre farklılık gösteriyor. Yalan her zaman kötü niyetli olmayabiliyormuş. Dürüstlüğü sırtına ceket olarak giyen insanlar bile bazen karşısındaki insanı kırmamak için yalan söyleyebiliyor.

YALAN SÖYLEMEK PSİKOLOJİMİZİ NASIL ETKİLER?

 Yalan söylediğimizde ilk olarak beynin ön lobu aktif hale gelir. Bu, gerçeğin bastırılması veya gizlenmesiyle oluşur. İkinci olarak limbik sistem aktif hale gelir. Sebebi ise anksiyetenin ve hayal kırıklığının yükselmesidir. Üçüncü olarak temporal lob aktif hale gelir. Temporal lob dediğimiz bölümde hafızaya kaydetme ve hafızadan geri çağırma işlemleri yürütülür. Beyin bu aşamada zihinsel hayal gücünün doğru işleyip işlemediğini kontrol etmektedir. Araştırmalara göre dürtüsel olarak yalan söyleyen insanların beyinlerinin prefrontal korteks denilen bölgesinde %26 oranında daha fazla beyaz madde bulunmaktadır. Bu madde sayesinde gerçekliği olmayan düşünceler arasında daha iyi bağlantı sağlayabiliyorlar.

 Yalan söylemek insanın günde en az 2-3 defa yaptığı bir davranıştır. Az önce de bahsettiğimiz gibi yalan söylemenin türlü sebepleri vardır. Kendini kurtarmak için, korktuğu için, rencide olmamak için, dışlanmamak için veya dikkat toplamak takdir görmek için. Bazen şaka yaparken bile söyleriz ki biraz daha gülebilmek ve biraz daha mutlu olabilmek için.

 Renklerle adlandırılan yalanlar ‘pembe yalanlar, beyaz yalanlar’, insanı o andan sonra pek etkilemese de büyük yalanlar, ‘insanın sonuçlarından korktuğu için, olaylardan kurtulmak için söylediği yalanlar’ insanı bütün hayatı boyunca tehdit eder. Zaman ilerledikçe psikolojik rahatsızlıklara yol açar. Kurtulmak için söylenen yalanları yalanlar takip eder. İnsan yalan söylediğinde sürekli o yalanı düşünür durur. Ve sürekli tekrar edildiği için insan da o yalanı benimser onunla yaşamaya başlar, hayatı o yalana göre şekillenir. Gerçek ortaya çıktığında ise hayatı tepetaklak olur. Hiç istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Gerçeğin ortaya çıkması durumunda insanların tepkisi bireyi çıkmaza sürükleyebilir, kendine zarar verecek hale gelir.

Tramvatik durumlar söz konusu olur. İntihar girişimleri, karşı tarafa zarar verme durumu olabilir. Başka olabilecek bir durum ise; söylenen yalanı sık sık düşünmek, eğer gerçek ortaya çıkarsa diye diğer yalanları planlamaktır. Bu durum insanı oldukça yıpratır. Sürekli düşünür ki bulduğu alternatifleri unutmasın. Bu kadar düşünceden sonra beyin sinyal vermeye başlar. Bu demektir ki psikolojik hastalıklar kapıda. Anksiyete ve panik atak başlangıcı oluşur. Gelecek kaygısı, bulunduğu durumdan sıkılma, çokça düşünme, bunalma, bir sonuca varamama, delireceğini düşünme, sinir krizleri geçirme durumları sıklaşır. Bireyin depresyona girmesi de söz konusudur.

Yalan Söylemek Nedir? yalan soylemek kapak

BEDEN DİLİYLE YALAN SÖYLEMEK?

 Beden dili bazen söylenen sözden daha iyi ifade eder insanı. İnsan sözlerini seçebilir ve gerektiği gibi konuşabilir çoğu zaman. Ama insan bazen reflekslerine, mimiklerine ve hareketlerine kontrol sağlayamaz. Kişi yalan söylediğinde daha çok gergin ve sıkıntılıdır. İnsan beyni mantıkla çalıştığı için söylenen söz ile gerçek olan durumun arasındaki anlamsızlığı anlar anlar ve insana sinyal gönderir. Kişi bu durumda daha gergin, stresli olur ve bu durum beden diline yansır. Yüz kızarma, terleme, göz kaçırma hareketleri çoğu kişi tarafından bilinen beden dili hareketleridir. Peki az bilinen beden dili hareketlerini beraber inceleyelim.

KONUŞMA BOYUTU

Soru sorulan kişi sorulan soruya ‘evet’ veya ‘hayır’ cevabı yerine ‘ne zaman?’, ‘nerede?’, ‘nasıl?’ gibi sorular soruyorsa yalan söylediği muhtemeldir. Soru soran kişinin yapması gereken ise karşı tarafa aynı soruyu bir daha yöneltmek olmalıdır. Bir diğer konuşma boyutu; karşı tarafın konuyu, soruyu alaya alması ve sürekli gülme durumudur. Peki bu durumda ne yapılabilir?

Kişinin gülmesinin, konuşmasının bitmesini sabırlı bir şekilde beklemek ve soruyu tekrardan sormak. Bir diğerine gelecek olursak, karşıdaki kişiye yöneltilen soruda, kişi çok dürüst -cevaplar veriyorsa ‘yemin ederim ben yapmadım’, ‘ekmek, Kur’an çarpsın ki ben yapmadım’ gibi abartılı dürüst tepkiler varsa bu da kişinin yalan söylediğinin bir göstergesi olabilir. Bir diğer taktik ise, soru sorulan kişinin soruyu soran kişiye uzun bir süre cevap vermemesi ve ciddi yüz ifadesi takınmasıdır. Bu durum ise kişinin zaman kazanmaya çalıştığının bir göstergesidir. Narsist yalancılar ise daha çok size karşı acımasız ve kalp kırıcı olabilirler.

GÖZ HAREKETLERİ

Kişinin göz hareketlerinden çoğu şeyi anlayabiliriz. Eğer ki, kişinin göz hareketi sağ yukarı bakıyorsa ‘görsel hatırlanan’ durumudur, yani kişi olan olayı, durumu hatırlamaya çalışıyordur. Gözler sağ kulak hizasına bakıyorsa ‘işitsel hatırlama’ durumudur bu da o ana dair olan sesleri hatırlamaya çalışıyordur. Gözler sağ aşağı bakıyorsa ‘işitsel dijital’ durumudur bu da kişinin içindeki seslere kulak vermesidir. Gözler sol yukarı bakıyorsa ‘görsel tasarlanan’ durumdur yani kişi olayı kurguluyor, tasarlıyordur. Gözler sol kulak hizasına bakıyorsa ‘işitsel tasarlanan’ durumudur bu da kişinin yeni sesler ve besteler tasarladığı bir durumdur. Gözler sol aşağı bakıyorsa ‘kinestetik dokunsal’ durumdur bu da hislerin algılanması, duyguların yaşanması durumudur. Toparlayacak olursak, kişi sola bakıyorsa bir senaryo, bir kurgu üretiyordur, kişi sağa bakıyorsa hatırlamaya çalışıyordur.

EL VE KOL HAREKETLERİ

Yalan söyleyen kişinin yapabileceği bir diğer unsur ise ellerinin ve kollarının normalden daha hızlı ve fazla hareket etmesidir. İnsanlar rahat konumlarda olduğu zaman avuç içleri sürekli açık ve görünür durumdadır. Ama yalan söyleme durumunda avuç içleri gizlenir eller saklanır, eller cebe saklanabilir. Konuşulan konudan rahatsız olduğu anlaşılır.

YÜZE DOKUNMA

Kişi yalan söylediğinde bilinçsizce, beynin gönderdiği sinyallerle kendini koruma amaçlı yaptığı davranışlar söz konusudur. Ağız kapatma durumu sıktır. Kişi ağzına dokunur, dudaklarına dokunur bu da konun kapanmasını istemesidir. Burunu kaşıma da istemsizce ama sık yapılan bir dürtüdür. Normal kaşınmadan, ovalamadan uzak daha küçük hareketlerle kaşıma ve dürtme durumudur.

YUTKUNMA

Yutkunma durumu, konuşmamızı engelleyen bir davranıştır. Bundan dolayı yalan söyleyen kişi yutkunmayı sık sık yapar ki söyleyebileceği yalanlar için zaman kazansın, konudan uzaklaşabilsin.

ISLIK ÇALMA

Islık çalma durumu daha çok erkeklerde söz konusudur. Kişi söylediği sözden hemen sonra ıslık çalmaya başlar ve gözleri yukarı bakar. Göz ve göz çevresi kaşınmaya başlar. Kadınlarda ise saç bitiminde ve ense tarafında kaşınma söz konusudur.

 Tabii ki de söz ettiğimiz bu durumlar kişinin yüzde yüz yalan söylediğine işaret etmez. Sadece varsayımlardır.

YALAN SÖYLEMEKTEN NASIL KURTULABİLİRİZ?

Yalandan kurtulabilmek için en önemli etkenimiz bunu gerçekten istemektir. Her konu da olduğu gibi bu konuda da eğer istemiyorsak bunu başaramayız. Diğer bir etken olarak eleştiriye açık olmalıyız. Çünkü eleştiriye açık değilsek alacağımız tepkiden çekindiğimiz için gerçek fikrimizi söyleyemeyiz. Cesarette önemlidir yalan söylememekte çünkü bir eleştiride alacağımız tepki karşısında cesur olursak yalan söylemeye ihtiyaç duymayız.

Yalan söylediğimizde yalan bize ne kazandırıyor, söylediğimiz yalan bizi gerçekten korktuğumuz durumdan, çekindiğimiz eleştirilerden uzaklaştıracak mı, diye düşünmeliyiz. Bu durumları düşününce yalanın bize daha da yalan doğurduğunu, bizi daha zor duruma soktuğunu göreceğiz ve bundan vazgeçme ihtimalimiz daha da yüksek olacak. İnsanlarla konuştuğumuzda göz temasına özen gösterebiliriz. Çünkü göz teması kurduğumuzda yalan söylemekten çekiniriz. Yalan söylediğimizde sadece yalan söylediğimizde sadece karşıdakini değil kendimizi de kandırdığımızı ve kendimize daha büyük sorumluluk edindiğimizin farkında olursak yalan söylemekten kaçınırız. Kendinize zaman ayırıp doğruyu söylemenin sizi ne kadar rahatlatacağını düşündüğünüzde, yalan söylediğinizde o yalanın sizi ne kadar yorduğunu düşündüğünüzde yalan söylemekten kaçınacağınıza emin olabilirsiniz.

ANAHTAR KELİMELER: Yalan Nedir?, Neden Yalan Söylemeye İhtiyaç Duyarız?, Yalan Söylemek Etik Midir?,  Yalan Söylemek Psikolojimizi Nasıl Etkiler?, Beden Dilinde, Yalandan Nasıl Kurtuluruz?

KAYNAKLAR:

Yazar: Ece Zanbak

Merhaba, ben Ece Cyprus International Universty İngilizce Psikoloji öğrencisiyim. Kişisel gelişim kitapları okumaktan, müzik dinlemekten ve yoga, meditasyon yapmaktan hoşlanırım. Go Psikolojide sizinle olmaktan mutluluk duyuyorum. Keyifli vakit geçirmeniz dileğiyle.

2 Yorum

Yorum Yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mutluluk nedir kapak

Mutluluk Nedir?

HAYATTA KALMA kapak

Hayatta Kalma Ve Kültür